Stresli Olduğumuzda Neden Şekerleme İçin Can Atarız?

     Beynimiz vücut ağırlığımızın sadece yüzde ikisini oluştursa da günlük karbonhidrat ihtiyacımızın yarısını tüketir ve glukoz da en mühim yakıtıdır. Aşırı stres altındayken beyin yüzde 12 daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar ve bu da birçoğumuzu – vücuda en hızlı enerji kaynağını sağlayan- şekerli atıştırmalıklara yönlendirir. Gerçekten de bilişsel testlerde stresli katılımcılar yemekten önce daha düşük performans göstermişlerdir. Bu performansları yiyecek tükettikten sonra normale dönmüştür. Açlıkta , tüm beyin bölgelerindeki ağlar aktive olur. Merkezde de Ventromedial ve lateral hipotalamus. Üst beyin sapındaki bu iki bölge metabolizmayı düzenlemekte rol oynar, davranışı ve sindirim fonksiyonlarını besler.

     Fakat hipotalamusta akıntıya karşı bir kapıcı görevi gören nucleus acuatus (ARH) vardır. Eğer bu ‘kapıcı’ beynin glukoz eksikliğini kaydederse, vücudun geri kalanından gelen bilgiyi bloke edecektir. İşte bu yüzden beynin enerjiye ihtiyacı olduğunda karbonhidratlara başvururuz – vücudun geri kalanı iyi tedarikli olsa da -.

     Beyin ve karbonhidrat arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için, 2 oturumda 40 katılımcı inceledik. İlk oturumda, katılımcılardan yabancı insanların önünde 10 dakikalık konuşma yapmalarını istedik. Diğer oturumda ise konuşma görevi vermedik. Her iki oturumun da sonunda, katılımcıların kanındaki adrenalin ve kortizol stres hormonu seviyelerini ölçtük. Ve bir de 1 saatlik bir yemek büfesi temin ettik. Katılımcıların büfeden önce konuşma yaptıklarında daha stresli oldukları ve konuşma yapmadıkları zamana kıyasla ortalama 34 gram daha fazla karbonhidrat tükettiklerini gördük.

     E peki o çikolata ne için? Eğer birisi öğleden sonra çikolata istiyorsa, ona tavsiyem fit kalması ve ruhunu dik tutması için o çikolatayı yemesi olur. Çünkü işte insanlar genellikle stresli ve beyin yüksek enerjiye ihtiyaç duyuyor. Eğer biri hiçbir şey yemiyorsa, muhtemelen beyin vücuttan glukoz kullanacak, yağ ve kas hücresi kullanımını amaçlayarak daha fazla stres hormonu salgılayacak. Bu durum birini sadece sefil yapmaz, aynı zamanda kalp krizi, felç veya depresyon riskini de uzun vadede artırır. Alternatif olarak beyin başka fonksiyonlarda da tasarruf edebilir fakat bu yol konsantrasyon ve performansı da düşürecektir.

     Beynin ihtiyaçlarıyla buluşmak için, deneyimizdeki katılımcılar gibi her şeyden daha çok yiyebilir ya da vücut için kolay olanı yapıp tatlı tüketebilirsiniz. Bebeklerin bile tatlılara belirgin bir yönelimi vardır. Minik vücutlarına kıyasla beyinleri oldukça büyük olduğu için , bebekler çok fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu enerjiyi de oldukça şeker içeren anne sütünden alırlar. Zamanla tatlıya olan tercihimiz azalır ama hiçbir zaman -yetişkin olsak bile- ortadan kaybolmaz.

     Bu yatkınlık kişiden kişiye ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir. Çalışmalar, çocukluk döneminde stresi çok deneyimlemiş kişilerin ileri zamanlarda tatlıya yatkınlığının daha güçlü olduğunu göstermiştir.

     Bazılarına göre, beyin enerjisini ( yeterli yağ deposu olsa da) vücudun rezervlerinden alamaz. Bunun en önemli sebebi ise kronik strestir. Bu kişiler beyinlerinin besinsiz kalmadığını garantilemek için her zaman yeterince yemelidir. Genellikle bu gibi yeme alışkanlıklarından çıkış yolu kalıcı olarak stresli ortamlardan ayrılmaktır. Çoğu insan fazla karbonhidrat ve tatlı tüketimi konusunda kendine yüklense de , altında yatan sebepler her zaman kontrol eksikliğinden doğmaz. Yaşam tarzlarına, geçmiş ve şimdiki stres durumlarına derin bir bakışı gerektirebilir. Stresin kaynağı çözüldüğünde, yeme alışkanlıkları da kendiliğinden çözülecektir.

Çeviren: Erva Kaygun

Kaynak: Scientific American

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*