İlişkilere Zarar Veren Savunma Mekanizmaları

Metnin aslıhttps://www.psychologytoday.com/us/blog/fulfillment-any-age/201806/the-defense-mechanism-most-toxic-your-relationship

​     Anksiyeteyi engelleme açısından, tecrübeli, alışılagelmiş bir savunma mekanizmasını yenmek zor olabilir. Eğer önem verdiğiniz birine öfkeliyseniz, “yer değiştirme”(displacement) duygularınızı daha güvenli bir hedefe yönlendirmenize izin verecektir. Bu tıpkı kaldırımda önünüze çıkan küçük bir taşa tekme atmak gibidir. Eğer düşünmeden duramadığınız pahalı bir mücevher varsa, fakat onu almaya gücünüz yetmiyorsa, “bastırma”(repression) mücevheri bilincinizden atmaya yardımcı olacaktır. Savunma mekanizmaları ölçülü kullanıldığında fazlasıyla adaptif olabilecek sayısız farklı yolu vardır.

     Savunma mekanizmaları,özellikle ilişkilerde, yanlış kullanılması durumunda talihsiz bir sonuç yaratabilir. Partneriniz saptırılmış/kaydırılmış öfkenizin hedefi olmaktan veya hoşunuza gitmeyen ev işlerini bastırmanızdan hoşlanmayacaktır.Fakat bu savunma mekanizmalarının aşağı yukarı optimal seviyeden az kullanımı durumunda biri özellikle zehirli olarak öne çıkıyor: “Yansıtma” (Projection) savunma mekanizmasında, bilinçsiz anksiyete ve kaygılarınızı bir başka insan üzerinde nitelendiriyorsunuz. Daha sonra ise doğal olarak, bu insandan kendinizde reddettiğiniz ama sizinle aynı olan duygu ve düşünceleri paylaştığı için rahatsız oluyorsunuz.

     Sosyal algı üzerine yapılan yeni araştırmalar, yansıtmanın – empatinin ne olması gerektiğini, eşinizin başı dertte ise endişe duyulmayan bir eksikliğe dönüştürebileceğini gösteriyor.  Tel Aviv Üniversitesi’nden Nili Ben-Avi ve arkadaşları tarafından yapılan stres zihniyetleri üzerine yapılan bir araştırma, strese karşı kendi tavrınız sizi açıkça zorlanan bir insana alışkanlık kazandırmazsa ne olduğunu gösterir. Bir tür stres zihniyetinde ya da hayatınızdaki stresli olaylara karşı olan tavrınızda, canlandırıcı olmak için baskı görürsünüz ve diğer yandan, bunu zayıflatıcı bulursunuz.İsrailli araştırmacılar, hayatınızdaki stresi algılayış şeklinizin diğer insanların algılayış şeklini etkileyeceğine inanmaktadır.Mesela stresi, her ne pahasına olursa olsun kaçınılması gereken bir düşünce çerçevesi olarak görüyorsanız, aynı zamanda aşırı çalışan ortağınızın farklı bir iş bulması gerektiğini veya en azından akşam ve hafta sonu saatlerinde herhangi bir işten uzak kalmasını sağlayacağını düşünürsünüz.

     Ben-Avi ve meslektaşları deneysel bir sosyal psikolojik yaklaşımı benimsiyorlar, yani “savunma mekanizmalarını’’, psikodinamik yönelimli teorisyenler gibi aynı bilinçdışı sürücülere sahip olduklarını söylemiyorlar. Yine de “sosyal yansıtma” fikri, bu tanımdan da görebileceğiniz gibi klasik savunma mekanizması yaklaşımına uymaktadır: İnsanlar hedeflerin düşüncelerini, duygularını veya davranışlarını değerlendirmeye çalıştıklarında genellikle kendi ilgili durumlarını yansıtırlar, böylece yanlış sosyal yargılara ulaşırlar.

