Bir Biyografi: A Beautiful Mind

     Ron Howard’ın yönettiği ve 2001 yılında vizyona giren Akıl Oyunları, Nobel ödüllü ünlü matematikçi John Forbes Nash’in hayatını konu alıyor.Film Nash’in hayatındaki önemli olaylara sadık kalsa da Alicia’dan boşanmasını ve onunla tekrar evlemesi gibi hikayelerin detaylarını içermiyor.Filmi özel kılan şey ise şizofreninin seyirciye aktarılışıdı.

     John Nash’in şizofreni tanısı üniversite yıllarında koyulduğu için film de Princeton Üniversitesi’nde başlıyor.Nash’in üniversitede yegane amacı okulun en iyi öğrencisi olan Martin Hansen’i geçerek Wheelar’a kabul edilmektir.Bu amacın uğurunda yeni fikirler üretmek için sürekli odasında çalışan Nash’in,Charles Herman ile dostluk kurması çok önemli bir durumdur çünkü Nash insanlarla nasıl ilişki kurabileceğini bilmeyen ,duygulanım açısından disforik,göz taması kurmaktan da çekinen biridir.Aslında ilk şizofreni belirtileri filmde burada gösterilmiştir,aslında ortada Charles Herman isimli biri yoktur.Başta seyirciye bu bilgi direkt verilmese de Herman’ın ortaya bir anda çıkıp bir anda yok olmasıyla bu karakterin aslında gerçek olmadığı dolaylı yolla aktarılmıştır.

     İlkokul öğretmenim bana fazla gelişmiş bir beynim ama hiç gelişmemiş bir kalbim olduğunu söylemişti.     -John Nash-

     Wheelar’a girmek için yeni bir fikir üretip araştırmak isteyen Nash,barda matematik teorileri üzerinde çalışırken yaşanan günlük bir olaydan etkilenir ve Oyun Teorisini anlattığı makalesini yazar.Yenilikçi makalesi ile Wheelar’a gitmeye hak kazanır ve hayallerini gerçekleştirir.

     5 yıl sonra üniversitede akademisyen olan Nash,ders verdiği sınıflardan birinde ileride eşi olacak Alicia ile tanışmıştır.Evet,öğrencisi ile evlenmiştir.Filmde bu çok nromal bir durummuş gibi  resmedilmiştir ama gerçek hayatta çok fazla etik problemle karşılaşmış, filme bu detaylar eklenmemiştir.Nash’ın insan ilişkilerinde garip olması aşkının da garip olacağı anlamına gelir pek tabii.Filmde Alicia ve Nash arasındaki ilişki bence filmi ilginçleştirmiş ve bazı şeyleri çok güzel ortaya koymuştur:Alicia’nın, Nash’in garip diye adlandırdığı davranışlarını nasıl yönlendirdiği ve kabul ettiği gibi…

     Hem üniversitede çalışan hem de birkaç kez Pantagon’da hükümet için şifre çözen Nash,Savunma Bakanlığı’ndan çok gizli bir göreve çağrılır ve ABD için şifre çözen bir casus olur.Tabii casusluğun getirdiği stres Nash’in paranoyaklaşmasına neden olur.Bir noktadan sonra aslında Nash’in Savunma Bakanlığı’ndan hiç görev almadığını ve hepsinin hayal ürünü olduğunu görüyoruz. İşinin gizliliğinden dolayı Nash’in paranoyak tavırları iş arkadaşları,eşi tarafından hiç garipsenmemiş bu yüzden de tanısı çok geç koyulmuştur.Burada bir parantez açmak isterim.

     Şizofreni; sanrılar, varsanılar, organize olmayan davranışlar, negatif semptomlar ve sosyal işlev bozukluğu ile karakterize edilen bir psikiyatrik hastalıktır. Şizofreni hastaların tedavisi farmakolojik tedavileri ve psikososyal tedavileri içermektedir. Farmakolojik tedavilerden antipsikotik ilaçlar şizofreni tedavisinin temelini oluştursa da araştırmalar psikososyal yaklaşımların klinik düzelmeyi hızlandırdığını bildirmiştir.(Summakoğlu,Ertuğrul,2018,s.43 )

     Filmde de ilaçlı tedavi sisteminin Nash’in üzerindeki yan etkileri de gösterilmiştir,unutmamak gerek ki bu yan etkiler gerçek hayatta bu kadar keskin değildir.Ayrıca filmde John Nash’in sürekli sanrılar görmekte olduğu fikri sunulsa da Nash bir ropörtajında  bunu yanlışlamış ve sadece stresli zamanlarında atak halindeyken ortaya çıktığını dile getirmiştir.Bunun dışında aşağıda listelenen bazı şizofreni belirtileri ise izleyiciye Nash karakteri sayesinde çok güzel sunulmuştur.

