Aşkın Altı Türü

     Sanıyorum ki hepimizin hayatında aşık olduğumuz ya da aşık olduğumuzu düşündüğümüz bir zaman dilimi vardır.Bundan yola çıkarak da hepimizin aşk hakkında az çok bir fikre sahip olduğunu ve aşkın hafife alınamayacak kadar karmaşık, zor bir duygu olduğunu bildiğimizi düşünüyorum.Evet arkadaşlar, aşk karmaşık; hatta sandığımızdan daha karmaşık!

     John Lee’nin aşk biçimleri kuramı bizlere aşkın altı türü olduğunu söylüyor. Bu kuramda bahsedilen altı tür;tutkulu aşk,özgeci aşk,sahiplenici aşk,mantıklı aşk,arkadaşça aşk ve oyun gibi görülen aşktır.

     Tutkulu Aşk
Tutkulu aşkta ön planda olan şey belli bir kişiye yöneltilmiş yoğun ilgi ve adından da anlaşıldığı gibi tutkudur.Bu türde fiziksel çekicilik,sempatiklik ve partnerle iletişimin rahat olması gözlenebilir.Çiftler birbirlerine ve ilişkilerine güvenir ve bağlanırlar.

     Arkadaşça Aşk
Fiziksel çekiciliğin ve tutkunun geri planda kaldığı, daha çok çiftlerin ortak ilgi alanları ve beraber keyifli vakit geçirmeleriyle ortaya çıkan,zamanla daha da güçlenen aşk türüdür.

 

     Oyun Gibi Aşk
Aşkı sürdürme çabası bulunmayan,eğlencenin ön planda tutulduğu türdür. Cinsellik önemlidir,partnere bağlılık görülmez.Bu tür aşk anlayışına sahip kişilerin ilişkilerinin genelde kısa sürdüğü ve bu kişilerin çok fazla eş değiştirdikleri gözlenmiştir.Bu çalışmada erkeklerin,kadınlara göre bu türü tercih etme                                                                                 oranının daha yüksek olduğu da görülmüştür.

     Mantıklı Aşk
Lee bu türün arkadaşça aşk ve oyun gibi görülen aşkın bir araya gelmesiyle oluştuğunu söylüyor.Bu aşka göre çiftler ilişkilerinde gelecek planı yapıyor ve partnerlerinin meslek,aile,konum gibi özelliklerine dikkat ediyorlar.Ayrıca çalışmada görülmüştür ki kadınların bu aşkı tercih etme eğilimleri erkeklere göre daha fazla.

     Sahiplenici Aşk
Lee’ye göre bu aşk tutkulu aşk ve oyun gibi görülen aşkın birleşimiyle oluşuyor.Bu ilişkide saplantı,abartılı kıskançlık,partnere ve ilişkiye duyulan güvensizlik görülür.Çiftler fazla duygusallaşabilir ve kendilerini kötü ruh hallerine sürükleyebilirler.

     Özgeci Aşk
Tutkulu aşk ve arkadaşça aşkın birleşimiyle oluşur.Bu türe aşkın en sağlam hali diyebiliriz belki de çünkü bu türde çiftler,partnerlerinin mutluluğuna ve iyiliğine kendilerinkinden bile daha çok önem verir.Çiftler birbirlerine karşı anlayışlı ve bağışlayıcıdır.Sorunları çözme yolunda uzlaşmacı tavırlar sergilerler.

APOLLON DA AŞKI OYUN GİBİ GÖRÜYORDU!

      Biraz da mitolojideki aşk hikayelerine değinelim.Erkeklerin oyun gibi görülen aşka kadınlardan daha yatkın olduğundan bahsetmiştik.E üstüne bir de Tanrı olduğunuzu düşünsenize!Hera,Zeus’un çapkınlarından az çekmedi mesela ama benim paylaşmak istediğim hikaye Güneş Tanrısı Apollon’un iki aşkı: Klytie ve Daphne.

     Apollon bir gün dere kenarında Klytie ile karşılaşır.Klytie güzeller güzeli bir kızdır,Apollon ondan etkilenir ve kalbine girer.Zamanla birbirlerini çok seven iki sevgili olurlar fakat günler geçtikçe Klytie’nin aşkı artarken,Apollon’un aşkı azalmaya başlar ve Klytie’den sıkılır.

