Yoksul Ülkelerdeki Şizofreni Hastalarının Bazılarında Sadece Vitamin Eksikliği Olabilir Mi?

Özet: Vücudun B3 vitaminini kullanma yeteneğini olumsuz etkileyen NAPRT1 geninin bir türü ile şizofreni arasında bir bağlantı keşfedildi. Araştırma hamile bir kadının yetersiz beslenme nedeniyle doğum öncesi niasin* eksikliği ile fetüsün gelişim sırasında niasini kullanma yeteneğini engelleyen NAPRT1 varyantı arasında kritik bir etkileşim olabileceğini ortaya koyuyor. Anne karnındaki etkenler ile gen etkileşimi yavruyu psikiyatrik bozukluk geliştirmeye eğilimli hale getiriyor olabilir.

Kaynak: Toronto Üniversitesi

Şizofreni ile ilgili çözülemeyen dört adet gizem uzun zamandır tıp dünyasını uğraştırıyor, ama yeni bir hipotez bunlar ve pellegra* denilen bir salgın hastalık arasında, yoksul ülkelerdeki psikoz nedenleri anlamamızı sağlayacak çok önemli bir bağlantı kuruyor. Bu yeni hipotez belirli bir grup insanın psikozunun nasıl gözlemlenip, tedavi edilip, iyileştirilebileceğine dair çıkarımlar sunuyor.

Bu fikrin arkasındaki hipotez, Güney Hindistan’daki bir araştırmadan haberdar olduktan sonra Toronto Üniversitesi Sosyal Hizmet Fakültesi (FIFSW) Profesörü Esme-Fuller Thomson tarafından ortaya atıldı. Bu yeni araştırma doğada et, balık ve yumurta gibi besinlerde bulunan niasin veya B3 vitamininin vücut tarafından kullanılmasını olumsuz etkileyen NAPRT1 geninin bir varyantı ile şizofreni arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koydu.

Doktora öğrencisi Rukshan Mehta ile birlikte yürüttüğü çalışması Schizoprenia Research dergisinde yayımlanan Fuller Thomson, “Bu araştırmayı okuduğumda kafamda bir ampul yandı,” diyor.

“Bu bütün tıbbi gizemleri açıklayan eksik parça olabilir.”

Araştırmacılar, annenin yetersiz beslenmesinden dolayı ortaya çıkan niasin eksikliği ve NAPRT1 geni varyantı arasında fetüsün niasini kullanmasına sekte vuran bir bağlantı olabileceğini düşünüyorlar. Anne karnındaki etkenler ile gen etkileşimi yavruyu psikiyatrik bozukluk geliştirmeye eğilimli hale getiriyor olabilir.

Çoğu araştırma, hamileliğinin ilk üç aylık döneminde besin kıtlığı yaşayan annelerin çocuklarının şizofreniden muzdarip olma ihtimalinin iki kat olduğunu gösteriyor. Çoğu araştırmacı besin yetersizliğinin bir rolü olabileceğini düşünmesine karşın spesifik besinler hala bulunamadı. Şimdiyse Fuller Thomson niasinin kilit besin olabileceğini öne sürüyor.

NAPRT1 geninin risk içeren varyantının keşfedilmesi şimdi ikinci tıbbi gizeme de yeni bir bakış getiriyor: Normalde, dışarıdan yüksek dozda niasin verilen insanların cildi kızarır, karıncalanır veya kaşınır ama şizofreniden muzdarip çoğu kişiye aynı dozda niasin verildiğinde bu belirtileri ya çok kısıtlı yaşıyorlar ya da hiç yaşamıyorlar. Niasinin verimli kullanılmasını engelleyen bir genin varlığı, şizofreni hastalarının aynı doza rağmen neden aynı semptomları göstermediğini açıklayabilir; basit bir şekilde düşünürsek vitaminin emilimi O kişilerde daha az gerçekleşiyor.

Ayrıca pellegra da bu yapbozun önemli bir parçası olabilir. 1906-1940 yılları arasında niasin eksikliğinden dolayı 3 milyon Amerikalı pellegra hastalığına yakalandı. Semptomlar cilt iltihabı, bunama ve ölümdü. Vakaların yüzde 3 ile 10’u arasında, şizofreniyi andıran psikozlar gelişti. O çağda Amerika Birleşik Devletleri’nin güneyindeki psikiyatri hastanelerinin çoğundaki ana ölüm nedeni pellegra idi.

