Bağlanma Stillerinin Sosyal Kaygı Üzerindeki Etkileri

Bağlanma kuramına göre bağlanma, yaşamın ilk yıllarında bakım verenle olan etkileşimler yoluyla gelişir (Bowlby, 1973). Bağlanma örüntüsü birey için yaşam boyu önemlidir ve kişilerarası ve sosyal ilişkileri etkiler. Sosyal kaygının sosyal ve kişilerarası ortamlarda ortaya çıktığı göz önüne alındığında, literatürde sosyal kaygı ile bağlanma stilleri arasında bir ilişki olabileceğine dair çalışmalar yapılmıştır. Bağlanma teorisi ve evrim teorileri, bireylerin hayatta kalmak için bağlanma figürlerine ve bir sosyal gruba ihtiyaç duyduğunu vurgular. Bağlanma figüründen ayrılma, reddedilme, dışlanma tehdidi de sosyal gruptan dışlanma korkusuna neden olabilir. Bağlanma kalıpları sadece yakın ilişkileri değil, aynı zamanda bir sosyal grup içindeki etkileşimleri de etkiler.

Bağlanma Stilleri

  1. Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanan bebekler, ebeveynden ayrıldığı zaman huzursuzluk yaşarlar ve ağlayabilirler. Ancak ebeveyn geri geldiğinde yeniden huzurlu olur ve eski haline dönerler. Kendilerini rahat hissederler, çünkü ebeveynlerinin gittiği zaman geri döneceğini bilirler. Güvenli bağlanan kişilerin benlik algıları olumludur. Özgüvenleri ve özsaygıları yüksektir.

  1. Kaçıngan Bağlanma

Kaçıngan bağlanan bebekler, ebeveynden ayrıldığı zaman ilgisiz ve kayıtsızdır. Ebeveyn geri döndüğünde ise, tepkisizliğini sürdürür. Sosyal ortamlarda bağlanmaktan kaçınırlar, çünkü diğer bireylere karşı güvensizlerdir. Yakın ilişkiler kurmaktan kaçınırlar. Sosyalleşmeye ihtiyaçları olmadıklarını düşünebilirler.

  1. Kaygılı Bağlanma

Kaygılı bağlanan bebekler, ebeveynden ayrıldığı zaman korku yaşarlar. Ebeveyn geri döndüğünde ise, kolayca rahatlayamazlar. Kaygılı bağlanan bebeklerin ebeveynleri bebeğe karşı tutarsızdır. Bu da, bebeğin ihtiyacı olduğunda ebeveyninin onun yanında olup olmayacağına karşı emin olamamasına sebep olur. Böylece kişi yaşamı boyunca kişilerarası ilişkilerinde stresli ve kaygılı hisseder. Terk edilme korkusu yoğundur.

  1. Korkulu/Kaçıngan Bağlanma

Korkulu/kaçıngan bağlanan bebekler, ebeveyne karşı aşırı bağımlıdır. Çünkü, ebeveyn bebeğin ihtiyacı olduğunda ona güvenli bir bağlanma ortamı sunamamıştır. Bebeğin ebeveynin sevgisinden mahrum kalacağı korkusu vardır ve bu da ebeveyne karşı bağımlılık gelişmesine sebep olur.

Kaçıngan, kaygılı ve korkulu/kaçıngan bağlanma stilleri güvensiz bağlanma stilleridir. Güvensiz bağlanma stiline sahip bireylerin korku, kaygı ve kaygı bozuklukları geliştirmeye daha yatkın oldukları tartışılmaktadır (Bowlby, 1973). Eng ve ark. (2001), sosyal kaygı bozukluğu tanılı bireylerle yaptıkları çalışmada, kaygılı bağlanma stiline sahip kişilerin daha fazla sosyal kaygı ve kaçınma davranışı sergilediklerini bulmuşlardır. Van Buren ve Cooley (2002) tarafından yapılan çalışmada, obsesif ve korkulu bağlanma stiline sahip bireylerin, güvenli bağlanma stiline sahip bireylere göre anlamlı düzeyde daha yüksek sosyal kaygı yaşadıkları belirtilmiştir. Brumariu ve Kerns’in (2008) çalışmasında, sosyal kaygı ile en tutarlı ilişkinin kaygılı bağlanma stilinde olduğu bulunmuştur. Çalışmada, kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler, sosyal durumlarda daha yüksek düzeyde stres ve kaçınma yaşamışlardır. Bayramkaya (2009), sosyal kaygı belirtileri yüksek olan gençlerin, daha düşük belirtilere sahip olanlara göre kaygı ve bağlanmadan kaçınma puanlarının daha yüksek olduğunu bildirmiştir. Öztürk ve Mutlu (2010) da literatüre paralel olarak korkulu, takıntılı ve kayıtsız bağlanma stili ile sosyal kaygı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulmuştur.

 

Psk. Eda MAT

 

Kaynak:

Bayramkaya, E. (2009). Sosyal fobi belirtileri, yetişkin bağlanma boyutları ve kişilerarası ilişki biçimleri arasındaki ilişkiler (Yüksek lisans tezi).

Bowlby, J. (1973). Attachment and Loss: Volume II: Separation, Anxiety and Anger. The Hogarth press and the institute of psycho-analysis.

Brumariu, L. E. ve Kerns, K. A. (2008). Mother-child attachment and social anxiety symptoms in middle childhood. Journal of Applied Developmental Psychology, 29(5), 393-402.

Eng, W., Heimberg, R. G., Hart, T. A., Schneier, F. R., & Liebowitz, M. R. (2001). Attachment in individuals with social anxiety disorder: the relationship among adult attachment styles, social anxiety, and depression. Emotion, 1(4), 365-380.

Öztürk, A. ve Mutlu, T. (2010). The relationship between attachment style, subjective well-being, happiness and social anxiety among university students’. Procedia-Social and Behavioral Sciences, 9, 1772-1776.

Van Buren, A. ve Cooley, E. L. (2002). Attachment styles, view of self and negative affect. North American Journal of Psychology, 4(3), 417-430.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*