“Bağımlılık” Kelimesini Aşırı mı Kullanıyoruz?

Günlük dili, klinik dilden ayırmanın vakti geldi.

ANAHTAR NOKTALAR

  • Günlük dilde kullanılan “bağımlılık” kelimesi, klinikte kullanılan dilden farklıdır. Psikolojik sorunları daha iyi tedavi etmek için aradaki farkı doğru anlamamız gerekir.
  • En büyük yanılgılardan biri “seks bağımlılığı” hakkındadır. Bazen bu bir duygu düzenleme sorunu olabilir.
  • Gerçek klinik bağımlılık özel tedavi gerektirir ve bu nedenle bağımlılık dışındaki sorunlar için kullanılmamalıdır.

Bağımlılık, halk tarafından herhangi bir konuda yaygın olarak kullanılan popüler bir terimdir. “Alışveriş bağımlısıyım”, “Çikolata bağımlısıyım”, “Kahve bağımlısıyım”, “Netflix bağımlısıyım” vb.

Bir aktiviteye olan tutkumuzu “bağımlılık” olarak tanımlamak mizahi ve günlük konuşmaların bir parçası olabilir. Arkadaşlar arasında kendinizi mutlu bir şekilde “kahve bağımlısı”, “peynir bağımlısı” ve “kitap bağımlısı” olarak tanımlayabilirsiniz. Ancak danışanlarla yapılan psikoterapide bu kelime hafife alınacak bir kelime değildir  çünkü klinik olarak bağımlılık büyük hasara neden olan spesifik bir hastalıktır.

Bağımlılık “Hissi” Gerçek Bağımlılıkla Aynı Şey Değildir

Danışanlar günlük dile alıştıklarında ve terapi odasında olmadıklarında kendi kendilerine “bağımlı” teşhisinde bulunduklarında, onlara bir bağımlılık ile bu hissi yaşayabilecekleri diğer sorunlar arasındaki fark hakkında bilgi vermek terapistin görevidir. Psikoterapistler, danışanlarına tedavileri hakkında bilgilendirilmiş onam verebilmeleri için sorunları sunmanın terimleri, teşhisi ve klinik olarak onaylanmış kavramsallaştırmasının ne olduğunu söyleme görevine sahiptir.

Terapistlerin neyi tedavi ettiklerini bilmeleri oldukça önemlidir. Bağımlılık belirli bir tedavi gerektirir, tıpkı kanserin belirli tedaviler gerektirmesi gibi. Öksürüğünüz varsa, doktorunuzun size doğru tedaviyi sunabilmesi için semptomun nedenini bulması ve soğuk algınlığı ile akciğer kanseri arasındaki farkı bilecek kadar bilgisinin olmasını isteyeceğinizden eminim. Aynısı psikoterapi için de geçerlidir. Bağımlılık olmayan bir sorunu bağımlılık tedavisi ile tedavi etmek, soğuk algınlığını kemoterapi ile tedavi etmeye benzer.

“Seks bağımlılığı” Hakkındaki Gerçek

Psikoterapi alanındaki en büyük yanılgılardan biri “seks bağımlılığı” terimidir. Klinik olarak onaylanmamıştır ve tanı kılavuzlarından reddedilmiştir. Sorunun kabul edilen mevcut tanımı, bağımlılık değil dürtü kontrolü altında kategorize edilen “kompulsif cinsel davranış bozukluğu” (CSBD) ‘dur. Bu bilgilere sahip olmak önemlidir, çünkü semptomları tam olarak bir bağımlılık gibi görünebilir ve hissedilebilir, ancak bunun bir bağımlılık olmadığını bilmek, hastaları “hastalık” etiketi ile gereksiz yere patolojik hale getirmeden daha etkili tedavilerin sunulabileceği anlamına gelir.

İnsanlara, “seks bağımlılığının klinik olarak onaylanmadığı” söylenirse, terapistlerin mücadelelerini geçersiz kıldığı düşünülebilir. Ancak öyle değildir. Hatta terapistler tam tersini yapıyor. Terapistler, danışanların mücadelelerini çok daha fazla merak ediyor ve onlara daha iyi davranabilmek için onları daha iyi anlamak istiyor. Aslında, eski moda “seks bağımlılığı” terimine meydan okumak ve onu kanıta dayalı ve klinik olarak onaylanmış olanla değiştirmek insanlara daha fazla yardımcı olacaktır.

Bağımlılığın Klinik Tanımı

Bağımlılık, beynin desteklemek için tasarlanmadığı (kumar bozuklukları hariç) dış kimyasallara bağımlılıktır. Kendi doğal beyin kimyasallarımıza bağımlı olmak bir hastalık değildir.

Hepimiz hayatta kalmak için şeylere ve insanlara bağımlıyız. Hayatımızı noktalamak ve onlara biraz renk vermek için ilişkilere, bağlantılara, heyecana, eğlenceye, kahkahaya, yemeğe (iyi yemek ve abur cubur) ve daha fazlasına ihtiyaç duyarız. Seks, canlı hissetmek ve daha büyük bir benlik duygusuna sahip olmak için harika bir kaynak olarak görülür. Yani insanlar iyi yaşamak için sekse -ve diğer birçok şeye- bağımlıdır. Tüm bu zevkli, yaşamı onaylayan faaliyetler beynimizi ve vücudumuzu iyi hissettiren kimyasallarla doldurur ve bu tamamen normal ve doğaldır. Öyle olmasaydı, herkes klinik anlamda tam anlamıyla bağımlı olurdu; çocuklarımızı görmeye, ebeveynlerimize sarılmaya, partnerlerimizi sevmeye, arkadaşlarımızı görmeye bağımlı…

Ama tıpkı diğer her şey gibi, kendimizi de gerçekten iyi anlamalıyız ki kendimiz için en iyi seçimleri yapabilelim ve hayatla nasıl ilişki kurabileceğimizi ve neye bağlı olduğumuzu farkına varalım. Örneğin, bazı insanlar kendilerine yeterince güvenmediklerinden hayatlarını yönetmek için diğer insanlara aşırı derecede bağımlıdırlar. Sorun bu insanlara bağımlılık değil, kendi anlayışlarına göre bunu nasıl kullandıklarıdır. Bazı insanlar tüm duygusal repertuarlarını yönetmek için seksi kullanır. Sorun seks değil, duygusal düzenleme becerilerinin eksikliğidir.

Herhangi bir şeye bağımlılık demek, aslında gerçek bir bağımlılıktan muzdarip olanları geçersiz kılar. Bana göre, bir bağımlılık tedavisini yalnızca gerçek bağımlılıklar için kullanmak gerektiği gerçeği bir sağduyudur. Bağımlılık tedavisini bağımlılık olmayan başka şeyler için kullanmak mantıklı görünmüyor. O halde günlük dilimiz ile klinik dilimiz arasında kafa karışıklığına neden olmayalım ve sağduyumuzu kaybetmeyelim.

 

Çeviren: Şevval Özkaya

Kaynak: Psychology Today

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*