Aile Dizimi: Hellinger Terapisi

Ailenin kuşaktan kuşağa her bir bireyini kuşatan görünmez bir bağ olduğunu savunan Hellinger terapisi 1990’larda ortaya çıkmıştır.Toplumun en küçük sosyal yapısı olarak tanımlanan aile kavramını ele aldığımızda ortak paydada paylaşılan birçok şey olduğu gibi birbirinden etkilenmeye de açık bir yapı olduğu ortadadır.Buna Freud başta olmak üzere birçok kuramda yer verilmektedir.Aile kurumu bir sistemdir ve her sistem gibi iletişimde bulunduğu birey ve kurumları değişikliğe uğratmaktadır.Aile dizimi,bu düşünce yapısından yola çıkılarak yaşadığımız pek çok psikolojik sorunun ailelerimizden bizlere miras bırakıldığını düşünmektedir.

Aileler güzel anılar kadar kötü anılarda da ortak paydada buluşurlar.İşte tam bu noktada yaşanan bazı olumsuz deneyimler travma yaratabilmektedir.Bu travmalar boyutlarına göre mevcut kuşağı hatta kimi zaman gelecek kuşakları etkileyecek güce sahiptir.Bu travmalara örnekler şu şekildedir:savaş,göç,bebek kaybı(düşük),intihar,cinayet. 

Aile dizimi nereden çıkmış?

Bert Hellinger,katolik misyoneri olarak Afrika’ya gider.Burada Zulu’ların problemlerini çözmek adına kimi zaman ateşin etrafında toplanıp atalarının ruhlarından yardım istediklerini görür.Aile diziminin temellerini de bu fikirle beraber atmış olur.Yaşayan-yaşamayan tüm atalarımız bizlerin bugün kaderimiz diye yaşadığımız hayatta muhakkak rol sahibidir.Onlardan bırakılan miraslar bizlerin davranışlarına,tepkilerine kadar yansımaktadır.Hellinger’in dikkatini çeken bir diğer husus ise baba soyunda tekrar eden fiziksel rahatsızlıklar,şizofreni olan kişilerin Nazilerde görev aldığını gözlemlemiş ve savaş,göç gibi travmaların bizlere kuşaklar boyu aktarıldığını göstermektedir.

Kültürel travmalar nedir?

Bireyin hayatını kuşatan kültür aile kurumundan da ayrı düşünülememektedir.Kültürlerde büyük değişimler yaratan soykırımlar,kıtlıklar da travmalar yaratmakla beraber bu travmaların büyüklüğüne göre gelecek nesillere bir miras olarak kalmaktadır.Buradan yola çıkılırsa kıtlık görmüş bireylerin ve onların gelecek kuşaklarının eşya biriktirme alışkanlığının olması oldukça olağandır.Ayrıca soykırım gibi benliği,hayatı tehdit edici olaylar yaşayan bireylerin epigenetik aktarımları farklılık göstermektedir.Hayatta kalmaya dayalı olan limbik sistemlerinin diğer bireylere kıyasla çok daha aktif olduğu gözlenmektedir.

Aile diziminin amacı nedir ve nasıl yapılır?

Aile diziminin amacı kuşaktan kuşağa aktarılan ve bireyin anda yaşadığı problemin kilit noktasını çözmek,düğümü açmaktır.Bu amaçla hem bireysel hem de grup çalışmaları yapılabilmektedir.Yaklaşık 8-10 seans sürmektedir.Terapist en başta danışanın bir soyağacı çıkarmasını ve yukarıda belirtilen gibi kuşaklarda bir travma öyküsünün bilinip bilinmediğini öğrenmesini istemektedir.Terapi sürecinde boş koltuklar bulunmakta olup danışanın bu koltuklara aile fertlerini atfetmesi beklenmektedirTerapist aile fertlerinin yerine geçip danışanla o ağızdan iletişim kurmaktadır.Bu sayede annesinin yaşadığı ama hiç bilmediği acıyı,babasının ona sevgisini yeterince gösteremiyor oluşunun altında ne yattığını empati kurarak ve ruhani düğümü çözerek danışan çözüme kavuşmaktadır.

Kabul ve helalleşme oldukça önemlidir!

Kabul ve helalleşme aile diziminde oldukça önemli iki kavramdır.Bahsedildiği gibi bu travmaları görmek,kabullenmek ve helalleşmek gerekmektedir.Bu sayede üstümüzde bulunan kilidin yükünü atacağımıza inanan aile dizimi,bu yüzleşmenin insanın kendi ruhuyla barışması noktasında oldukça etkili olduğunu savunmaktadır.Buna aynı zamanda onurlandırma da denilmektedir.

Güzel bir örneği ise Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale savaşının sona ermesiyle beraber şehit olan Anzak askerlerinin annelerine 1934’te şöyle bir mektupla seslenmiştir:

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar.
Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar.
Gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler.
Ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.
Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Burada görülen örnek de bir tür onurlandırma ve helalleşme örneğidir.

 

Yazan: Özge Akduman

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*