Az Bilinen 8 Nöropsikolojik Sendrom

Metnin aslı: https://digest.bps.org.uk/2017/07/13/eight-important-neuropsychological-syndromes-youve-probably-never-heard-of/amp/

     Beyin hasarı veya hastalığı olan kişilerin eğitimi psikolojide ilerlemek için büyük ölçüde önemli olmuştur.Bu yaklaşım, tersine mühendislikle ilgilidir: Beynin belirli bölgeleri tehlikeye girdiğinde işlerin nasıl yanlış gittiğini araştırmak ve bu bölgelerin genellikle sağlıklı zihinsel işlevlere nasıl katkıda bulunduğuna dair yararlı ipuçları sağlar.Florida Uluslararası Üniversitesi’nde Nöropsikolog Alfredo Ardila, Psikoloji ve Nörobilim dergisinde yayınlanmış olan bu az bilinen koşullardan dördünün bir özetini yayınladı: Merkezi akromatopsi, Balintsendromu, Saf kelime sağırlık ve Afazi.

     Akinetopsia, Paramnezi,Ototopagnozi. Somatoparafreni isegeçtiğimiz yıl yayımlanan dört nadir fakat önemli nöropsikolojik sendromu kapsayan bir makaleyi takip ediyor.

     Nöropsikolojide çok nadir görülen bazı sıra dışı sendromlar vardır. Fakat onların nadirliği, beyin patolojisi olan hastaların klinik analizinde olduğu gibi, bilişin beyin organizasyonu hakkındaki temel anlayıştaki önemini de azaltmamaktadır. Ardila’nın bu nadir koşullar ve niçin önemli olduklarıyla ilgili söyleyeceklerinin kısa bir dökümünü burada bulabilirsiniz.

Akinetopsia

     Birinin sizin dünyayı algılayışınıza duraklama getirdiğinizi hayal edin. Bu durum hareketin sesini algılayabilmelerine rağmen hareket eden nesneleri göremeyen akinetopsia hastaları için geçerlidir. Bu sendrom beynin belirli görsel bir korteksine zarar verir (V5 bölgesi) ve aynı beyin bölgesinde bir sanal lezyon yaratmak için transkraniyal manyetik stimülasyon kullanılabilir. Akinetopsia son derece nadirdir, ancak Zeitraffer fenomeni ile ilişkili olabilir, bu da hastaların hareketli nesnelerin hızını fark edilebilir derecede yavaşlattığı zaman algılayabilir.

     Ardila, “Akinetopsia’nın tanımı, hareket algısının beyinde nasıl organize edildiğinin anlaşılmasında çok önemli bir adım teşkil ettiğini” belirtiyor.

Motor Afazisi

     Bu durumda hastaların spontan konuşma yetilerinde bazı problemler vardır. Soru sorulduğunda bazı şeyleri tekrarlayabilirler, teşvik edildiğinde bir şeyleri adlandırabilirler fakat bir konuşmayı başlatamazlar. Beynin etkilenen bölgesi hareketlerin hızlandırılmasında ve başlatılmasında rol oynar. Özellikle hareket dizileri ve afazinin bu formunun, tek başına bir dil problemi yerine spontan konuşma için gerekli hareketleri planlamakla ilgili sorunlardan kaynaklandığını düşünülmektedir. Dili anlama çoğunlukla etkilenmez. Ardilla’ ya göre motor afazisi, dilsel süreçlerin beyin temsili hakkındaki anlayışımıza olumlu katkıda bulunan dil ve motor süreçler arasındaki karmaşık çakışmayı göstermektedir.

Ototopagnozi

Bu hastalık nesnelerin, bitkilerin veya hayvanların parçalarını bulma ve adlandırma yeteneğini etkilenmese de, kişinin vücudunun parçalarını tespit edememesi ve tanımlayamamasıdır. Durum, vücut şemasının güncellenmesinde bir bozulma olarak görülebilir. Beynin vücudun temsili ve uzayda bulunduğu yerde bir adlandırma bozukluğu ile birlikte, dil açıklarının dahil olduğunu düşündürmektedir. Bu rahatsızlık genellikle sol hemisferdekiparieatalkorkteksin arkasına zarar verir. Ardila, “Ototopagnosinin bir yüzyıl önce tanımlanmış olmasına rağmen, araştırmalar sınırlı kalmıştır” diyor.

