Tehlikeli Zihin (30’dan Fazla Cinayet)

Seri katil, anormal kişisel bozukluklar sonucu, 30 günden daha uzun bir zaman diliminde ve arada bekleme dönemleri de olacak şekilde 3 veya daha fazla insanı öldüren kişidir.[Genellikle, öldürme sebebi seksüel içerikli bir nedene dayanmaktadır. Kurbanlar sıklıkla aynı kurguda öldürülmekte ve benzer özellikleri taşıyabilmektedirler (örneğin mesleki, görünüş, cinsiyet veya yaş grubu gibi).  

Filmlere, dizilere ve belgesellere konu olmuş, hukuk fakültesi okuyan ve politikayla ilgilenen literatüre ‘’seri katil’’ kelimesini sokan kişi olarak tanımlayabileceğimiz Ted Bundy’den bahsetmek istiyorum. 

Ted Bundy Kimdir? 

Amerika’nın ve dünyanın ilk seri katili olarak gösterilen Ted Bundy, pek çok kadın cinayetinden sorumlu tutulan kişidir. Büyük bir soğukkanlılıkla işlediği cinayetleri tutuklu olduğu dönem içerisinde anlatan cani, hapishanedeyken sayısız aşk mektubu almıştır. Hatta aynı dönemde bir evlilik yaparak baba olmuştur.

Hayatı filmlere ve kitaplara konu olan Ted Bundy, yakalandığı dönemde FBI ajanlarıyla defalarca görüşme yapmış, faili meçhul cinayetlerinin aydınlanmasına ve sözüm ona başka bir seri katilin yakalanmasına yardım etmiştir. 

Ted Bundy’nin Hayatı 

24 Kasım 1946’da  Burlington, Vermont’ta gayri meşru bir çocuk olarak dünyaya gelmiş Ted Bundy. Ve genç annesi Eleanor Louise Cowell’i yıllarca ablası olarak bilmiştir.Çünkü babası olmayan bir çocuk, o dönemlerde insanlar tarafından hiç hoş karşılanmazmış. Bu nedenle annesi herkese, küçük çocuğu evlat edindiklerini ve onun kardeşi olduğunu söylemiş. Hayatının ilk dokuz yılını ablası sandığı annesi ve dedesi ile birlikte Philadelphia’da geçiren Ted, daha sonra sözde ablasıyla Washington’da yaşayan bir akrabalarının yanına taşınmış. 

İçine kapanık ve sessiz bir çocuk olarak tanımlanan Ted Bundy, insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyor, daha küçük bir çocukken arkadaşlık etmenin saçma olduğunu düşünmüştü. O buradaki yeni hayatına alışmaya çalışırken, annesi de Washington’dayken bir kilisenin düzenlediği faaliyette tanıştığı aşçı  Johnny Culpepper evlenmiştir.Fazlasıyla çekingen  bir çocuk olmasına rağmen, derslerde hep iyi notlar alan çocuk, her zaman sınıfın en başarılıları arasında yer almıştır. 

İlk kurban 

Wilson High School’a devam ettiği sırada, hırsızlık, hilecilik ve röntgencilik gibi  suçlar işlemeye başlayan Bundy, aslında bu suçlarla sosyopat olduğunu yavaş yavaş gösteriyormuş. Lise eğitiminin ardından Washington Üniversitesi’ne başlayan Ted Bundy, burada Stephanie Brooks (gerçek ismi değil) adında genç ve güzel bir kıza aşık olmuş. Ancak Stephanie, Ted Bundy’yi yeteri kadar olgunlaşmadığı bahanesini öne sürerek terk etmiş ve bu ayrılık Bundy’de derin yaralar açmış.

Ardından ablası zannettiği kadının annesi olduğunu öğrenmiş ve tüm bu olanlardan sonra okulunu da bırakmış. Kadınlara duyduğu nefret içinde filizlenmeye başlayan seri katil, insan psikolojisini daha iyi anlamak amacıyla yeniden üniversiteye başlamış. Psikoloji bölümünü bitirdikten sonra,bir parti çin çalışmaya başlamış ve buradayken henüz acemi bir muhabir olan Ann Rule ile tanışmış.

Linda Ann Haley, Washington Üniversitesi’nde psikoloji bölümünde öğrenciydi. 31 Ocak 1974 gecesi uyuduktan sonra Bundy odasına girdi, kıza tecavüz etti. Ve Linda’yı sessizce evin dışına taşıdı. Parçalanmış uzuvları ve kafatası 1 yıl bulunamadı. 

