Ergenler ve Yetişkinlerde Dinamik Sistemler Kuramı

Dinamik sistemler kuramı sinir kas sisteminin dinamik özellikleri ile çevresel bilgilerin fiziksel özelliklerinin kaynaşması ile meydana gelir. İnsanların hareketleri nasıl kontrol ettiğini açıklamamıza yarar. Bu bakış açısı hareket ve kontrolün gelişimsel olarak nasıl ortaya çıktığını anlamamızda yardımcı olmaktadır. Bu kuram hareket gelişimi genlerinin zaman içinde becerileri ardı ardına çıkardığı pasif bir olgu değildir. Motor beceriler, sinir sistemimiz gelişimi bedeninin fiziksel özellikleri hareket yeteneklerimiz, erişmeye yöneldiğimiz hareket ve beceriyi sağlayan çevre gibi etkenler söz konusudur. İnsanlar ancak bir şey yapmaya güdülendiklerinde hareket oluşturabilir ve bu hareket becerileri için eşgüdümlü olarak aktif çaba gerekir. Dinamik sistemler kuramına göre yürümek veya erişmek gibi motor gelişimler bu süreçle birlikte öğrenilir.

Ergenliğe baktığımızda gizli potansiyel hareket gelişimi söz konusu değildir. Ergenlikte, beden sistemini kullanabilir yaşa gelmektedirler. Ergenlikte artık ince motor gelişimi ve büyük motor becerileri sağlamdır ve sağlam olduğundan dolayı hareketlerini kontrol etmede zorluluk yaşamamaktadırlar. Ergenlikten sonra yaşlar ilerledikçe, kullanılan ve değiştirilen çeşitli hareket becerileri, performanslarını etkileyen değişik faktörlerden etkilenmektedir. Ergenlik Döneminde bedensel büyüme ve değişimler hız kazanır, hormonal aktivasyon başlar, cinsiyet özellikleri yerleşir. 12-18 yaşında bireyler genel olarak bedensel açıdan sağlıklı ve güçlüdür ve artık gelişimleri tamamlandığından dolayı dinamik sistemlere göre gelişim kazanırlar. Ergenler ayakta durma, yürüme, koşma, salınım, dönme, yuvarlanma, zıplama, denge gibi hareketler üzerindeki kontrolü sağlayabilme becerileri bebekler ve okul öncesine kadar gelişmektedir.

Yetişkinlerde bu hareketlerin sonuna doğru azamalar görülmektedir. Motor becerilerinde ve duyu kayıplarına bağlı olarak tepkilerinde yavaşlamalar meydana gelmektedir. Tepkileri düştükleri için bir işi başarırken daha çok çaba gerektireceklerdir. Karmaşık işleri yapamamaya başlamışlardır. Örneğin örgü örmede artık daha iyi sonuç veremeyeceklerdir. Hareketlerinde gerileme söz konusu olacaktır. Yetişkinlikte bu duruma bakarak, işlevlerinde gerileme görülmektedir. Fiziksel güçte düzenli ve yavaş yavaş azalmalar meydana gelmektedir. Bu işlevlerinde gerilemeler yetişkinlikte zor bir hal alır. Yetişkinler uzanma ve kavrama bir yerden bir yere hareket etme ve sürekli günlük işleri yaparken gençlikte olduğundan daha fazla zorlanırlar. Dinamik sistemler teorisinin daha iyi anlaşılması açısından dağdan akan su benzetmesi son derece uygundur; su dağdan akarken debisi, zemin, hava koşulları gibi pek çok etkene bağlı olarak çeşitli noktalarda hızlı, çeşitli noktalarda damla damla akabilir, ya da bazı noktalarda birikip göl oluşturabilir. Şiddetli bir yağmur ya da kuraklık sonrası suyun durumu değişiklikler gösterir. Akıntının mevcut durumunu anlamamız için, yer çekimi gibi nedensel düzeyde bilgilerin yanı sıra, dağın eski jeolojik çağlardan yakın dönemdeki durumuna dek pek çok zaman dilimini göz önünde bulundurmamız gerekmektedir (Thelen ve Smith, 1998). Dinamik sistemler teorisi yeni davranışların nereden geldiğini sorar. Yeni karmaşık beceriler, karmaşık bir sistemin parçalarının birbiriyle etkileşiminden, parçalar arasındaki ve yaşayan organizmaların kendilerini örgütleyen doğasından ortaya çıkar.

Olgunlaşmacı bakış açısına sahip gelişim açıklamaları çocuklardaki fiziksel ve motor gelişiminin dünyanın her yerinde aynı sırada ve benzer yaşta oluştuğunu belirtmiştir. Bu çalışmalardaki iddia dünyadaki bütün çocukların (kültür/ toplumdan bağımsız; merkezi sinir sistemi ve organları sağlam) doğal olarak gelişim sağladıkları yönündedir. Fakat güncel yaklaşımlar gelişimin temel taşlarının sabit olmadığını ve iddia edildiği kadar kalıtıma dayanmadığını göstermiştir. Son yıllarda etkisi gittikçe artan dinamik sistemler teorisine göre, bebekler algı ve eylemle motor becerilerini birleştirir. Bu teori dünyada var olan bilgiyi pasif şekilde almadığımızı, algının aktif bir süreç olduğunu öne sürer. Organizmanın çevrede yaptığı değişimler yeni seçilim baskıları oluşturur ve organizmalar çevreye uyum gösterirken eş zamanlı şekilde çevrelerini değiştirirler.

Kaynakça :

John Santorck-Yaşam Boyu Gelişim

https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_Bahar/gelisim_psikolojisi/3/index.html

 

ALEYNA ELMAS

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*