Yaş İlerledikçe Artan Endişelerden Biri: Alzheimer

Anahtarı nereye koydum?

Gözlüğüm nerede gördünüz mü?

Her zaman gittiğim yolu bulamıyorum.

     Birçoğumuz, bu tarz soruları sormaya başladıkça telaşlanırız çünkü Alzheimer son dönemlerde giderek artan ve birçok insanda denk geldiğimiz nörobilişsel bir hastalıktır. Modern bir hastalık haline geldiği için ister istemez herkes kulaktan dolma bilgilerle hastalığı bilir. Ancak birçoğumuzun bildiği gibi ‘her şeyi unutmanın’ dışında Alzheimer hastalığı birçok fiziksel ve psikolojik sorunu da beraberinde getirir. Öncelikle hastalığın ne olduğu ve beraberinde getirebileceği sorunları inceleyelim.

 

     Beynimiz birbirine bağlı milyonlarca nörondan oluşur. Birbirine bağlanmış bu nöronlar arasındaki iletişim sayesinde yaptığımız her şey düzenlenir, dışardan alınan mesajlar uygun bölümlere gönderilir, işlenir ve kontrol edilir. Bilgi, nöronlar aracılığı ile elektrik sinyalleri halinde dolaşır. Sinyal nöronun sonuna geldiğinde nörotransmitter (kimyasal bir sinir iletici) salgılanır ve diğer nöronu sinyali iletmesi için uyarır. Nörotransmitterin düzenli aktarımı beyin fonksiyonlarının düzenli çalıştığını gösterir. Alzheimer, nöronların hasar gördüğü herhangi bir anda oluşabilir. Bu hasar beynin bir bölümünde olabilir ve beynin birçok bölgesinde görülebilir. Alzheimer hastalığı programlanmadan (nedeni tam olarak aydınlatılamamıştır) belirtilmiş hücrelerin erkenden ölmesinden kaynaklanır. Beyin yavaş yavaş büzüşmeye ve küçülmeye başlar.

     Hastalık ile ilgili en önemli risk faktörü yaştır. Sıklıkla 60 yaş üstünde görülür ancak bazen genç erişkinlerde de gözlemlenebilir. Gelişim riski yaş ile birlikte artış gösterir ve 85 yaş ve üzerindeki bireylerin %50’si Alzheimer hastalığı geliştirme eğilimindedir. Yapılan araştırmalarda 65-75 yaş arasındaki bireylerin %5’inde meydana geldiği saptanmıştır. Genç erişkinlerde görülmesinin nedeni çoğunlukla genetik faktörlerden kaynaklanır ve kişiye ailesinden geçer.

     Alzheimer’ın ilerleyen dönemlerinde depresyon veya apati (çevre ile anormal derecede ilgisizlik) gözlemlenebilir. Diğer oluşabilecek psikolojik semptomlar: halisünasyonlar veya sanrılar, huzursuzluk, anksiyete, ajitasyondur.

     Bilim insanları ve bu alandaki uzman doktorlar Alzheimer ile ilgi yeni bilgiler edinmeye ve çalışmalar yapmaya devam ediyor. Fakat ne yazık ki bu hastalığa çare henüz bulanamadı. Gerçi belirtileri azaltmak için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmış belli sayıda ilaçlar mevcuttur. Alzheimer hastalarının nöron iletişimi bu ilaçlar ile düzende tutulmuş olur fakat tam anlamıyla hastalığı ortadan kaldıracak tedavi mevcut değildir.

     Unutulmamalıdır ki ilaç tedavisi yanında gerekli psikolojik destek de sağlanmalıdır. Başta belirttiğimiz gibi Alzheimer çeşitli psikolojik sorunları da beraberinde getirebilir. Davranış bozukluklarını, yüksek derecede kaygıyı, kafa karışıklığını ve ajitasonu yönetmeye de odaklanılmalıdır. Bu semptomlara neden olan altta yatan diğer nedenleri ortaya çıkarmak ve hastaya yardımcı olmak gerekir. Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Yazan: Elif Ateş

Kaynakça:

https://www.psychologytoday.com/intl/conditions/alzheimers-disease

https://tr.khanacademy.org/science/health-and-medicine/mental-health/dementia-delirium-alzheimers/v/treatment-of-dementia-and-alzheimers-disease

https://www.noroloji.org.tr/menu/94/alzheimer-hastaligi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*