     Ayrıldıklarında Klytie çok üzülür,yemeden içmeden kesilir,uyumaz olur ama kim bilir belki de Apollon o sırada başka çapkınlıklar peşindedir,mesela Peneus Irmağı kenarında bakireliğe yemin etmiş bir su perisi olan Daphne’ye aşık oluyordur.

     Apollon,Daphne’yi gördüğü anda aşık olur ve ondan aşkına karşılık vermesini ister fakat Daphne bir yemin etmiştir,evlenmek gibi bir düşüncesi yoktur.Apollon laf dinlemez bir çapkın olduğu için Daphne’nin peşinde olmaya devam eder.Apollon ona yaklaştığında Daphne Apollon’dan koşarak uzaklaşmaya başlar,ta ki yorgun düşene dek.

     Koşacak gücü kalmadığında Daphne, Toprak Ana Gaia’ya onu kurtarması için yalvarmaya başlar.Gaia bu yardım isteğini duyar ve geri çevirmez.Daphne yavaş yavaş ağırlaşmaya,odunlaşmaya başlar.Toprak Ana onu bir ağaca çevirmiştir.Günümüzde bu ağaç defne ağacı olarak anılır.

 

     Klytie’ye geri dönelim,evet Klytie yemeden içmeden kesilir ve günlerini uyumadan geçirir.En sonunda tüm bu yorgunluğa dayanamaz ve ölür.Apollon,Klytie’nin öldüğünü duyduğunda onu bir çiçeğe çevirir çünkü onun kendisine olan aşkından öldüğünü bilir.Klytie öyle bir çiçek olmuştur ki,hala sevgilisi Apollon’a aşıktır ve bu yüzden güneş hangi yöne gitse yüzünü oraya döner ama sevgilisi Apollon hiçbir zaman dönmediğinden boynu hep bükük kalmıştır.Biz bu çiçeği günebakan çiçeği olarak biliyoruz arkadaşlar.

     PEKİ APOLLON BU YAPTIĞIN DOĞRU MU?

     Bu mitolojik aşk hikayesine çok farklı bir yönden de göz atabiliriz.Biliyoruz ki günümüzde taciz,tecavüz olayları yüksek rakamlara ulaşmış bulunmakta.Bunun yanı sıra kadına yönelik şiddet de gün geçtikçe artmakta.Geçtiğimiz yılın verilerine göre on ay içerisinde 337 kadın öldürülmüş ve 246 kadın cinsel şiddete uğramış.

     Biliyoruz ki kadınlar şiddetten,tecavüzden korunmak için koruma kararı çıkarttırabiliyor hatta Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na sığınabiliyor ve orda yaşamaya başlayabiliyorlar.Bu mitolojik hikayeye bir de bu yönden atacak olursak,Daphne konusunda Apollon’u takıntılı,sapık bir takipçi olarak düşünebiliriz.Daphne’nin onu reddetmesini bir türlü kabullenemeyip sürekli onu rahatsız edecek şekilde peşinde olması pek ala tacize girer.

      Peki bu durumda,Daphne’nin o zamanların Mor Çatı’sına sığınmış olmasına ne demeli?Apollon’a söz anlatamayan Daphne çareyi Toprak Ana Gaia’ya sığınmakta bulmuştu ve Gaia’da ona kendi yöntemleriyle yardım eli uzattı.Bu durumda evet,Gaia bu hikayenin Mor Çatı’sı diyebiliriz.

     Mitolojik hikayeler insanların birbirlerine dilden dile anlatmasıyla yayılmıştır.İnsanlar ne yaşıyorlarsa onu hikayelere dökmüştür.Biz bu durumda diyebiliriz ki taciz ve kadına şiddet Antik Yunan’a kadar uzanıyor,bizlerin bu sorunu günümüzde hala çözememiş olmamış çok utanç verici; umuyorum ki yarınlarımızda bu olaylar yalnızca kötü hikayeler olarak anılır.

Yazan: Ceren Çal

http://www.turkpsikolojidergisi.com/PDF/TPD/54/59-75.pdf 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*