Konuştuğunuz Dil Dikkatinizi Nereye Verdiğinizi Etkiliyor

Psikolinguistik psikoloji ve dilbilimin kesiştiği bir alan ve son bulgular konuşulan dilin göz hareketlerimiz üzerinde bir etkisi olduğunu gösteriyor. Örneğin, İngilizce konuşanlar “candle” (mum) kelimesini duyduklarında genelde “candy” (şeker) objesine bakıyorlar çünkü bu iki kelimenin ilk hecesi aynı. Ayrıca farklı diller konuşabilen insanlarla yapılan araştırmalar da iki dil bilen (Ç/N: İngilizcede “bilingual” çift ana dili olan veya iki dile de anadili kadar hâkim olan kişiler için kullanılır.) konuşmacıların sadece bir dilde ortak seslere sahip kelimelere değil, aynı zamanda iki dilde ses paylaşan kelimelere de baktığını ortaya koydu. Ana dili Rusça-İngilizce olanlar İngilizce bir kelime olan “marker” (işaretleme kalemi) kelimesini duyduklarında, “stamp” yani pula bakıyorlar, çünkü Rusçada “marka” pul demek.

Daha da çarpıcı olan ise farklı dil konuşanlar, hiçbir dil kullanılmadığında göz hareketlerinde farklılık gösteriyor. Bu insanlara diğer nesneler arasından daha önce gördükleri bir nesneyi bulmaları gereken basit bir görsel arama görevi verildiğinde, gözleri hangi dilleri bildiklerine bağlı olarak farklı hareket örüntüleri gösteriyor. Örneğin “clock” (saat) kelimesini arıyorken, gözleri “cloud” (bulut) kelimesine de gidiyor. İspanyolca konuşanlar ise, aynı “clock” kelimesini tararken “present” kelimesine de bakıveriyorlar çünkü İspanyolcada “clock” ve “present” kelimeleri —reloj ve regalo— başlangıçları itibarıyla örtüşüyor.

Hikâye burada da bitmiyor. Sadece duyduğumuz benzer seslere sahip kelimeler -veya
benzer sesleri ve kelimeleri paylaşan objeler- birbirini aktif hale getirmiyor, ayrıca bu

kelimelerin diğer dillere çevirilerinden oluşan kelimeler de gözü harekete geçiriyor! Mesela,
İspanyolca-İngilizce iki dilli bir kişi İngilizce ‘’duck’’ (ördek) kelimesini duyduğunda,
‘’shovel’ (kürek) kelimesine de bakıyor çünkü duck ve shovel’ in İspanyolcada sırasıyla pato ve pala kelimelerinin çevirileri ile örtüşüyor.

Beynimizin dilsel ve dilbilimsel olmayan bilgileri düzenleme ve işleme biçimi nedeniyle, tek bir kelime bile bilişsel sistemde bir domino etkisi ortaya koyabiliyor. Bu etkileşim ve koaktivasyon (Ç/N: birlikte-etkinleştirme), konuşulan dillerle sınırlı kalmayabilir. Konuşma dilinde ve işaret dilinde iki dil bilenler de bu etkileşimi gösteriyor. Örneğin, Amerikan İşaret Dili ve İngilizceyi bilen iki dilliler, İngilizcede ‘’paper’’ (kâğıt) kelimesini duyduklarında “cheese” (peynir) kelimesine bakıyorlar çünkü paper ve cheese dört işaret dili bileşeninden üçünü paylaşıyor (hareket dışında; el şekli, konum ve oryantasyon).

Peki bütün bu bulgular ne anlama geliyor? Dil sistemi, sadece kelimeler ve kavramlar

arasında yüksek derecede etkileşim göstermekle kalmıyor, aynı zamanda görme, dikkat ve bilişsel kontrol gibi diğer alanlarda yaptığımız işlemeleri de etkiliyor. Bizler günlük hayatta farkına varmasak da, konuştuğumuz dilin göz hareketlerimize, neye baktığımıza ve neye dikkat kesildiğimize olan etkisi doğrudan ve ölçülebilir yollarla saptanabiliyor.

Bütün bu bulgular, tüketici davranışlarından (mağazada nelere bakıldığı) askeriye (karmaşık
durumlarda görsel arama yapılması), askeriden sanata kadar geniş ve çeşitli uygulama alanına
sahip. Başka bir deyişle, konuştuğumuz dil, dünyayı yalnızca mecazi olarak nasıl algıladığımızı değil, aynı zamanda kelimenin tam anlamıyla, göz hareketlerimizin mekaniğine kadar nasıl gördüğümüzü etkiler.

 

Çeviren: Esra Kardelen Yöyen

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*