Takıntılar (Obsesyon)

 Obsesyon halk arasında Takıntı veya saplantı olarak da adlandırılan rahatsız edici bir semptomdur. Bu düşünceler istemeden akla gelir ve insanlarda büyük rahatsızlıklara neden olabilir. Örneğin, bakteri veya kir tarafından kirletilme fikri bir saplantıdır. Obsesif kompülsif  bozukluğu olan kişiler, tekrarlayan ve stresli düşünceler, korkular veya kontrol edilemeyen görüntüler (takıntılar) nedeniyle huzursuz olabilirler. Bu düşüncelerin neden olduğu kaygı, belirli eylemleri veya rutinleri (zorlantılar) gerçekleştirme konusunda acil bir ihtiyaç duymaya yol açar. Ritüel, takıntılı düşünceleri önlemek veya ortadan kaldırmaktır. Tekrarlayan eylemler gerilimi geçici olarak durdurur ve takıntılı düşünce yeniden ortaya çıktığında kişi bu eylemleri hemen tekrarlamalıdır. Obsesif kompülsif bozukluğu olan kişiler, obsesyon ve obsesyonlarının gerçek dışı veya anlamsız olduğunu fark edebilirler ancak kendilerini durduramazlar.

Bir insan günde 4000 tane farklı düşünceye sahiptir ve bu düşüncelerin birçoğu o anki işle az bağlantılı olmakla, ya da hiç bağlantılı olmamakla birlikte ani olarak belirir. Üstelik çoğu kişinin normal takıntıları vardır. Çoğu insanın istenmeyen zorlayıcı düşüncelere sahip olduğu doğruysa ve sıradan bir günde herkeste yüzlerce düşünce kendiliğinden ortaya çıkıyorsa, neden bazı kişiler iki ya da üç farklı tip düşünceyle ilgili problem yaşıyor? Bunun cevabı düşünceye nasıl tepki verdiğimizde gizli. O düşünceyle meşgul olma ihtiyacında mısınız, yoksa kafanızdan atabiliyor musunuz? Düşünceyle meşgul olmak; düşünceyi ciddiye almak ve olası tehlikeye işaret ettiğini varsaymak düşüncenin daha anlamlı ve önemli duruma gelmesidir. Fazla düşüncelerimiz bizleri kaygılı duruma sokabilir. Bu durum bizim kontrolü kaybetmemize sebep olur.

Düşüncelerimizi genelde hızlı bir şekilde bilinç düzeyine çıkar. Örneğin kalbiniz çarptığında bunun kalp krizi mi yoksa herhangi dış faktörlerden mi kaynaklandığını belirlemeye çalışırız. Ayrıca fikirlerimizi, ‘Güzel bir düşünce’, ‘Ne aptalca fikir’ gibi diğer düşüncelerimizle birlikte değerlendiririz. Bu değerlendirmeleri yaparken Howitzer Mantralarını da kullanabiliriz. Bu mantralar, genellikle kötü düşüncelerimiz varken işe yaramaktadırlar. Kötü düşüncemizi bastırmak için kendimize uygun mantra seçeriz. Örneğin; bir kişiye yardım ettiniz, ama o size bir teşekkür etmeye bile tenezzül etmedi. Hemen kendinizi suçlamaya başladınız. Bu düşünce sizi günlerce rahatsız edebilir. Ama bu mantra yöntemiyle kendinize, ‘Saçmalamayı kesmelisin!’ gibi kelimler kullanarak farkındalığınızı bu yönde de değiştirebilirsiniz. Gün içinde yüzlerce kez düşüncelerimizin iyi veya kötü mü olduğuyla ilgili otomatik değerlendirmeler yaparız. Bir düşünce  ne kadar anlamlı ve önemliyse, bizde o düşünceyle meşgul olma olasılığımız o kadar fazladır.

Takıntılı düşüncelerimizin üzerine gitmeliyiz. Bizi tetikleyen dürtülerimizin farkında olursak daha hızlı motive oluruz. Günlük yaşantımızda biz engelleyen birtakım sorunlarla başa çıkarız; İş stresi, gelecek kaygısı vs. Bu gibi şeyleri düşündüğümüzde kafamızda olmayan senaryolar yazar ona göre ruh hali içine gireriz. Geleceğimiz hakkında sürekli olarak kötü düşüncelere sahipsek, bizi ileride değil, sürekli olarak geride kalmamıza sebep olur. İyi düşüncelere sahipsek her şeyin yolunda gittiğini yine söyleyemeyebiliriz. Örneğin; hiç ders çalışmamız bir öğrenci, sürekli olarak ders çalışmadan bu dersi geçeceğine dair düşüncelere sahipse, dersten geçmesi mümkün olmayacaktır. Takıntılı düşüncelerimizi korkmadan dile getirmeliyiz. Onlarla yüzleşmeliyiz, bizden daha güçlü olduklarını sanmamalılar. Onları kendi bilinçdışımızdan atmalı yerine pozitif daha uygun düşüncelerle değiştirmeliyiz ki, gündelik hayatımızda bize yük olmalarından kurtulabilelim.

ALEYNA ELMAS

Kaynakça

(tarih yok). http://www.noronpsikiyatri.com/psikiyatri/obsesyon-takinti-nedir/ adresinden alındı

Christine Purdon, D. A. (2019). Takıntılarla Başa Çıkma.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*