     İsrailli araştırmacıların çalışmaları gösterdi ki strese pozitif bakış açısıyla yaklaşan zihniyetlerin simgesel bir hedefi tükenmişliğin -tükenmişlikle gelen sağlığa olumsuz etkiler de dahil- olumsuz etkileriyle bağlantılı bir durum olarak görme eğilimi daha düşüktür. Ayrıca bu insanların strese maruz kalan hedefin, stres yaşadığı zaman dilimi boyunca “evlerinde kalmaları gerektiği” fikrine de sahip olma olasılıkları daha azdır. (Presenteeis: Hasta olduğu halde işinin başında bulunma durumu.)Çalışmaya katılan katılımcıların strese bakış açılarının, çalışmaya katılan diğer kurgusal çalışanlar hakkında kişisel kararlar vermelerini etkilediği de görüldü. Stresle başa çıkabilecek zihniyetteki çalışanların,  potansiyel olarak stresten muzdarip olmayacaklarını ve bu zihniyete sahip olmayanların ise terfiyi hak etmediklerine inandıkları görüldü.

     Çalışmanın yönetenleri tarafından katılımcılara hayatlarında fazla çalıştıkları ve ya tam tersi çok enerjik oldukları bir dönemi düşünmelerini istenerek uygulanmak istenen ve bir deneysel manipülasyon çeşidi olan, katılımcılara stresi iki farklı şekilde algılama zihniyetine “hazırlama”gerçekleştirildi. Bu metot stresi, algılama şeklinin şekillendirilebilir olduğunu gösterdi. Strese karşı bağışıklık geliştirebilen zihniyetler, hedefleri daha iyi tecrübe edebiliyor ve böylece stresle başa çıkarken dışarıdan yardıma daha az ihtiyaç duyuyorlar. Ayrıca bu zihniyete sahip bireyler hedeflerin iş hayatlarında terfi durumlarını daha yüksek görüyorlar. Yazarın da özetlediği gibi stresin kişiler arası uygulamalarda arttığı fikrinin hem karanlık hem de aydınlık bir tarafı bulunmakta. Karanlık taraf şu ki stresin kendimiz için iyi olduğuna inandığımızda, başkaları için de iyi olduğuna inanacak ve tükenmişliğin eşiğindeki birine yardımda bulunma ihtimalimiz azalacaktır. Öte yandan, aydınlık taraf olarak, yüksek seviye stresi kontrol edebilen insanları idrak etmek onların stresle ne kadar iyi başa çıkabildiklerini görmemizi sağlayarak onlara daha fazla sorumluluk (ve belki de terfi) verme ihtimalimizi arttıracaktır.

     İlişkiler açısından, İsrail’de yapılan çalışmaların bulguları sonucu “yansıtmanın” sadece psikanalistin kanepesinden kalan teorik bir kavram olmadığını öne sürmektedir. İnsanlar kendi tercihleri, öz değerlendirmeleri ve tutumları temelinde başkalarını yargılarlar. Sonuç olarak, iş veya aile yükümlülükleri hayatı zorlaştırdığı zaman, partnerinizi destekleyip sevildiğini hissetmesine yardımcı olacak olan empati kurma zor hale gelir.

     Yansıtmanın üstesinden gelmek için kendinizi partnerinize karşı hissedebilirsiniz, Ben-Avi ve arkadaşlarının oyun kitabından bir sayfa alın ve en son partnerinizin duygularını hissettiğiniz gibi hissetmeyi anımsamaya çalışın. Muhtemelen partneriniz ne yazık ki alaycı şakalara aşırı duyarlı görünüyor olmalı. Alaycı olmaya karşı bir eğiliminiz varsa, partnerinizin hassasiyeti çok aşırı olabilir.Benzer bir şekilde alay hedefi olduğunuz bir zamanı hatırlamaya çalışın. Bu alay gerçekten sizi incitti mi? Sadece bu olayı hatırlamak, dünyayı partnerinizin kendi gözlerinden görmenize izin verebilir. Bu alıştırma, sizin olduğunu düşündüğünüz gibi alay edilmeye dirençli olmadığınızı görmenize de yardımcı olabilir.

     Uzun süreli ilişkilerde mutluluk, bir çok yönüyle kişinin kendi arzularını partnerine dayatmaktan vazgeçmesiyle bağlantılıdır. Bu bağlamda ’’yansıtma’’ yöntemi, partnerler arası doğru iletişimi kurmaya yarayacak olan açık görüşlülüğün oluşmasını engelleyebilir. Basit bir öz-denetim, kişinin yansıtma batağına düşmesini engellerken zamanla ilişkinin çok daha tatmin edici bir hale gelmesini sağlayacaktır.

Çeviren: Esra Kardelen Yöyen, Erva Kaygun, Şevval Özkaya, Ebrar Özdemir

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*