Ted Bundy’nin Elinden Kurtulup Onu İhbar Eden Carol DaRonch

Buz kıracağı, levye, metal boru, kelepçe, kadın çorabı gibi aletlerle kurbanlarını öldüren seri katilin, bazı kurbanlarının etini pişirip yediği de söylentiler arasındadır. Ayrıca sosyopat katil, kurbanlarına hem canlıyken hem de ölüyken tecavüz ediyormuş. Hata bazılarına güzel elbiseler giydirip makyaj yapıyor ve onları çürüyene kadar bırakmıyormuş. Bu davranışıyla Ted Bundy “ölü sevici” olarak da anılmaktadır.

Ardı arkası kesilmeyen cinayetlerin peşinde olan polis, ne yaparsa yapsın bir delil elde edemiyormuş. Çünkü Ted arkasında hiçbir iz bırakmıyor, şeytani zekasıyla şüphe çekebilecek bütün delilleri yok ediyormuş. Ancak bir gün işler istediği gibi gitmemiş. 8 Kasım 1974’de Utah’ta tam da kurban modeli olan genç bir kız seri katilin planını bozmuş. Carol DaRonch isimli genç kızın yanına polis kılığında yaklaşan Bundy, ona arabasının kapılarının zorlanmış olduğunu söyleyerek işlerin yolunda olup olmadığını sormuş. Aracını kontrol eden Carol bir sorun olmadığını söylese bile Ted, genç kadının merkeze ifade vermeye gelmesi gerektiği konusunda ısrar etmiş.

12 yaşındaki kurban…

10 yıl boyunca ölümünü bekleyen Ted Bundy, bu süre içerisinde cinayetlerinden bazılarını anlatmıştır. Özel ajan Hagmaier’le sık sık bir araya gelmiş, hatta bir süre sonra onu en yakın arkadaşı olarak tanımlamış. 1984’te dedektif Robert Keppel’e Green River Katili olarak bilinen Gary Leon Ridgway’in yakalanması için yardım etmiştir. İdam edilmeden 1 gün önce ise dindar bir yazar, psikolog ve Focus on the Family isimli Hristiyan kurumunun başkanı olan Dr. James Dobson ise televizyon röportajı yapmıştır. 

Görüşme sırasında, Ted Bundy şiddet içerikli pornografinin kendisini genç yaşlarda etkisi altına aldığını ve onu korkunç şeylere sürüklediğini söylemiştir. Medyanın şiddete ve pornografiye yer vermeye devam etmesi durumunda daha bir sürü Ted Bundy doğacağı yönündeki açıklamasıyla da hafızalara kazınmıştır.

Yakalanışı ! 

Kaçarmaya çalışırken iki ayak bileğine de zarar veren Bundy, fazla uzaklaşamadığı için bir hafta sonra çalıntı bir arabanın içerisinde yakalanmıştır. Bir sonraki duruşmaya kadar tutuklu yargılanan Bundy, demir bir testere bularak hücresinde tünel kazmaya başlamış. Aylarca kazmaya devam eden Bundy, uygun zamanı beklemiş ve 30 Ekim 1977’de kaçış planını hayata geçirmiş. Başgardiyanın odasına çıkan tüneli takip eden Bundy, burada kıyafetlerini ve görünüşünü değiştirerek dışarı çıkmayı başarmış. Zamanlamayı iyi yapması ve yatağına doldurduğu kitaplar sayesinde kaçtığı saatlerce anlaşılamamış.

Kaçtığı fark edildiğinde çoktan Florida’ya varmış olan Ted Bundy, burada yeni bir kimlikle tuttuğu tek odalı dairesinde yaşamaya başlamış. Ancak durmak niyetinde olmayan seri katil, üniversiteli kızları öldürmeye devam etmiş. Florida’nın Lake City isimli şehrinde, kaçırıp öldürdüğü 12 yaşındaki Kimberly Leach de Bundy’nin kurbanı olmuş. Neyse ki bu onun son katliamıydı. Çünkü 15 Şubat’ta çalıntı arabasıyla Florida’ya giderken durdurulan seri katil tutuklanmış ve kimliği tespit edildikten sonra Miami’ye gönderilmiş.

