Bir Lider Resmet: O Lider Bir Kadın Mı ?

     Bu fotoğraf serisi basit bir cümleden sonra ortaya çıktı: ‘’ Etkili bir lider çiziniz. ‘’

     Örgütsel davranış alanı profesörü, Britanya’nın Warwick Üniversitesi’nden Tina Kiefer, bu olguya pek iyi İngilizce konuşamayan yöneticilerin bolca bulunduğu bir çalıştaya liderlik ederken tesadüfen rastladı. O zamandan beri bu olgu dünyanın her yerinden örgüt (endüstri) psikologları tarafından benimseniyor.

     Toplumsal cinsiyet açısından, sonuçlar neredeyse her zaman aynı. Hem kadınlar hem de erkekler neredeyse hep erkek resmi çiziyorlar.

     Dr. Kiefer bir mailinde ‘’ çizimler cinsiyetsiz olduklarında (gender neutral) dahi insanların çoğu çizimlerinden bahsederken kadın ya da nötr den ziyade, erkeği niteleyen kişi zamirlerini (İngilizcede ‘’he’’) kullanıyor.’’ diyor. Dahası Kiefer’ in danışanları, atıfta bulundukları zamirden kast ettiklerinin yalnızca erkekleri değil her iki cinsiyeti de kapsadığı konusunda ısrar ediyordu. Bu olguya dair benzer deneyimleri olan ve örgüt psikolojisi çalışan birkaç araştırmacı, araştırmalarını daha ileriye götürmekte karar kıldı. Bilinçdışında toplumsal cinsiyetlere bağlı varsayımlara sahip olmak, insanların liderliği tanıma yetilerini nasıl etkiliyordu?

     Academy of Management Journal’ da yayımlanan araştırmada bulgular, bir çok kadının uzun zamandır tanık olduğu gibi, çalışma hayatında lider olarak tanınmanın erkeklerdense kadınlar için daha zor olduğunu gösterdi. Bir kadın ve bir erkek yazılı bir metinden aynı kelimeleri okuduğunda dahi, yalnızca erkeğin liderlik potansiyelinin tasdik edildiği belirtildi. Araştırmayı yayınlayanlar liderlikle ilişkili olarak özellikle bir noktaya odaklandılar: takımı ya da şirketi ileri taşıyacak fikirleri beyan etmek.

     Bir deneyde katılımcıların kurmaca bir sigorta şirketi tarafından aylık satış görüşmesine katılmaları istenerek, Erica ve Eric olmak üzere iki farklı sesten çağrı almaları sağlanıyor. Görüşmeden sonra ise duydukları sese ait kişiler hakkında liderlik sergilemelerine, takımlarını etkilemelerine ve liderlik üstlenip üstlenmediklerine dair değerlendirmeler yapmaları isteniyor. Değişim odaklı fikirler belirten Ericlerin, sadece ekiplerinin performansını eleştiren Ericlere oranla daha fazla ‘’lider’’ olarak tanımlandığı görülüyor. Öte yandan katılımcılar tarafından Ericalar, Ericlerinki ile tamamen aynı fikirleri belirttiklerinde dahi, statülerinde bir yükselmeye layık görülmüyor.

