Burundan Nesef Almak Kendine Özgü Yararlar Sağlayabilir.

     Folklor, manevi gelenekler ve hatta anneler yüzyıllardır, solunum ve ruhsal durum arasında üstü kapalı bir bağlantı kuruyorlar: Bize, düşüncelerimizi netleştirmek, huzura kavuşmak ve öfke nöbetini yatıştırmak için, burnumuzdan derin nefes almamız söylendi. Bu düşünceleri destekleyecek çok fazla bilimsel kanıt yok, fakat sayıları artmakta olan deneyler, nefes almanın ‘biliş’imiz üzerindeki etkisini incelemekte. Ekimde, The Journal of Neuroscience’taki bir çalışma, hafıza ve nefes alma şekli arasındaki ilişkiyi ele aldı.

     Kokuları tanımak, tabii ki insanlar da dahil olmak üzere, pek çok canlı için önemli bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Bu yüzden nörologlar, düşünme ve nefes alma arasındaki bağlantıların erken evrimsel adaptasyonlar olduğuna inanıyorlar. Çalışmalar, kemirgenler kokladıkları zaman kokusuz havanın akışının bile, burun soğanı (olfactory bulbs) adı verilen, daha sonrasında beynin anı yaratıp, bu anıları saklayan bölümü hipokampüs’e sinyal yollayan nöronları uyararak beyin aktivitesini başlattığını gösterdi. Ekimdeki çalışma için; Stockholm, İsveç’te Karolinska Enstitüsü’ndeki araştırmacılar ve diğer enstitüler bir araya gelip, ağzımızdan nefes aldığımızda bize de benzer şeyler oluyor mu, görmek için bir araştırma yürüttüler.

AĞIZDAN NEFES ALMA DAHA BELİRSİZ HATIRLAMA VE DAHA ÇOK YANLIŞ CEVAPLA SONUÇLANDI

     İki düzine genç, sağlıklı erkek ve kadın gönüllüler burunlarına tutulan küçük şişelerden 12 farklı kokuyu içlerine çektiler. Portakal kokusu gibi, bazı kokular tanıdıkken, bazı kokular anlaşılmazdı. Katılımcılara bütün kokuları hatırlamaları söylendi. Bu süreçten iki farklı şekilde geçtiler. Birincisinde, koklamanın hemen ardından burundan nefes almalarını engellemek için, burunları kapatılarak bir saat boyunca sessizce oturdular; İkincisinde, ağızdan nefes almalarını engellemek için, ağızları bantlanarak bir saat boyunca oturdular. Araştırmacıların hipotezine göre, her iki durumda da beklenilen bir saatte, beyin hipokampüs’te kokuları anılarla güçlendiriyor olmalıydı. Her iki durumda da, bir saat sonunda gönüllüler tekrar aynı kokulara ve yeni kokulara maruz bırakılıyor, sonra da o kokunun daha öncesinde koklatılıp koklatılmadığına karar vermesi isteniyordu. Kadınlar da erkekler de birbirlerine uyumlu olarak, sessiz geçirdikleri 1 saat sırasında eğer burunlarından nefes aldılarsa, kokuları hatırlama konusunda daha başarılı oldular. Ağızdan nefes alma daha belirsiz bir anımsama ve daha fazla yanlış cevapla sonuçlandı. Artin Arshamian’a   –   Karolinska Enstitüsünde bir nörolog ve çalışmanın baş yazarı- göre, “Burundan nefes almak, hafıza güçlendirmeyi arttırdı.” Arshamian muhtemelen, ağız solunumunun daha az etkili olduğunu, çünkü burun soğanını (olfactory bulbs) es geçtiğini ve aynı nöronal şelaleden (neuronal cascade) hızla başlamadığını söylüyor.

     Ağızdan nefes almaya karşın, burundan nefes almanın insanların uzun süreli anılarını kokulara bağlı olmadan hatırlamasını geliştirebilirliği – ya da bunun dışında ‘biliş’i artırabilirliği- hala şüpheli bir konu. Arshamian, “Eğer bu (burundan nefes almak) gündelik yaşamda, hafıza üzerinde de aynı etkiyi sağlasaydı şaşırmazdım.” Diyor. Arshamian, bu varsayım niteliğindeki etkilerin o kadar da büyük olmayacağını düşünüyor. Ama, “Nefes almanın ruhsal durumu değiştirmek için binlerce yıldır kullanıldığı gerçeğinin yanı sıra, hâlâ insanlardaki solunum ve beyin işlevi hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.” Diyor.

KaynakNY times

Çeviri: İlke Kocaoğlu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*