Balint Sendromu

     Bu hastalık çok önceden tanımlanmış olup, bu hastalığa sahip insanlar genellikle kör gibi davranırlar.Parietal ve oksipital loblara hasar veya patoloji ile ilişkili olan bu sendrom, üç alt sendromun bulunduğu bir komplekstir: Simültanagnozi içindeki bütün unsurları görebiliyor olmasına rağmen bir sahneyi yani bir alanı bütün olarak algılayamama durumudur. Optik ataksi belirli bir kas ve motor bozuklukları olmamasına rağmen görsel hedeflere ulaşmada problem yaşama durumudur. Son olarak apraksi ise hastanın gözlerini gönüllü olarak hareket ettirmek veya bir nesneye sabit tutmak için mücadele etme durumunu açıklamaya çalışır. Yani Bu durumda hasta yapılması istenildiğinde aşina olduğu hareketleri yapmakta zorlanır. Ardila’ya göre, bu görsel ve mekansal algı anlayışına en çok katkıda bulunan klinik sendromlardan biridir.

Merkezi akromatopsi

     Bu, tamamen beynin parçalarına zarar veren renklerin algılanma yeteneğinin kaybıdır.( Sadece siyah beyaz ve gri tonlarda görme.) Genellikle gözlerden ziyade oksipital ve temporal loblarla ilgilidir. Prosopagnosia gibi diğer koşullarla birlikte ortaya çıkabilir, ancak daha da önemlisi renkleri hayal etme veya görselleştirme yeteneği korunur. Ardila’ya göre bu sendrom, görsel algı, özellikle renk algısının beyin organizasyonunu anlamak için çok önemlidir.

Saf Kelime Sağırlığı

     Bu duruma sahip hastalar, okuma ve konuşma yetenekleri tamamen etkilenmemiş olsa da, konuşulan dili anlama konusunda derin bir sorun sergiliyorlar.Hastalar, konuşmayı son derece sesli bir fısıltı gibi ya da yabancı bir dilmiş gibi tanımlar.Dil anlayışını etkileyen diğer koşullardan farklı olarak, Wernicke’nin afazisi gibi saf kelime sağırlığı tamamen algısal bir bozukluk olarak kabul edilir ve bununla tutarlıdır, genellikle beyindeki işitsel işleme bölgelerine lezyonlarla ilişkilidir.

Paramnezi

     Bu olağanüstü durum, hastaları, evleri veya bir bütün şehir gibi belirli bir yerin çoğaltıldığına ve aynı anda iki yerde bulunduğuna inanmalarına yol açar.Daha az sıklıkla görülse de hastalar  belirli bir nesne veya vücut kısmı hakkında da aynı inancı ifade edebilir. Paramnezinin formları kimlikle ilgili diğer sanrısal sendromlarda bazı benzerliklere sahiptir. Mesela hastanın akrabalarının veya arkadaşlarının bir veya daha fazlasının sahtekarlarla değiştirildiğine inandığı capgras sendromu gibi;Frégoli sendromu, genellikle algılanan sapık olan birinin görünüşlerini defalarca değiştirdiği inanç gibi ya da intermetamorfoz birinin başka bir kişiye dönüştüğü inancı.

     Kanıtlar paramnezilerin sıklıkla beynin sağ hemisferine zarar verdiği yönündedir. Ardila, diğer sanrısal kimlik sendromlarının daha çok psikolojik bir nedene sahip olabileceğini öne sürmektedir.

Somatoparafreni

     İlk olarak 1942’de tarif edilen bu sendromlu hastalar, beyninde zarara uğradıkları yere vücudunun karşı tarafında bir veya daha fazla uzuvlarına sahip olmayı reddederler.Sendrom, anosognosia olarak bilinen bir başka sendromla birlikte yaşama eğilimindedir, bu da bir uzvun felcine girmesi gibi bir bozukluğun reddi anlamına gelir.Somatoparafreni, kendi uzuv bilincinin eksikliği olan hemiasomatognosia’nın daha aşırı bir versiyonu olarak da görülebilir. Somatoparafreni olan hastalar, etkilenen bir uzvu aynada gördükleri zaman fark edebilirler. Ardila, beyindeki birden fazla bölgeye lezyonlarla ilişkili olan durumun az anlaşıldığını ve kısmen nörolojik olarak psikiyatrik bir durum (bir sanrı biçimi) olabileceğini söylüyor. Bu bağlamda, somatoparafreninin analizi, psikozun nörolojik üsleri hakkında daha fazla anlaşmamıza katkıda bulunabilir diye düşünülüyor.

Çeviren: Ebrar Özdemir

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*