Aldatma Psikolojisi

İlişkilerin çoğu duygudaşlıkla başlar. Heyecan, tutku, arzu, aşk, sadakat, sevgi, özlem… Ve kabul etmek gerekir. İlişkiyi başlatan duygu her zaman aynı kalmaz. Zamanla azalabilir, başka bir duyguya dönüşebilir. Duygular ne kadar yoğun olursa olsun her zaman aynı şiddette hissedilmesi mümkün değildir. İlişkiyi sürdüren şey, duygunun aynı kalması değil duyguların değişebileceğini kabul etmek ve duyguların dönüşümüne olumlu katkı yapabilmektir.

Bireyler aldatmayı; duygusal yakınlık gereksinimi, aşık olma, cinsel yönden çeşitlilik ihtiyacı, partnerden intikam alma isteği gibi durumlardan dolayı haklı görmektedirler.

Aldatan erkeklerin bazıları partnerine karşı öfkeli davranır ve onun her hatasını görmeye başlar, hatalarını yüzüne vurup onu kırmaya çalışabilir. O hata yaptıkça birey kendini daha iyi hisseder. Genelde aldatma sonrasında vicdani rahatsızlık oluşur. Bazı erkekler de kendini mahcup ve suçlu halde gösterebilir.

Aldatılan eş, partnerinin söylediklerine ve davranışlarına şüphe ve üzüntüyle yaklaşır ve eleştirmeye başlar. Aldatan eş ise kendini sürekli savunmada hisseder ve içine kapanabilir. Aldatma olayından sonra çiftlerin şimdiye kadar inandıkları şeyler değişmiştir.

Aldatmanın en zor yanlarından biri, sonrasında oluşan etkiler veya partnerin aldatmasıyla başa çıkma durumudur.

Bireyin aldatıldığını öğrenme şekli, bireyin tepkisini etkilemektedir. Kişi aldattığını partnerine gönüllü olarak söylediğinde ilişki en az etkilenmektedir. Birey, partnerinin aldattığını şüphelenme sonucu öğrenerek partneriyle yüzleştiğinde ilişki biraz daha fazla etkilenmektedir. Kişi partnerinin aldatmasını eylem sırasında yakaladığında veya olayı başka birilerinden öğrendiğinde ise ilişki en büyük zararı görmektedir.

Hipnoterapi – psikoterapi ile bireyin aldatma olayı sonrasında ayrılma veya ilişkiye devam etmesi konusunda sağlıklı bir karar verebilmesi sağlanır. Aldatma veya aldatılma olayı sonrasında ilişkiye yönelik sağlıklı bir karar verilebilmesi için, bu konunun açık bir şekilde konuşulması gerekmektedir. Kişi üzülse de bu konu üzerinde konuşulması ve sorunların ortaya çıkarılması ilişkinin gidişatı için önemlidir. Aldatma konusunun yok sayılması bireyde ve ilişkide bu olayın oluşturduğu sıkıntıları gidermemektedir ve sonraki dönemlerde yine aynı durumların yaşanmasına da sebep olabilir.

Aldatma psikolojisi ve aldatmanın 3 sebebi

1. Kişisel sebepler

Cinsiyet: Yapılan araştırmalar, erkeklerin kadınlara oranla aldatmaya daha yatkın olduklarını saptamış durumda. Testosteron cinsellik hormonuna kadınlara göre daha fazla sahip olan erkekler, cinsellik dürtüsünü daha yoğun hissettikleri için ihanete yönelim gösterebiliyorlar. Hatta erkekler arasında yapılan araştırmalarda, testosteron seviyesi normal seviyeden daha yüksek olan erkeklerde aldatma oranları da artış gösteriyor.

Kişilik özellikleri: Kişilik tipleri kıyaslandığında karakter olarak “normal kişilik tipi” özelliklerinden farklı olarak daha az dürüst, ılımlı, uyumlu ve vicdanlı olan insanlar, aldatmayı normal bir eylem olarak benimseyebiliyor ve hayatlarına daha çok dahil edebiliyorlar.

Kişisel görüşler (dini, politik, toplumsal): Kişisel görüşlerde konu, kişinin görüşlerine bağlılık oranına bağlı. Örneğin; muhafazakar bir birey, dini ve politik görüşlerinde gerçekten muhafazakar bir anlayışı benimsiyorsa ihanete yatkınlık göstermiyor. Ancak, baskı altında kalarak ve kendini zorlayarak bu görüşler çerçevesinde hayatını şekillendiriyorsa içinde tuttuğu duygular açığa çıkarak onu ihanete kolaylıkla yönlendirebiliyor.

2. İlişkisel sebepler

Sağlıksız, baskı altında veya iletişim eksikliği içerisinde olan bir ilişkinin iki tarafı da tatmin etmeyen yönleri, kişileri ihanete yönlendiren sebepler arasında yerini alıyor. İlişki problemi yaşamayan, doğru ifadelerle açık iletişim kurabilen, ilişkide kendini değerli hisseden çiftler aldatma arzularını ve ihtimallerini eleyerek birbirlerine odaklanabiliyorlar.

İlişkide küçümseme, ciddiye almama, dinlememe, birlikte vakit geçirmeme, anlaşamama, sık sık tartışma ve mutsuz cinsellik gibi faktörler ilişkileri içten içe kurutarak çiftleri aldatma eylemine yönlendirmeye önayak oluyor.

Yapılan araştırmaların birinde, partneriyle birlikte olan kadınların cinsel doyuma ulaşma oranlarının aldattıkları kişilerle yaşadıkları deneyimde ulaştıkları orandan daha az olduğu saptanmış. Aldatma konusunda cinsel mutluluğun önemi de yadsınamaz bir etken olarak karşımıza çıkabiliyor.

3. Çevresel sebepler

Bazı durumlarda; karakteristik özellikler aldatmaya müsait olmasa veya ilişki gayet mutlu gitse bile çevresel koşullar nedeniyle ihanet vakaları gözlemlenebiliyor. Öngörülemeyen birtakım durum ve koşullar, kişi için fazla ilgi çekici ve tetikleyici olabiliyor. Birebir geçirilen zamanlar ve yakın temas bazı durumlarda kişinin aklının karışmasına fırsat yaratabiliyor. 

Peki bir kere aldatan hep aldatır mı?

İlişki uzmanı Aimee Hartstein’e göre, aldatma konusu ve sonrasında verilen tepkiler farklı kategorilerde incelenmeli. Örneğin; genel olarak bazı şeyleri çok fazla irdelemeyen ve ilişkiye dair farkındalığı gelişmeyen bir kişi, ihanetin hem kendisine hem de karşısındaki kişiye verdiği hasarları fark etmez. Bu nedenle tekrar aldatma olasılığı yüksektir. Çünkü ilişki bilinci gelişmemiş veya yukarıdaki faktörlere bağlı olarak partnerine karşı dürüst olma yönü zayıf kalmıştır.

Ancak bu elbette ki her hatanın mutlaka tekrar tekrar yineleneceği anlamına gelmemektedir. Ne yaptığının farkında olmayan ama farkındalık geliştirmek isteyen bireylerde aldatma eyleminin sonuçları yoğun etkiler yaratabilir. Bu etkilerin neticesinde kişi pozitif yönde bir gelişim kazanarak daha bağlı, dürüst ve açık bir birey haline gelip ilişkilerinde sadakati temellendirebilir.

 

Yazan: İrem Yağcı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*