Uzman Yanılgısı

10 Ekim 2021 tarihinde Prof. Dr. Tayfun UZBAY, Teke Tek programında alternatif tıp uzmanları hakkında çok önemli açıklamalarda bulunmuştur. 2017 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 4 milyar dolar kanser tedavisine harcanırken aynı yıl 40 milyar dolar alternatif tıbba harcanan para olduğu belirtilerek; alternatif tıbbı “arka bahçe” olarak ifade etmiştir. Tam bu konudan bahsedilirken bir uzmanlık alanını anlatmaya başlamıştır. Bu uzmanlık alanının adı “fitoterapi”dir. Burada bahsedilen uzmanın nasıl uzmanlık aldığı ve tıbbi açıdan nasıl bir yetkinlik kazandığıdır. Kısaca bu uzman kişinin bir üniversitenin fitoterapi alanında tezsiz yüksek lisans bölümünü bitirdikten sonra elindeki ot vs. gibi maddeleri tabiri caizse reçete ettiğini belirtmektedir. Kendisi de farmakoloji profesörü olmasına karşın bu kişinin yaptığı yanlışı ifade etmesinden dolayı yoğun saldırıya uğradığını ifade etmiştir.

Dünyadaki genel kabul, bildiğiniz gibi Sağlık Bakanlıklarının tanımladığı tıp branşları dışında hiç kimsenin hastaya dokunabilme ve tedavi etme yetkisi olmadığı bilinmesine rağmen toplumun büyük bir kısmı tıp doktorları dışında bu “Uzman”lardan yardım almak istemektedir. Oysa, Sağlık Bakanlığı’nın tanımladığı ilaçlar dışında hiçbir madde reçete edilemez.

“Uzman”ların neler yaptığına giriş yaptıktan sonra şimdi gelelim bizim alanımızdaki uzman tartışmasına. İnternetten psikologları incelediğimizde üç grup gerçek psikolog çıkarken bir grup da “uzman” veya “hocam” olan fake psikolog çıkıyor. Öncelikle gerçek psikologları incelediğimizde birinci grup sadece psikolog, ikinci grup uzman psikolog, üçüncü grup ise klinik psikolog olarak tanımlanıyor. Klinik psikologlar da “Uzman Klinik Psikolog” ile “Uzmansız Sadece Klinik Psikolog” olarak karşımıza çıkıyor. Bu tabirleri tabi ki aklı selim değerli meslektaşlarımızın kullandıklarına son derece eminim.

Önce “sadece psikologları” ele alalım. Bu kişiler “psikoloji bölümü” lisans mezunu olan kişilere verilen tabirdir. Kısaca nasıl mimarlık bölümü mezunu mimar oluyorsa, nasıl mühendislik mezunu mühendis oluyorsa bittabi psikoloji mezunu da verdiği emeklerin karşılığında psikolog oluyor. Fakat zamanla nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bunun yetersiz olduğuyla ilgili bir fikir öne atıldı. Ne zaman mı? 2010’ların başında kim, neden, nasıl attığını tam olarak bilmemekle birlikte 26 Nisan 2011 tarihi 27916 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan kanunun 9. Maddesi’nin 13. Ek Maddesi gereği psikoloji bölümü mezunlarının psikolog olma hayalleri “Cansas going bye bye” oldu.

MADDE 9 − 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 13 − a) Klinik psikolog; psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine klinik ortamlarda gerekli pratik uygulamaları içeren klinik psikoloji yüksek lisansı veya diğer lisans eğitimleri üzerine psikoloji veya klinik psikoloji yüksek lisansına ilaveten klinik psikoloji doktorası yapan sağlık meslek mensubudur.

Klinik psikolog, nesnel ve yansıtmalı ölçüm araçları, gözlem ve görüşme teknikleri kullanarak psikolojik değerlendirme ile uluslararası teşhis ve sınıflama sistemlerinde hastalık olarak tanımlanmayan ve Sağlık Bakanlığının da uygun bulduğu durumlarda psikoterapi işlemleri yapar. Hastalık durumlarında ise ancak ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak psikoterapi uygulamalarını gerçekleştirir.

Psikoloji lisans eğitimi üzerine ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığınca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologlar sertifika alanlarındaki tıbbi uygulamalarda görev alabilirler.

Uzman tabibin teşhis ve yönlendirmesiyle ya da bağımsız olarak yapılabilecek mesleki uygulamalar, bu bentteki prensipler çerçevesinde Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir (https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/04/20110426-1.htm)

Bu yasada görülüğü üzere “Psikoloji Bölümü” mezunları ancak “Klinik Psikoloji” yüksek lisansı yaparak “Klinik Psikolog” olabilirler ibaresi getirildi. Konuyu dağıtmamak için bunun içeriğine girmeyeceğim, fakat bu ters yükseliş etkisinin kendi meslektaşlarımız arasında nasıl bir dağılma, parçalanma yarattığını başka bir zaman anlatacağım. Burada uzman klinik psikolog kimdir diye bir soru haklı olarak gelecektir. Bunu tanım ise Freud’u da aşar tabiri yerindeyse “falliğin falliği” diyebiliriz.