Sosyal Hizmet bölümü mezunu olan ve şu anda Beslenme ve Sağlık Bilimleri alanında doktora çalışmalarını sürdüren, araştırmanın eş yazarı Rukshan Mehta, “Niasin takviyesi ile yapılan tedaviler psikoz ve cilt iltihabı da dahil olmak üzere çabuk ve kalıcı bir iyileşme sağlıyor. 1941 yılı itibari ile ABD’de un niasin ile karıştırılan un sayesinde kısa bir süre içinde hastalığın kökü kurutuldu.” Diyor.

Günümüzde, pellegra teşhisi çok nadir ama Fuller-Thomson ve Metha, bunun gelişmekte olan toplumlarda tespit edilip edilemeyeceğini merak ediyorlar.

Çoğu pellegra vakasında, vücutta görülen kızarıklık ilk semptomlardan birisi ve hastalık genellikle bu kızarıklık sayesinde teşhis ediliyor. Araştırmacılar psikoz geliştiren ve riskli gen varyantını taşıyan kişilerin cilt iltihabı geliştirmeyeceğini düşünüyorlar. Bu durum niasin eksikliğinden dolayı psikoz sergileyen kişilerin yanlış bir sınıflandırma ile şizofreni hastası olarak sınıflandırılmalarına neden oluyor.

Fuller-Thomson ve Mehta’nın geliştirdiği hipotez aynı zamanda şizofreni ile ilgili  en kafa karıştırıcı gizeme de yeni bir bakış kazandırıyor: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan araştırmalar, gelişmiş toplumlardaki şizofreni hastalarının daha pahalı ve gelişmiş tedavi yöntemlerine erişimi olmasına rağmen gelişmemiş toplumlardaki şizofreni hastalarının daha yüksek oranda iyileştiğini belirtiyor. Gelişmemiş ülkelerdeki şizofreni hastaları -aslında yanlış tanı almış pellegra hastaları- doğru tanıyı alsalardı psikozları hastanelerde niasin bakımından zengin besinler olan et ve yumurta gibi besinlerle çok kolay bir şekilde tedavi edilebilirdi.

Yarım yüzyıldır tartışılan son gizeme gelirsek, 1950lerde Saskatchewan, Kanada’da yürütülen altı randomize edilmiş ve kontrollü çalışmalar şizofreni hastalarının yüksek dozda niasin verilecek tedavi edilebileceğini bulmuştu ama 1970lerde yapılan tekrar çalışmaları aynı sonuçları ortaya koyamadı.

1950lerde Kanada’da yapılan çalışmalar, niasinin un ile karıştırılması yöntemi bulunmadan önce ‘Büyük Depresyon’ denen dönemde doğan kişiler üzerinde yapıldı. Fuller-Thomson, “Büyük bir ihtimalle Saskatchewan’da şizofreni tanısı alan kişiler, yetersiz beslenmiş, niasin eksikliği yaşayan annelere sahiptiler. Eğer ki bu kişilerin psikozları farkında olunmayan pellegra yüzünden olsaydı elbette ki niasin takviyesi bu kişiler üzerinde etki sağlardı. İlerideki tekrar çalışmalarında kullanılan şizofreni tanısı almış kişilerin anneleri niasinin un ile karıştırıldığı dönemde yaşadıkları için bu kişilerin psikoz durumu zaten niasin eksikliği yüzünden değildi.” Diyor.

Araştırmacılar, hem doğru tanının hem de niasinin vücuttaki durumunun gözlemlenmesinin pellegra tedavisi için çok önemli olduğunu belirtiyorlar. Fuller-Thomson, eğer uzmanlar tarafından kontrol edilmezse, yüksek dozda niasin alımının kişi için hayati tehlike arz edebileceğini ifade ediyor.

Bu hipotezin yüksek oranda yüksek düşünme ürünü olduğunu kabul etmekle birlikte ileriki araştırmaların bun hipotez için teminat olacağını belirten Fuller-Thomson, son olarak “Psikoz durumunun pellegra hastalığı yüzünden olduğu durumlarda, bu hastalar, yüksek dozda niasin sayesinde ucuz, hızlı ve kalıcı bir şekilde normal bir hayat yaşam sürdürmelerine izin verecek şekilde tedavi edilebilirler.” diyor

Niasin: B kompleks vitaminlerinin üyesidir. (ç.n)

Pelegra: B3 vitamini eksikliğinde ortaya çıkan tehlikeli hastalıklardan biridir. Derinin açık bölümlerinde kızıl lekeler belirir. İshal gibi sindirim problemleri ve unutkanlık-bunama gibi sinir sistemi belirtileriyle seyreder ve ölümle sonuçlanır. (ç.n)

 

Çeviren: Mustafa Yıldırım

Kaynak: Neurosciencenews

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*