     Belirtiler: Hezeyanlar, varsanılar, ileri derecede dezorganize ya da katatonik davranış,affektif donukluk, aloji (konuşamazlık) ya da avolisyon (istek kaybı),Çabucak bir düşünceden diğerine geçmek,Yavaş hareket etmek,Karar verme yetisinden yoksun olmak,Aşırı fakat anlamsız şeyler yazmak,Bazı şeyleri unutmak veya kaybetmek.Daireler çizerek yürümek gibi tekrarlanan hareketler…

​     EKT ve standart antipsikotikler birlikte kullanılaarak tedavi gören Nash,günlük hayatında işlev kaybı gibi birçok sorunla karşılaşır.Hayatı çalışmaya yönelik biri için bu çok yıkıcı olduğundan ilaç kullanmayı bırakır ve sanrıları tekrar ortaya çıkar.Hatta bu sanrılar yüzünden bebeğini banyoda suyun içinde bırakarak az kalsın ölümüne neden olacaktır.Bu olay sonrası evi terk etmek için arabaya binen Alicia’nın önüne atlayan Nash,gördüğü insanların hiç yaşlanmadığını söyleyerek hayal ile gerçeği ayırdığını söyler.Bu işi düzeltebileceğini dile getirir.

​     Her şeyin farkına varan Nash hayal ile gerçeği ayırmaya  başlar,üniversitede derse girmese bile kütüphanede oturup sadece problemler üzerine çalışmaya başlar.Bu şekilde yıllarını geçirir.Burada film, bize bazı şeylerim öneminden de bahsetmiş oluyor.Evet ilaç ile tedavi tabii ki şarttır(Nash sonradan tekrar ilaçlarına başlıyor.) ancak kişinin stresten uzaklaşması,psikososyal açıdan hayatına devam etmesinin atakların azalması üzerindeki etkisi filmde de gösterilmiştir.Unutmamak gerek ki psikososyal yaklaşımlar desteklenmelidir ve ilaç tedavisi ile bütünleştirilmelidir.Zaten filmde de bu iki yaklaşım sayesinde başta sadece kütüphanede çalışan Nash,zamanla üniversitede derslere girmeye de başlayarak hayatını düzene sokuyor.

     Dersten çıkan Nash,ona seslenen adamın gerçek olup olmadığını öğrencilerinden birine sorarken bizim yüzümüze de bir tebessüm konuyor.Gelen kişinin Nash’a Nobel Ödülü’nü kazandığını bildirmesi ile hem utanan hem de duruma inanamayan Nash’ı, diğer öğretim görevlileri onun masasına kalemlerini bırakarak takdirlerini iletiyorlar.Gerçekten bence filmin en etkileyici sahnelerinden biri idi.

     Merak edenler için: https://www.youtube.com/watch?v=U68B0MW4GIA

​     Film, Nash’ın Nobel Ödül’ünü alırken  Alicia’ya adayarak yaptığı anlamlı konuşma ile biterken bizim de içimizi bir sıcaklık dolduruyor. “Şizofreninin en kötü yanı, gerçekle gerçek dışını ayırt edememektir. Bir düşünün:Tanıdığınız kişilerin, bildiğiniz yerlerin, sizin için en önemli anların hiç bir zaman sizi terk etmediğini, ölmediğini fakat zaten hiç bir zaman da var olmadığını aniden öğrendiğinizi hayal edin. Bu nasıl bir cehennem olurdu?”

-John Nash

Yazan: Fatma Sönmez

Kaynaklar:

https://www.imdb.com/title/tt0268978/

https://u.osu.edu/kovacevich.9/sample-page/

https://npistanbul.com/eriskin-psikiyatri/sizofreni

Summakoğlu, D , Ertuğrul, B . (2018). ŞİZOFRENİ VE TEDAVİSİ. Lectio Scientific, 2 (1), 43-61.

Wedding,Danny Ve Niemiec, Ryan. Sinema ve Akıl Sağlığı,İstanbul:Kaknüs Yayınları,2016

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*