     Tabii ki hayatta işler senaryosu belli bir toplantıda olduğu gibi ilerlemiyor. İkinci bir deneyde, araştırmacılar ‘’zor/ rekabetin yüksek olduğu’’ anlarda fikirleri paylaşmanın yararlarını incelemek için kolları sıvadı. Katılımcıları Amerika Birleşik Devletleri Kara Harp Okulu’ ndan seçilen bu araştırmada 36 takım oluşturularak yarışmadan önce, yarışma sırasında ve yarışmadan sonra olmak üzere bir dizi soru soruldu. Erkek egemen bir araştırma sahası seçilmesinin, çalışmayı kısıtlayacabileceği belirtilse de yarışmanın doğası, katılımcıların atletik, kognitif ve diğer faktörlerini kontrol etmesini sağlıyordu. Yine de, yarışma bitiminde katılımcılara kimin takım lideri olmasını istediklerini derecelendirmeleri istendiğinde, yalnızca fikirlerini öne sürebilen erkekler üst sıralarda yer alabildi. Delaware Üniversitesi Alfred Lerner İşletme ve Ekonomi Fakültesi’nden Kyle Emich, ‘’Kadınların düşüncelerini: 1)neredeyse hiç bir zaman, 2) nadiren, 3) bazen, 4) sıklıkla, ve ya 5) neredeyse her zaman, açıkça ifade edip etmemeleri bir önem oluşturmuyor ” diyor ve ekliyor, ‘’Kadınlar parlak fikirlerle çıktıklarında statülerinde bir artış olmadığı gibi lider olarak atfedilme ihtimalleri de düşüyor. ‘’

     Kadın girişkenliğine yönelik olumsuz geri dönütler – ki buna blacklash etkisi deniyor- ise toplumsal cinsiyet ve liderlik ile ilgili diğer bir çok çalışmada belgeleniyor. Ancak Arizona Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nden Elizabeth McClean çalışmaları sonrası‘’Böyle bir etki ile karşılaşacağımızı umuyordum ama karşılaşmadık.’’ diyor.

     Peki burada neler oluyor? Araştırmacılar, sonuçların bu çizimlerde daha önce neler gördüğünüzle ilgili olabileceğine inanıyor. Dr. McClean, “İnsanlar liderlerin neye benzediği konusunda kafalarında bu prototiplere sahip” diyor. “Bir kişiyi gördüğümüzde, kendimize,’’Onlar bu prototipe uyuyor mu?’’ diye soruyoruz. Uymazlarsa – lider gibi davranıyor olsalar dahi – lider olarak tanımlanmaları daha zor hale geliyor‘’. Northwestern Üniversitesi’nde psikolog ve “Labirent Sayesinde: Kadınların Nasıl Lider Olduğu Hakkındaki Gerçek”in yazarı olan Alice Eagly’e göre ‘’Bu tutarsızlık, kadınların erkeklerden genel anlamda daha az yetkin olduklarını varsayımının yapılmasını gerektirmiyor. (örneğin akıllı,organize,seviye odaklı )’’

     Son zamanlarda, birçok insanın bu nitelikleri kadınlara atfetmeye daha meyilli olduğunu belirtiyor. Kişinin önderlik etme kapasitesi ile çok yakından ilişkili olan ’sorumluluğu üstlenme’’ kapasitesi ise erkeklerin sahip olduğu bir özellik olarak kabul edilmeye devam ediyor.

     Oysa Erica sorumluluk alıyordu. Neden kimse bunu fark edemedi?

     Massachusetts Üniversitesi Psikoloji ve Beyin Bilimleri profesörü Nilanjana Dasgupta’a göre, bilgiyi basmakalıp yargılarımızın ışığında işlediğimizde, çıkarımlarımız nesnel gerçekliktense bu kalıp yargılar ile tutarlılık gösteriyor. İnsanlar sürekli olarak tek bir biçime uygun liderlere maruz bırakıldıklarında, gelecekte de bu biçimlere uygun liderleri farketme eğiliminde oluyorlar, işte Kendini pekiştiren “doğrulama yanlılığı” döngüsü böyle yürüyor. Ayrıca benzer çalışmaları ırkla ilgili de yapıldığını görmek istediğini ekliyor.

     Bu sorunun üstesinden nasıl gelinebilir? Dasgupta, insanların kadınları da lider olarak görebilmesini sağlamanın bir yolunun, onları gerçek hayatta daha fazla liderlik pozisyonunda görev yapan kadınlara maruz bırakmaktan geçtiğini söylüyor.

 

Çevirenler: Esra Kardelen Yöyen, Şevval Özkaya

Kaynak: New York Times,Mart 2018

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*