Amino Asit Türevlerini Arttırmak Şizofreni İçin Bir Tedavi Yolu Olabilir.

     Özet: Betain olarak adlandırılan bir amino asitin vücutta düşük seviyelerde bulunması şifozfreni hastalığı ile ilişkili olabilir. Betainin dışarıdan takviye olarak verilmesi, şizofreninin modellendiği farelerde bilişsel ve davranışsal eksiklikleri düzeltti. Ayrıca, artan amino asit düzeyi moleküler seviyedeki oksidatif stresi (Antioksidanlar ve prooksidanlar arasındaki dengenin bozulup hayvan ve bitki hücrelerinin reaktif oksijen veya azot türlerinden zarar gördüğü durumdur. -ç.n.) de düşürdü.

​     Çoğu psikiyatrik ilaç belirli nörotransmiterlerin beyindeki reseptörleri üzerinde etkide bulunur. Ancak, alternatif yöntemlere büyük bir ihtiyaç söz konusu ve bu araştırma beyinin metabolik yolu üzerindeki diğer hedefleri arıyor. Glisin betain eksikliği şizofreninin nedenlerinden birisi olabilir, RIKEN Beyin Bilimleri Araştırma Merkezi (Center for Brain Sciences (CBS) tarafından yapılan bu yeni araştırma gösteriyor ki , farelere takviye olarak verilen Betain psikiyatrik semptomlara karşı koyabilir.

     Betain vücuda normal bir diyet ile alınabilir ama ayrıca vücutta da sentezlenir ve iltihapa karşı mücadele gibi çeşitli yollarla metabolizmaya destek sağlar. Şizofreni tanısı konulan kişilerde kandaki betain (Glisin betain ya da trimetilglisin) seviyesinin düşük olduğu ve bu durumun yeni tedavi yöntemleri için güncel bir hedef olabileceği daha önceki çalışmalarda gösterilmişti.

     Yapılan yeni çalışmada, betain üretiminden sorumlu Chdh geni eksik olan farelerin kanlarındaki ve beyinlerindeki betain seviyesinin çokca düştüğü ve bu farelerin depresif davranışlar sergilediği gösterildi. Betainin kan-beyin bariyerinden geçebildiği ve içme sularına betain takviyesi eklenen farelerin beyinlerindeki betain seviyesinin tekrardan normal düzeye döndüğü gözlemlendi.

     Ayrıca, PCP ve metamfetamin gibi psikedelik ilaçlar da hem insanlarda hem de farelerde şizofreni benzeri davranışlar üretebilir. Araştırmacılar, betainin, PCP ve metamfetamin gibi uyuşturucular yüzünden kaynaklanan semptomları hafifletip hafifteleyemeceğini test ettiler. Betain, yalnızca bilişsel eksiklikleri ve davranışsal anormallikleri düzeltmekle kalmadı ayrıca moleküler seviyedeki oksidatif stres düzeyini de normal haline getirdi. Bu sonuçlar, araştırmacıların, oksidatif stresin; psikedelik ilaçların psikiyatrik semptomlara neden olan mekanizmalarından biri olabileceğini düşünmelerine neden oldu.

     Son olarak, ölmüş bir grup insan beyni üzerinde yapılan incelemeler, ölmeden önce şizofreni teşhisi koyulan kişilerde betain seviyesinin, ölümden önce alınan antipsikotik ilaçlardan bağımsız olarak, düşük olduğunu gösterdi. Ayrıca araştırmacılar, ciddi psikotik belirtilerin olduğu durumlarda ortaya çıkan bir patoloji olan “betain eksikliği olan oksidatif stres”i  içeren beyinlerin de örneklemleri içerisinde olduğunu buldular. Araştırmacılar bu patolojiyi oksidatif stres durumunu simüle eden indüklenmiş pluripotent kök hücrelerde tekrar ettiler ve bunu betain tedavisi ile telafi edebildiler.

     RIKEN CBS araştırmacısı Takeo Yoshikawa “Betainin işlevlerinden birisinin katıldığı metabolik süreçlerde antioksidanların aktivitesini artırmak olduğunu düşünüyoruz. Ancak tek başına betain takviyesi, şizofreni veya diğer psikiyatrik bozuklukları yok edecek gümüş bir kurşun değil.” diyor. Araştırmacılar ayrıca, psikiyatride hassas tıbbın potansiyel bir örneği olan, betain tedavisinin etkisini öngörebilecek bir genetik değişken tanımladılar. Betain bir süredir otozomik çekinik bir metabolizma bozukluğu olan homosistinürinin tedavisinde kullanıldığı için yan etkileri için çok fazla endişelenmeden psikiyatrik durumlar için de kullanılabilir.

 

Çeviren: Mustafa Yıldırım

Kaynak: Neuroscience news

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*