Başkalarını Giydikleri Kıyafetler Nedeniyle Nasıl Yargılıyoruz?

 

Dış görünüşü değerlendirme üzerine yeni bir çalışma son zamanlarda yeniden gözden geçirildi. Çalışmaya göre, yabancılar hakkında sadece fiziksel görünümlerine veya ifade ettikleri duygulara dayanarak çok sayıda varsayımda bulunuyoruz.

Örneğin; bebek yüzlü insanların naif, dürüst, itaatkâr veya sıcak kanlı olduğunu düşünebiliriz. Genellikle çekici insanları yetkin, akıllı, sağlıklı, dışa dönük ve cinsel açıdan kabul görmüş kimseler olarak değerlendirebiliriz. Benzer şekilde, mutlu insanları hem baskın hem de sosyal olarak görüyoruz. Üzgün ve korkak insanları ise orta derecede sosyal ama daha düşük yetkinliğe sahip kimseler olarak görüyoruz. Öfkeli insanları ise bağlılığı düşük, ancak üstünlüğü yüksek olarak değerlendiriyoruz. Bir kişinin kıyafetleri algımızı etkileyebilir mi?
Örneğin, tasarım kıyafetler giyen bir kadının kot pantolon giyen bir kadından daha yetkin olduğunu düşünür müsünüz? Pişirme önlüğü giyen bir adamı, pahalı bir takım elbise giyen bir adamdan daha az yetkin olarak algılar mısınız? Hatta kıyafetlerin yetkinliğin bir
göstergesi olmadığını ve bununla ilgili yargılarımızı etkilememesi gerektiğini düşünmenize ve söylemenize rağmen bunu yine de yapar mısınız?
“Nature Human Behavior” dergisinin Mart 2020 sayısında yayınlanan bir makalede, New York Üniversitesi ve Princeton Üniversitesinden yazarlar Oh, Shafir ve Todorov, insanların ekonomik durumlarına yönelik ipuçlarının algımızı nasıl etkileyebileceğine dair yeni bulgular sundular. Yapılan dokuz çalışma dizisinde toplumdan bazı kimselere ve lisans öğrencilerine pahalı veya ucuz üst beden kıyafetleriyle eşleştirilmiş rastgele yüzlerin bulunduğu resimler sunuldu ve katılımcılardan bu insanların yetkinliklerini değerlendirmeleri istendi. Tüm çalışmalarda, katılımcılara kararlarında kıyafetleri görmezden gelmeleri konusunda talimatlar verilse bile, daha pahalı görünen kıyafetlerle eşleştirilmiş yüzleri daha yetkin olarak değerlendirdiler.

Kıyafet ve insanların yeterliliğinin değerlendirilmesi

İlk çalışmada, araştırmacılar bu tür değişikliklerin insanların yeterlilik algılarını etkileyip etkilemeyeceğini test etmek için resimlere maruz kalma süresinde değişiklik yaptılar. Dört çalışmada (3., 6., 7. ve 8. çalışmada), araştırmacılar, katılımcılara resimdeki
insanların kıyafetlerine dikkat etmekten kaçınmaları için “Kişiye odaklanma ve giysiler gibi diğer özellikleri görmezden gel” gibi talimatlar verdi.Çalışmalardan elde edilen veriler, resimlere maruz kalma süresinin veya giysilerin etkilerinin görmezden gelindiğine ilişkin talimatları kullanmanın sonuçlarda önemli bir fark yaratmadığını göstermiştir. Gerçekten de ilk sekiz çalışmanın her birinde katılımcıların %83’ünden fazlası yüzleri daha pahalı (daha ucuz giyinenlere kıyasla) kıyafetlerle eşleştirildiğinde daha yetkin olarak algılamıştır. Araştırmacılar, gözlemlenen etkilerin giysiye dayalı kasıtlı çıkarımlara atfedilemeyeceği, son derece kısa aralıklarla ortaya çıktıklarından zahmetsiz göründükleri ve katılımcıların bu durumu kontrol etmesinin zor olduğu sonuçlarına vardı. Son olarak çalışma 9’da araştırmacılar bir seçim görevi kullandılar. Yüzleri birer birer değerlendirmek yerine, katılımcılara bir çift yüz gösterildi ve ikisi arasından daha yetkin olanı seçmeleri istendi. Çalışmanın başlangıcında gösterilen yüzler eşit yetkinlik derecesine sahip olsa da, zaman geçtikçe biri daha ucuz ve diğeri daha pahalı kıyafetler giyen yüzler sunuldu. Araştırmada sadece katılımcıların yarısı kıyafetlerin yetkinlikle ilgisi olmadığı, ancak yine de
yetkinlik yargısını etkileyebilecekleri konusunda uyarıldı. Elde edilen verilerin analizi daha önce olduğu gibi benzer sonuçlar gösterdi; katılımcıların yaklaşık % 70’i daha pahalı kıyafetli çiftlerin daha yetkin olduğunu belirtti.

Dış görünüşleri değerlendirmeyle ilgili sonuçları toparlayacak olursak

Oh ve meslektaşları, giyilen kıyafetlerin bireylerin ekonomik statülerini işaret ederek yeterlilik kararlarını etkilediği sonucuna vardı. Kıyafetlerin sahip olduğumuz algılar üzerindeki etkisi çeşitli koşullar altında mevcuttur.
Çalışmalarda elde edilen sonuçlar, sosyoekonomik düzeyi düşük bireylerin daha az yetkin ve daha az saygıya değer görüldüğünü gösteren önceki bulgularla uyumludur. Bu önyargılı algıların gerçek dünyada yaşadığımız bazı durumlarda ciddi sonuçları olabiliyor.
Araştırmacıların da belirttiği gibi, “Yoksulluk kavramı fiziksel, sosyal ve psikolojik birçok zorluğun birleşimidir. Bireyin başka bireyler tarafından kendisinin daha düşük yetkinliğe ve daha az saygıya değer görüldüğünü algılaması, yaşamakta olduğu zorluklara olumsuz katkıda
bulunabilir. Bireyin sahip olduğu bilişsel yük artabilir ve performansını engelleyerek kendini gerçekleştirme potansiyelini düşürebilir.

 

Çeviren: Şevval Özkaya

Kaynak: Psychology Today

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*