Değersizlik Duygusu

Değersizlik duygusu, kişinin kendisini diğer insanlardan daha yetersiz ve daha değersiz gördüğü bir benlik algısıdır. Değersizlik hissinin kaynağı daha çok çocukluk dönemindeki yaşantıya dayanır.  Değersizlik duygusu yaşayan insan kendisiyle yüzleşmez ve kendisini tanımaz. Bazen bu duyguyu karşı tarafa aşırı değer vererek bastırmaya çalışır. Kendi gerçek benliğiyle yüzleşmediği için doğal davranmaz, hoşgörülü olmaz ve sürekli başka insanları olumsuz eleştirir. Bu eleştirilerin çoğu aslında kendinde gördüğü eksikliklerdir.

Kişiye çocukluğunda değer verilmediği hissettirilmişse, o kişi yaşamının diğer dönemlerinde de kendini değersiz olarak algılar ve kendini özerk bir birey olarak görmez. Bir insana değer vermek, onu olduğu gibi kabul etmek, onun düşüncelerine saygı duyup onun ayrı bir birey olduğunu kabullenmektir. “birçok kişi diğer insanlara değer verdiği sanısıyla aslında kendi narsisist ihtiyaçlarına doyum sağlar.”

Kendisini değersiz hisseden kişi yaşamın her alanını olumsuz görme eğilimindedir. Kişi, olduğu gibi davranmaz, karşı tarafı memnun etme davranışları sergiler. Kendisini diğer insanlarla eşit görmez. Ona göre kendisi diğer insanlardan ya çok üstündür ya da onlardan çok değersizdir. Kendisinden değersiz gördüğü insanların bazı yönlerine aslında kendisini benzetir.

“Değersizlik duyguları yaşayan bir insan, kendi “değersiz” varlığına tanımadığı hakları başka insanlara tanıma eğilimindedir. Ancak genellikle kendi yakınları, daha doğrusu kendine bağımlı olan eş, çocuk vb. kimseler bunun dışında kalır. Çünkü kendisi gibi olanları da küçümser ve değersizliğinin bir uzantısı gibi algılar. Kendisini reddetme olasılığı olan kişilere önem vermesine karşılık, kendisini kabul edici tutumlar içinde olan kişileri küçümseyebilir. Ona göre, değersiz birini kabul eden bir insanın kendisi de değersizdir.”  (Geçtan E. İnsan Olmak, 2017)

Değersizlik Duygusunun Nedenleri

Değersizlik hissi temelde depresyonla ilişkilidir. Bu hissi yaşayan kişi herkesin kendisinden nefret ettiğini düşünür. Birey depresyonda ise ve yardım almıyorsa bu durum intihara kadar gidebilir.

“Çocuklarda değersizlik duygusunun güçlü olması, akran çatışmalarının, ihmalin veya istismarın göstergesi olabilir ve ciddiye alınmalıdır.”

Fiziksel olarak sağlıksız olan kişilerde değersizlik duygusu daha olasıdır. Beden bütünlüğünün eksik olması kişiye değersiz hissettirebilir. Bu his olumsuz duygularla ilişkili olduğu için kişinin sağlığını daha da olumsuz etkileyebilir.

Değersizlik duygusu karşı cinsle olan ilişkilerde bireyde kendini daha çok hissettirir. Sevilme, kabul edilme, istenme arzuları ilişkilerde daha şiddetli olduğu için aksi durumda kişinin özgüveni derinden sarsılacağından değersizlik duygusu çok daha yoğun yaşanır.

Kıyaslanma; bireyin çocukluk döneminde maruz kaldığı olumsuz eleştiriler ve kıyaslanmalar değersizlik hissinin kaynağını oluşturabilir. Kişinin görüntüsü, aklı, becerileri, özellikle okul başarıları başkalarıyla sık sık kıyaslanması onun hayatının birçok alanında kendisini yetersiz görmesine neden olur ve artık kişinin kendisi kendini diğer insanlarla kıyaslamaya başlar ve mutsuz olur.

Rol kaybı; yaşamımızda edindiğimiz roller beklenmedik şekilde kaybolduğunda değersiz hissedebiliriz. Kişi kendini edindiği o rolden bağımsız olarak algılayamıyorsa ve kendini o rol ile bütünleştirmiş ise o rolün kaybında da değersizlik duygusu yaşayabilir.

Bazı insanlar değersizlik duygusunu bastırmak için olmaları gerektiği rolden çıkıp başka bir role bürünürler. O role kendilerini öyle kaptırırlar ki gerçek benliklerini unuturlar. Bu rol karmaşası içinde zaman zaman anlamsız ve olumsuz duygu durumlarına maruz kalırlar. Önemli başarılar elde ederlerse değer kazanacaklarını düşünen bazı insanlar, kendini üstün göstermek amacıyla aşırı bir hırsla çaba sarf ederler ve o başarıyı elde ederler. Ancak bu kişiler kendilerini yine eksik görürler ve kazandıkları başarıların gerçek amacını ve anlamını idrak edemedikleri için mutsuz olmaya devam ederler ve değersizlik duygusu daha da artar.

Bir insan diğer insanlardan değer görmek istiyorsa kendisine değer vermeyi öğrenmeli. Birey, kendisine değer verdiği ölçüde başkalarından değer görür. Kendi gerçek benliğiyle yüzleşip kendi varoluşuna bağımsız bir birey olarak saygı duyabiliyorsa, olumsuzluklara yaşamın doğal bir parçası gibi yaklaşıp onları çözmek için çaba harcıyorsa değersizlik duygusunu yaşamaz.

“Kusurlu bir yanımızla yüzleşip bunu kabul edebilirsek, bu yanımızın bir süre sonra ortadan kalkma olasılığı da artar. Bu çoğu kez bilinçli bir çabayı gerektirebilirse de bazen çözüm hiç fark etmeden gerçekleşir. Böyle bir süreci başlatmış olmak, insanlarla ilişkilerimizde daha da etkin olmamızı sağlar. Çünkü kendimize karşı hoşgörülü oldukça, diğer insanların kusurlu yanlarını da daha kolay kabul edebiliriz. Dolayısıyla onlara gerçek anlamda bir şeyler verebilmemizin gururunu yaşamaya başlarız. Bu, benliğin şişmesiyle sonuçlanan gururdan çok farklı bir duygudur. İnsanın kendisine değer vermesini içerir.” (Geçtan E. İnsan Olmak, 2017)

İnsanların çoğu değersizlik hissine sahiptir.  Bu onların yaşadığı duruma bağlı olarak az veya çok olabilir. Zor da olsa insan kendisiyle yüzleşebilmeli, yargılamadan, öfkelenmeden, şefkatle kendi öz benliğini benimsemeyi öğrenebilmeli. Olumlu ve olumsuz durumların yaşamın doğal birer süreçleri olduğunu kabul ederek olaylara yaklaşmalıdır. Değersizlik hissi insanı hem psikolojik olarak hem de fizyolojik olarak olumsuz etkileyebilir. Bunun için gerektiğinde uzman desteği almaktan kaçınmamalıyız. Terapiyle bu süreç daha kolay çözüme kavuşabilir.

 

Meliha Taşlıtepe

KAYNAKÇA

Engin Geçtan:  İnsan Olmak, 2017

https://www.yasantipsikoloji.com/kisisel-gelisim/neden-degersiz-hissediyorum

http://www.terapi-terapist.com/?goto=makale_detay&idx=17

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*