İdamı

İdama gitmek üzere hücresinden zorla çıkartıldığı söylenen katil, 23 Ocak 1989’da, vücuduna 2000 volt elektrik verilerek idam edilmiş. Saat 7.16’da öldüğü açıklanan Ted Bundy’nin idamı yüzlerce kişi tarafından kutlanmış, hatta cezaevinin dışında havai fişekler patlatılmıştır. Son olarak ailesine ve arkadaşlarına sevgilerinin iletilmesini isteyen ünlü caninin cesedi yakılmış ve külleri vasiyeti gereğince Cascade Sıradağları’nda açıklanmayan bir yere savrulmuştur. 

Katilin Psikolojisi 

  • Antisosyal Kişilik Bozukluğu

73 psikologdan oluşan  bir grup,2007’de Ted Bundy’nin akıl sağlığını incelemek için Kentucky Üniversitesi ile bir araya geldi ve neredeyse hepsi antisosyal kişilik bozukluğu (ASPD) olduğu konusunda hemfikirdi. Aslında, ekibin yaklaşık yüzde 80’i, Bundy’nin bozukluğun bir prototipi (mükemmel bir örnek) olduğuna inanıyordu ve Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda (DSM-5) özetlenen tüm kriterlere uyuyordu. 

Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre ASKB şu belirtileri içermektedir :

  • Benmerkezcilik
  • Kişisel memnuniyetle hareket etmek (hukuka ve toplumsal normlara aykırı olarak)
  • Empatiden ve pişmanlıktan yoksun olmak
  • Karşılıklı yakın ilişkileri sürdürme yetersizliği (genellikle başkalarını kontrol etmek için baskı ve gözdağı kullanma)
  • Antagonizm (manipülatif, aldatıcı, duygusuz ve düşmanca)
  • “Disinhibisyon” (sorumsuz, kompülsif ve risk alma)   

 

  • Psikopati 

Sanılanın aksine, psikopati şemsiyesi altına girse de antisosyal kişilik bozukluğuyla aynı şey değildir. (Bu, tüm psikopatların da ASKB’ye sahip olduğu anlamına gelir, ancak ASKB’ye sahip tüm insanlar psikopat değildir.) Oysa ASKB, kanunu görmezden gelme eğilimi gibi birçok aynı davranışsal özelliği kapsarken, psikopati, öznenin kişiliğini daha iyi detaylandırır.

Genel anlamda psikopati konseptine öncülük etmiş Hervey Cleckley, teşhis koymak için bir psikopati envanteri hazırlar. Bu envanter ile yüzeysel cazibe, yalan söyleme, samimiyetsizlik, kaygı/endişe yoksunluğu, sebepsiz yere antisosyal davranışlar sergileme, patolojik benmerkezcilik, pişmanlık ve utanma duygularından yoksun olma, planlı yaşayamama gibi özellikler değerlendirilir.

 Klinik ve adli psikolog Dr. Darrel Turner ise Ted Bundy’yi esasen “prototipik” psikopat kavramının sözlükteki karşılığı olarak tanımlar.

 “Teşhis koyarken baktığımız belli başlı özellikler var, empati yoksunluğu ve kendi çıkarları peşinde koşarken başkalarınınkini ayaklar altına almaktan çekinmeme gibi; fakat Bundy’de patolojik yalancılık ve son derece yüzeysel bir cazibeye sahip olma gibi psikopatinin diğer pek çok özelliğini de görüyoruz.” demiştir Turner.

Kadınları ayartarak arabasına bindirmek ve hatta mahkemede fanlar edinmek için cazibesini kullanan, en az 30 kadını vahşice öldüren, üniversiteden üniversiteye geçip hukuk fakültesini asla bitirmeyen (çünkü işlediği seri cinayetler kaçınılmaz bir şekilde araya girmişti) Bundy’nin  psikopatik bir eğilim göstermediğini savunmak olanaksız değilse de zor olsa gerek.

