Her Gün Biraz Daha Yakın

     ‘Uzun yıllar önce ben kendimi terk ettiğim için insanların beni terk etmesinden korkuyorum.’

Kendini göremeyen bir kızın değişim öyküsü bu. Kendini arayan, onu bıraktığı yerden almaya çalışan, çabaladıkça yere düşen ama her düşüşünün kalkışında bir öncekinden çok daha güçlü olan bir kızın sürecini gösteriyor Yalom bize. Hayır hayır, yalnızca Yalom değil. Ginny ve Yalom birlikte yapıyorlar bunu. Çünkü ikisinin öyküsü bu. İşte tam da bu yüzden kitabın diğer bir ismi ‘İki kere anlatılan bir terapi’. Ginny ve Yalom’un terapi odasında sahip oldukları pencereleri.

Ginny, yaklaşık iki senelik bir grup terapisinden verim alamadığı için Yalom’un tavsiyesiyle bireysel terapiye başlayan bir danışan. Değişime karşı olan direnci onu bireysel terapi odasında Yalomla tekrar bir araya getiriyor. Bu süreçte Yalom ve Ginny her seans sonrasında o seansın raporunu yazarak sekretere bırakıyorlar ve altı ayda bir raporları okuyorlar. Böylelikle o seansa dair birbirlerinin bakış açılarını görebilme olanağı elde ediyorlar. Birbirlerinin pencerelerini görebilen bu iki göz, zamanla aralarındaki terapötik bağın gücüyle ‘Her gün biraz daha yakın’ hale geliyorlar. İşte değişim dediğimiz şey de tam olarak bu bağın sürece olan etkisiyle başlıyor. Terapistiyle kurduğu ilişki Ginny’yi her şeyden öte kendine doğru yaklaştırıyor. Yalom’a giden yol, aslında onu kendine götürüyor.

Kendisini kendi dahi göremezken Yalom’un, ‘Seni görebiliyorum ve her halinle kabul ediyorum. Ben buradayım, seninleyim.’ yaklaşımıyla karşılaşıyor Ginny. Alışkın olmadığı, tanımadığı bir yerden sesleniyor yani Yalom. Onu bilmediği bir ilişkiyle kucaklıyor. Bu kucaklayış aralarında ki terapötik bağın kuvvetini artırarak Ginny’nin Yalom’a karşı duyduğu güveni sağlamlaştırıyor.

Çünkü değişim, yalnızca güvene dayalı bir ilişki içerisinde gerçekleşebilir. Bu bağın olmadığı bir terapi süreci iki insanın kurmuş olduğu bir ilişkiden çıkıp mekanik bir ‘al, ver’ ilişkisine döner. Ve elbette ki böyle bir ilişkinin danışana faydası olmaz. Çünkü yaşaması zaten yeterince zor olan içsel süreçlerin sertliğini yalnızca yumuşak bir zemin iyileştirebilir.

Böylece Yalom ve Ginny de yumuşak bir zeminde çok sert duyguları paylaşıyorlar. Zamanla kendini daha çok açabilen Ginny, ortaya çıkan gerçekleriyle bir süre ne yapacağını bilemiyor ve Yalomla zorlu bir sürece giriyorlar. Direncin yoğunlu, açığa çıkan gerçekler ile beraber artış gösteriyor. Bu dirençle baş etmek en çok Ginny’yi zorlasa da raporlarda Yalom üzerinde ki etkilerini de görebiliyoruz. Gittikçe zorlaşan terapi süreci Yalom’a şu cümleleri kurdurtuyor, ‘Hayatın anlamı bu mu? Değilse çık bundan, bir şeyler yap.’ ve ekliyor, ‘Fakat içgörü, hatta mükemmel aydınlama bile yeterli değildir. Değişiklik istediği gerektirir.’

İçgörü beraberinde değişimi getirmezse daha yaralayıcı olabilir ve değişim de yalnızca kişinin kendi isteği doğrultusunda yaptıklarıyla gerçekleşebilir. Hiçbir güç bireyin kendi istencinden daha büyük bir etkiye sahip değildir. Ve evet, yalnızca kendini yeniden inşa edebilen, bu yola girebilmekte istekli olan bir birey için değişimden söz edilebilir.

Ginny’nin süreci de bunun en somut kanıtlarından. Ginny, ‘Bir şeyler yap.’ cümlesine cevap veriyor aslında. Değişimi adına önemli adımlar atıyor. Onu kendine küstüren, ‘terk ettiren’ yanlarına dokunabiliyor. O kendine dokundukça, uzaktan baktığı Ginny’le her gün biraz daha fazla yakınlaşıyor. Artık ‘Seni görebiliyorum, her halinle kabul ediyorum.’ cümlesi dışarıdan bir ses değil, onun kendi sesi haline geliyor. İlişkisel problemleri, kendiyle kuramadığı bağ, ifade edemediği duyguları bu sesin varlığıyla değişim sürecine giriyor.

Fakat değişim yakıcıdır. Çünkü değişim güvenli alandan ayrılmayı gerektirir. Güvenli alan ise tanıdık olandır. Zarar verse de onun içinde var olmak rahatsız etmez. Çünkü içindeyken neler yaşanılacağı bellidir. Güvenli alandan ayrılış kişiyi bilinmezliği götürdüğü için korkutur. İşte bu yüzden yakıcıdır değişim. Alışkın olunmayan, bilinmeyen bir yere doğru yol alınır.

Ginny’nin güvenli alanı ise kendini terk etmiş olması, hiç bir ilişkide var olamaması yani temelde yatan değersizlik hissidir. Tüm bunlar hayatını zor bir hale getirse de başka türlüsünü bilmediği için orada kalmayı güvenli bulur. Fakat Yalom’un ‘Ben seni görebiliyorum, yanındayım, seninleyim, sana değer veriyorum.’ yaklaşımı ona güvenli alanından ayrılabilmesinde yardımcı olur.

Değişim taşın yapısıyla karışmış bir maddeyi içinden çıkarma çabasına benzer, yıllar içerisinde tabakalaşmış bir maddeyi kazımak zordur. Zaman, sabır ve güç gerektirir. Ginny de terapi sürecinde zamanla bu gücü elde eder (fark eder). Bu güç ile içinde kalıplaşmış olan şeyleri kazır ve atar. Bu ise Yalom ile kurmuş olduğu ilişkinin içinde gizlidir. Onunla kurmuş olduğu bağ Ginny’ye hem kendisiyle kurduğu ilişkiyi hem de genel ilişkilerinde durduğu yeri gösterir.

Yalom başka bir kitabında, ‘İlişki, iyi bir terapinin kalbidir.’ der. Ve ben de bu ifadeye benzer olarak şunu diyebilirim ki, insanın kendiyle kurduğu ilişki onun başka bir kalbidir, kendi varoluşunu görmek istiyorsan ona iyi bak.

Yaralanmış bir kalbin iyileşme sürecini tüm açıklığıyla bizlere gösteren, içini açan ve kapalı bir odanın içini görebilmemize izin veren Ginny’ye ve Yalom’a sonsuz teşekkür…

Yazan: Elif Aksoy

Faydalanılan Kaynaklar:

Her Gün Biraz Daha Yakın, Irvin D. Yalom, Ginny Elkin, Pegasus Yayınları

Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği, Irvin D. Yalom, Molyn Leszcz, Pegasus Yayınları

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top
Skip to content