The Truman Show’da Neler Oluyor?

     Mike Michaelson: Christof, sana sormama izin ver, neden Truman’ın bugüne kadar dünyasının gerçek doğasını keşfetmeye hiç yaklaşmadığını düşünüyorsun?

     Christof: Sunulan dünyanın gerçekliğini kabul ediyoruz.Bu kadar basit.

     Neredeyse yirmi yıl önce vizyona giren bu Peter Weir filminde Jim Carrey,Natascha McElhone, Laura Linney gibi isimler yer alıyor.Truman Burbank rolünde Jim Carrey oynuyor.Jim Carrey’nin mimikleri ve oyunculuğuyla zamanın ötesinde olan bu senaryo daha anlamlı bir hal oluyor.

     Truman’ın doğumundan itibaren hayatı, televizyonda popüler bir program olarak yayınlanmaktadır.Bu durumdan haberi olmayan Truman’ın hayatındaki herkes aslında rol yapmaktadır, Seaheaven isimli bu yerde tek gerçek Truman’dır,güneş bile sahtedir.”Gerçek” dünyada ise insanlar ,Truman’ın tüm bu samimiyetine hayrandır.Tüm zamanların en çok izlenen ve en çok reklam alan programı olur bu nedenle.Burada samimiyet  üzerinde kısacık durmak istiyorum.

     Geleneksel medyanın zamanın gerisinde kalması ve artık bu mecrada olan reklamlara güvenin kalmamasının akabinde yeni medyanın doğuşuyla artık reklamların seyri değişti.Youtube,Instagram gibi mecralarda seyirciler, gerçek insanları görmek,izlemek ister ve onların önerileri ile satın alımlarını değiştirmektedirler.Bunun nedeni zaten cümlenin içindedir:Gerçeklik.Özellikle Y ve Z kuşağındaki seyirciler,en az kendileri kadar gerçek olduğuna inandıkları insanlara güven duyarlar,sözlerini önemserler.Filmde de özellikle buna deyinilmektedir ve Truman da bu gerçekliği ile şirketler tarafından tercih edilmekteydi.

     Bir gün Truman,öldüğünü sandığı babasının karşısına çıkması ile inandığı her şey sarsılır,aslında bu ilk sarsıntısı da değildir.Daha önce okulda hoşlandığı ancak bir türlü görüşemediği  Sylvia ile kütüphanede yalnız kalır,Sylvia ona gerçek bir dünyada olmadığını,buradan çıkması gerektiğini, kendisi ile Fiji’de görüşmesini söyler.Sonrasında sözde Sylvia‘nın babası olan bir adam gelip kızı zorla Truman’dan uzaklaştırır ve pskilojik rahatsızlığı olduğunu,Sylvia’nın sözlerine inanmaması gerektiğini dile getirir.Truman bu olaydan sonra bir daha asla Sylvia’yı göremez ancak ona olan aşkını asla da unutmaz.Babasının ölmediğini anladığı karşılaşmanın hemen sonrasında babasının garip insanlar tarafından apar topar kaçırılmasıyla Truman, Seaheaven’ı ve yaşamını sorgulamaya başlar .Hayatındaki düzeni bozar,böylece artık dünyasındaki çatlakları keşife başlar.

     Bu noktada film, sanrısal bozuklukları ve voyörizm(gözetlemecilik) bozukluğunu anlamakta hem ters hem de öz bir araç oldu.Eğer Truman gerçek bir dünyada yaşıyor olsaydı ve kendini tv şovunda hissettiğini varsaysaydık o zaman tüm davranışları(trafiği kontrol etmesi,karısına bıçak çekmesi…) sanrısal gözükürdü.Tabi filmde bu tam tersi şekildeydi ve Truman şüphesi ile özgürlüğüne kavuştu.

     Peki gözümüzü Truman’dan çekip tüm bunları yöneten kişiye dönersek ne görürüz?Christoph’u.Christoph, Truman’ın hayatını kuran,şekillendiren ,yönlendiren,kime aşık olacağını seçen,hatta bu gerçeklikte iklimi belirleyen kişidir.Truman’ın tanrısıdır,bir bakıma big brotherdır.Christoph gözetlemeciliğin uç noktadaki örneğidir.Truman’ın hayatını yirmi dört saat boyunca izler,filme çeker.Tüm hayatı bu amaca hizmet eden biridir.

    Jim Carrey’nin kariyerindeki ivmesini arttıran The Truman Show; ahlakı,geleceği,etik kuralları,teknolojik gelişmeleri,tüketici taleplerini,özgürlüğü,varlık kavramını ve daha fazlasını sorgulamamızı sağlıyor.Arka planında nice düşünce olan bu filmin en ikonik son sözü ile bitirelim yazıyı.

“Günaydın ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.”

Yazan: Fatma Sönmez

Faydalanılan Kaynaklar:

https://www.filmloverss.com/truman-showdaki-dijital-aktivizm-elestirisi/

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*