  • Narsistik kişilik bozukluğu

Kentucky Üniversitesi çalışmasındaki psikologların yaklaşık yüzde 95’i, Ted Bundy’nin DSM-5’te aşağıdaki özelliklerle tanımlanan narsisistik kişilik bozukluğu (NKB) belirtileri gösterdiğine inanıyordu:

Öz saygıyı belirlemede başkalarının görüşlerini haddinden fazla önemseme ve/veya hedeflerini başkalarının beğenilerine göre belirleme

  • Başkalarının ihtiyaçlarını ve duygularını fark etmede zorlanma
  • Genellikle kişisel çıkarlar veya özgüven tazeleme için yüzeysel ilişkiler kurma
  • Kendini başkalarından üstün ve yetkin görme
  • İlgi çekmek için aşırıya kaçan davranışlarda bulunma
  • Devamlı takdir edilme ihtiyacı duyma

 

Birine narsist tanısı konulabilmesi için bu dokuz özellikten en az beşini taşıyor olması gerekir. Anlaşılacağı üzere, Kentucky Üniversitesindeki psikologlar da Ted Bundy’nin (daha fazla değilse de) en az beş özelliği taşıdığına inanır.

  • Bipolar Kişilik Bozukluğu

New York Üniversitesi Tıp Merkezi’nde çalışan Dorothy O. Lewis, uzmanlık alanı ağır suçlular olan bir psikiyatrist. Kendisi, (başka suçluların yanı sıra) Bundy’yi idam edilmekten kurtarmaya çalışmış. Bunu yapma sebebi ise Bundy’nin genellikle ruh halindeki anı değişimlerle tanımlanan bipolar kişilik bozukluğundan muzdarip olduğuna inanmasıydı.. Salt Lake City gazetesi Deseret News’teki bir habere göre Bundy’nin sorgulamasını yapanlardan biri Lewis’e, Bundy’nin sıradan bir konuşmanın ortasında birden “tuhaflaştığını… adeta bir dönüşüm geçirdiğini, beden dilinin ve yüzündeki ifadenin bir nebze değiştiğini ve… sanki bir koku saldığını” aktarmış. Lewis, raporuna Bundy’nin “coşkulu ve aşırı konuşkan ruh halinden birdenbire uzun bir sessizliğin takip ettiği sinirli bir ruh haline geçebildiğini” not etmiş ve buna örnek olarak Bundy’nin yaptığı karalamaları göstermiştir.

  • Borderline Kişilik Bozukluğu

Kentucky Üniversitesindeki çalışmayı yapan uzmanların çoğu, Bundy’nin, borderline kişilik bozukluğunun teşhisi için belirlenen sınırın üstünde olduğunu belirtmiş. National Alliance on Mental Illness’ın (NAMI) verilerine göre, borderline kişilik bozukluğu, Amerikan nüfusunun yüzde iki ila altısını (çoğunlukla da kadınları) etkileyen bir kişilik bozukluğu.

NAMI’ye göre, bu rahatsızlıktan muzdarip bireyler genellikle kişisel ilişkilerinde düzensizdir (duygularını uçlarda yaşar), düşünmeden hareket eder, kendilerine zarar verebilecek davranışlarda bulunur, ağır depresyonlar geçirir, birdenbire sıkılabilir ve kendileri hakkındaki fikirleri devamlı değişir (bazen pozitif, bazense negatif yönde). Bu bireyler ayrıca duygularını yoğun olarak yaşar ki bu yüzden psikologların bir kısmı Ted Bundy’nin bu kategoriye girmediğini düşünmüş olabilir.

  • Şizoid Kişilik Bozukluğu

Kentucky Üniversitesindeki psikologların yarısından çoğu, Bundy’nin şizoid kişilik bozukluğu da olduğunu belirtir ki bu rahatsızlığı, antisosyal kişilik bozukluğunun en uç seviyesi olarak düşünebilirsiniz. Birleşik Devletler Ulusal Tıp Kütüphanesi’ne göre, ŞKB olan biri, ömrü boyunca etrafında olan bitene karşı kayıtsızdır ve yalnız kalmayı tercih eder.ŞKB, şizofreniyi andırsa da aslında gayet farklılar: ŞKB olan birey gerçekle bağlantısını koparmaz ve konuştuğunda anlaşılırdır -ki Bundy, eğitimliliği sayesinde, öyleydi- ancak DSM-5’e göre, şizofreni halüsinasyon, delüzyon ve düzensiz konuşma gibi belirtiler içerir.

 

İzlemek istersiniz, konuyla alakalı içerikler :

Bir Katilin İfadeleri : Ted Bundy ( Netflix)

Ted Bundy : Falling for a Killer (Amazon Prime )

Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile ( Netflix) 

 

Yazan: İrem Yağcı

Kaynak:

Yuvayayolculuk.com

www.psikolojidenoku.com

www.psychologytoday.com

Womenshealthmag 

www.biography.com

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*