Büyük Ölçekli Araştırma Oksitosin Spreylerinin Otizm Tedavisi için Etkisiz Olduğunu Gösteriyor

Yeni bir çalışmaya göre, oksitosin hormonu çoğu otizmli çocukta sosyalleşmeyi artırmada etkisiz.

Bugüne kadar yapılmış en geniş katılımlı çalışmaya göre, burundan uygulanan oksitosin hormonu tedavisi otizmli çocukların sosyal davranışlarını geliştirmede plasebodan daha etkili değil. Araştırmanın sonuçları The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlandı.

Oksitosinin sosyal bağlanmayı güçlendirmedeki rolünden dolayı, 10 yıldan fazla süredir araştırmacılar onu otizmi tedavi etmeye aday olarak değerlendiriyorlar. Küçük ölçekli çalışmalar, kandaki oksitosin seviyesinin düşük olduğu veya otizmine bağlı bir durum olan Prader-Willi Sendromu gibi durumlarda, bu hormonun otistik kişilerin sosyal becerilerini geliştirebileceğini göstermişti.

Ama 250 otistik çocuk ile yapılan araştırmaya dayanan yeni sonuçlar için güncel araştırmada yer almayan Toronto Üniversitesi Pediatri bölümü profesörü Evdokia Anagnostou, “Oksitosin, en azından şu anki hali ile, çoğu otizmli çocuğa faydalı değil.” Diyor.

Durham, Kuzey Karolina Duke Center for Autism and Brain Development’da psikiyatri ve davranış bilimleri Doçenti olan Linmarie Sikich sonuçlar için “Bir şeyler değişecek. Çoğu insan halen oksitosinin otizmin tedavisi için önemli bir şans olduğunu düşünüyor.” Diyor.

 

Araştırmada yer almayan, Norveç Oslo Üniversitesi biyolojik psikiyatri bölümünde araştırmacı olan Daniel Quintana, anlamlı sonuç bulamayan araştırmaların yayın yanlılığından dolayı anlamlı sonuç bulan araştırmalardan çok daha az yayımlandığını dile getiriyor. Bu yüzden yeni araştırmanın “Alan için önemli bir katkı ama otizm tedavisi için burundan uygulanan oksitosin tedavisi fikrini tek başına ortadan kaldıramaz” diyor.

Araştırmada, yaşları 3 ila 17 arasında değişen otizmli çocuklar 24 hafta boyunca ya oksitosin ya da plasebo soludular. Katılımcılar, günde bir defa olmak üzere düşük doz ile başladılar. Eğer tolere edildiyse, dozaj günde iki kez olacak şekilde yavaş yavaş yükseltildi.

Araştırmanın başında ve belirli aralıklarda, katılımcıların ebeveynleri veya yasal bakıcıları, çocukların sosyal davranışlarını değerlendirmek için form doldurdular.

Araştırmanın 4. haftasında, iki gruptaki katılımcılar da öncül ölçek olan Aberrant Davranış Envanterinin göre sosyal çekinme davranışında gelişme gösterdiler. Bu değişim araştırma boyunca kalıcı oldu. Ayrıca Pervasive Developmental Disorders Behavir Inventory ve Social Responsiveness Scale’e göre iki grup da sosyalleşme ve sosyal motivasyon yönünden gelişme gösterdi. Sonuçlar katılımcıların yaşından, sözel becerilerinden veya kanlarındaki oksitosin seviyesinden etkilenmedi.

“Sadece oksitosini vermek büyük ihtimalle yeterli değil.” diyen Anagnostou, bu tedavi yönteminin teşekkül, biliş, bağlantı kurma ve ödül gibi güncel çalışmada kullanılan envanterlerin ele almadığı diğer sosyal fonksiyonları geliştirebileceğini fikrini de ekliyor.

Eylül ayında, nöro-gelişimsel biz durum olan ve genelde otizm ile sonuçlanan Phelan-McDermid Sendromundan mustarip çocuklar ile yapılan, küçük ölçekli oksitosin çalışması da ebeveynlerin geri dönüşlerine göre çocukların sosyal davranışları üzerinde burundan alınan oksitosinin bir etkisini bulamadı.

Araştırmalarda bizzat yer almayan, Avustralya Sidney Üniversitesinde klinik psikoloji profesörü olan Adam Guastella, “Sosyal davranışı nasıl ölçtüğümüz alanda uğraşılan ve hala çözümsüz kalan bir konu.” Diyor.

Atlanta, Georgia Translational Center for Neuroscience at Emory University’de direktör olan Larry Young, araştırmacıların oksitosinin beyindeki rolünü anladıkça, fikirlerinin nasıl değiştiğinden bahsediyor. Oksitosin hormonunun sosyalliği genel olarak arttırmadığı ama sosyal uyaranın yoğunluğunu arttırdığını ve bunun da insanlara yüz ifadesi ve vücut hareketleri gibi uyaranları daha iyi algılamaya ve onlardan öğrenmeye yardım ettiğini ekliyor.

Young aynı zamanda, bu anlayışla yaklaşınca, oksitosin tedavisini bazı davranışsal eğitimler ile destekleyince oksitosinin tedavi edici etkilerini olumlu etkileyebileceğini söylüyor.

Anagnostou, otizmin çok yapılı yönünü göz önüne alınca, bir grup otizmli insanın hala oksitosin temelli tedavilere cevap verebileceğini güncel araştırmadaki çocukların farklı otizm türlerine sahip olabileceğini, araştırmanın bunu ortaya koymadığını ve bu yüzden cevaplarının etkilenmiş olabileceğini söylüyor.

Guastella, oksitosini burun yoluyla vermenin en etkili yol olup olmadığını anlamak için daha fazla araştırmaya gerek olduğunu ve bu şekilde oksitosinin beyine ulaşıp ulaşmadığının kesin olmadığını söylüyor.

Buna ek olarak Anagnostou, oksitosin bu yolla beyine ulaşsa bile vücudun hormon düzeyini düzenleme şeklinden dolayı, beyini direkt olarak oksitosine maruz bırakmaktansa oksitosin reseptörlerini veya buna paralel bir sistemi aktive edecek bir bileşimin daha etkili olabileceğini söylüyor.

Ve direkt oksitosin vermek sistemi manipüle etmek için en iyi seçenek mi yoksa başka stratejiler mi düşünmeliyiz konusunda düşünmenin önemli olduğunu ekliyor.

Sikich, burundan verilen oksitosin tedavisinin sosyalleşme üzerinde bir etkisi olmadığını ama oksitosine özellikle duyarlı veya oksitosin seviyesi çok düşük kişiler gibi bazı genetik alttürler için yine de faydalı olabileceğini düşünüyor.

Ancak çoğu araştırmacı, şimdilik bu araştırmanın otizmi oksitosin ile tedavi etmeyi düşünen ebeveynler ve klinisyenler için bir uyarı olması gerektiğini düşünüyor.

Guastella, “Bu araştırma, büyük ilgiyi olması gerektiği şekilde azaltacaktır.” Diyor.

Çeviren: Mustafa Yıldırım

 

Kaynak: https://www.scientificamerican.com/article/large-trial-finds-oxytocin-nasal-spray-is-ineffective-for-autism/

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*