A New World Order

     Gary Steiner “Anthropocentrism and Its Discontents” kitabında insan merkezciliği: “şeylerin sıra ve düzenini insanın kendi bakış açısına göre ve kendisini merkeze alarak açıklama” çabası olarak tanımlar. Ben A. Minteer’e göre, dinsel perspektiften insan-merkezcilik insanın Tanrı suretinde yaratıldığını dolayısıyla diğer canlılardan daha üstün ve değerli olduğunu varsayar. Islam dininde de insan yaratılmışların en şereflisi olarak gösterilir.

     Canlı-merkezcilik ise kısaca yaşayan tüm organizmalara saygı duyulması gerektiğini belirtir. Canlı-merkezci görüş küresel ısınmanın ve insan dışı canlılara karşı kötü davranışın sebebininkökeninde doğayı insan-merkezci bakışla yorumlama geleneğinin olduğunu vurgularlar, insan-merkezcilik gibi yalnızca insanlar ya da hayvanlar merkezde yer almaz.

     Peki biz insan ve insan olmayanı neye gore ayırırız; “İnsan nedir?” sorusu felsefenin en temel dilemnasıdır. Antik yunandan başlayarak pek çok filozof bu soruyla ilgilenmek zorunda kalmıştır. Aristoteles’e gore insanda üç temel faaliyet bulur: bunlardan birincisi “bilme” ikincisi “eylemde bulunma”, üçüncüsü “yaratma” etkinliğidir. Bu üç temel etkinliğinde dev teknoloji şirketlerinin yarattığı bilişim teknolojileri ürünleri, hizmetleri tarafından gercekleştirildiğine son yirmi yılda şahit olduk. Ama bu ürünlere, hizmetlere insan diyebilir miyiz? binlerce yıldır insan merkezciliği ile yönetilen, bilimde en ileri ülkenin emirlerine göre konuşlanan gezegenimiz gelecekte kuantum bilgisayarlar tarafından sömürülebilir, en önemlisi bunun farkında mıyız?

 

Yazan: Ahmet Alperen Yeşilova

Kaynak: Aristoteles, Metafizik Cilt II, (Çev: Prof. Dr. Ahmet Arslan), Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*