Son olarak “Uzman Psikolog” tanımına geçmeden önce kısaca uzman nedir ondan bahsetmek istiyorum. “Uzman” kelimesinin Türk Dil Kurumun’daki birinci anlamı şudur: Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse). Yani kısaca bir psikolog aslında aynı “Çocuk Gelişim Uzmanı” gibi kendini uzman diye ifade edebilir. Fakat niyeyse insanlar Türk Dil Kurumu’daki ikinci anlamdan yola çıkarak: Belli bir bilim dalında lisansüstü öğrenim derecesine sahip kimse tanımından yola çıkarak “Uzman Psikolog” tabirini kullanıyorlar.

İşte bütün risklerde bu tanımlama üzerinden çıkıyor. Bunu bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse sosyal medya platformunda “Uzm…” isimli bir hesaptan yayın yapan kişi bazı ifadelerinde psikoterapi yaptığını belirtiyor. Ben de merak ederek hesabını incelediğimde bu kişinin özenle bazı kelimeleri seçtiğini gördüm. Örneğin kendini tanıtırken okuduğu okulların isimlerini (Bölüm isimleri belirtmeyerek) yazdığı ve altına da “Çocuk, Aile ve Evlilik İlişkileri” gibi ifadelerde bulunduğunu öğrendim. Bu kişinin kim olduğu ifşa olmaması adına isim ve tanım kullanmayacağım, fakat çeşitli yollardan kişinin aslında psikolojiyle hiç alakası olmayan başka bir bölümden mezun olduğunu öğrendim. Bütün sorun da burada başlıyor. Uzman tanımını ikinci anlamından yola çıkarak tanımlarsak psikolog tanımında sorun yaşamaya başlarız. Neden? İlk sorun psikologların kendi içinde başlar. Örneğin bir kişi psikoloji sonrasında sosyoloji, felsefe, din psikolojisi gibi başka alanlarda yüksek lisans yaparsa bu kişi kendini bu tanıma göre uzman ilan edebilir. Oysa ki bu kişinin uzman ifadesiyle kast ettiği içerik uymamaktadır, çünkü genel olarak psikologlar klinik alanlarda uzman tabirini kullanmaktadır. İkinci sorun ise en vahimidir. Bu da uzman kişinin hiç alakası olmamasına rağmen 1 yıllık psikoloji eğitimi alarak veya aynı yukarıdaki örnekte olduğu gibi psikolojiyle hiç alakası olmayan bölümlerden mezun olarak klinik psikolojinin veya gelişim psikolojisinin alanını işgal etmesidir. Psikoterapinin aynı ilaç gibi bir etkisi olduğunu unutmayarak (Bennett-Levy ve ark., 2009; Leichsenring & Rabung, 2008) bunun bir ehli olması gerektiği ve bu ehli konusunda kurumlardan önce biz bu mesleğe yıllarını veren ve verecek kişilerin oturup düşünmesi gerektiğini düşünüyorum. Ben bu sorunların nedenini siyasi veya başka meslek gruplarının çabası olarak görmüyorum. Bu Türkiye’deki ve Dünya’daki mevcut gelişmeleri görmeyen değerli meslek büyüklerimizin yeterli müdahale edememeleri nedeniyle mesleği localaştırmak yerine mesleği bölmeye eğilim gösterilmesi olarak görüyorum.

Son sözüm şu, bu konu üzerine daha fazla yayın yapmayı planlamakla beraber yüzüğün Frodo’ya verilmesinden yanayım (yani lisans temelli hareket edilmesi), çünkü bugüne kadar yapılan uygulamalar bize gösteriyor ki klinik psikoloji yüksek lisansı alan öğrencilerin yeterince süpervizyon almadıkları, ruh sağlığı klinikleriyle yeterince entegre olmadıkları ve kritik konularda yeterli düzeyde eğitim verilmediği bilinmektedir. Neredeyse bütün yüksek lisans programlarının bu konuda sınıfta kaldığını düşünüyorum. Zaten bir yılı tezle geçen bir programın ne kadar bir etki yaratmasını bekliyorlardı inanınki ben de bilmiyorum. Ben bunları yazarken psikoloji mezunları sözde “klinik psikolog” olmak için ALES, YDS gibi sınavların yanı sıra yüklüce miktar parayı özel üniversitelere aktarıyorlar. Bu kişiler boğazı kirleten çok katlı bir binaya para veren kişiler gibi hem emeklerinin hem de paralarının boşa gitmemesi için klinik psikolog olduklarında ayrışma eğilimi gösterebilirler elbette fakat bilmeliyiz ki bu sorunlar psikologların psikolog olma yolundaki olgunlaşmalarına engel olmaktadır. Bu konunun daha uzun tartışılması gereken bir konu olduğunu düşünerek çözüm yollarını başka bir yazıya saklıyorum.

 

Klinik Psk. Umut Karagöz

 

Bennett-Levy, J., McManus, F., Westling, B. E., & Fennell, M. (2009). Acquiring and refining CBT skills and competencies: which training methods are perceived to be most effective?. Behavioural and cognitive psychotherapy37(5), 571-583.

Leichsenring, F., & Rabung, S. (2008). Effectiveness of long-term psychodynamic psychotherapy: A meta-analysis. Jama300(13), 1551-1565.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*