Yorgun Olduğumuzda Psikolojimizi Daha Belirgin Aktarıyoruz

 

Özet: Sigmund Freud, aktarım olgusunu dinamik psikoterapi için temel olarak kullandı. Bu araştırma bireyin enerjisi daha az olduğu saatlerde aktarımın daha kolay olabileceğini gösteren nitelikte bir çalışma. Mantıkla ilgili bu çalışmada, birey optimal olmayan bir zamanda daha basmakalıp önyargılar sergilediğini göstermekte.

Sigmund Freud, aktarım olgusunu dinamik psikoterapi süreci için temel olarak kullandı. Freud aktarımı, danışanın geçmiş ilişki anıları ile terapötik bağlam arasındaki yanlış bir bağlantı olarak tasvir etti. Bunun psikanalitik tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Yeni teoriler aktarımın çok farklı bir yorumunu sunmaktadır. Bu yorum terapötik bağlamı aşar ve günlük toplumsal yaşamın bir parçasını oluşturur. Klişe gibi, hayatınızdaki önemli kişilerin zihindeki temsili hafızada aktif edilebilir ve tanıdığınız birine benzeyen, tanıştığınız yeni kişide uygulanabilir.

Psikodinamik teoriler, aktarımın yoğun ve uğraş gerektiren bir süreç olduğunu savunuyor, ancak Maryland Üniversitesi Arie Kruglanski ve Roma Üniversitesi “La Sapienza” Antonio Pierro, adındaki iki psikolog, bir bireyin enerjisi düşük olduğunda aktarımın, enerjisi yüksek olduğundan daha kolay olduğunu öne sürüyor.

Mantıkla ilgili mevcut araştırmalar, günün en uygun olmayan saatlerinde (gececiler için sabahları ve sabahçılar için geceleri, yani enerjinin az olduğu saatlerde) bireylerin daha basmakalıp önyargılar sergilediğini göstermektedir. Kruglanski ve Pierro sirkadiyen ritimlerle ilgili bireylerin aktarımlarını incelediler. İlk olarak, katılımcılar “sabahki durumlarını” değerlendirmek için bir ölçeği tamamladılar. Daha sonrasında ise onlardan geçmişte yaşadıkları önemli anları adlandırmaları, görselleştirmeleri ve tanımlandırmaları istendi. İki hafta sonra
rastgele kategorize edilmiş olarak, bir kısmı sabah oturumuna bir kısmı da akşam oturumuna yönlendirildiler. Sabah oturumundakiler akşam oturumuna atandıklarında sirkadiyen bir uyumsuzluk oluştu ve aynısı akşam oturumundakiler için de oldu.

Psikolojik Bilimler Derneği’nin bir dergisi olan Psikolojik Bilim’in Mart sayısında ortaya çıkan sonuçlar, gececi insanların sabahları, sabahçı insanların da akşamları yani sirkadiyen saatlerinde enerjisinin düşük olduğu saatlerde aktarım yapan insanın, ters durumdaki insana göre daha iyi aktarım yaptığını gösteriyor. Bu durumdaki insanlar en uyanık durumlarında olmayabilirler bu yüzden otomatik olarak güvenme eylemindeler ve bu yüzden yeni tanıştığı bireyle hayatındaki diğer önemli bireyler arasında farkları fark edemezler.

Yazarlar, sonuçlarının, aktarımı yoğun-enerji bir fenomen olarak tasvir eden teoriye şüphe çektiğini ileri sürmektedir. Kruglanski ve Pierro gelecekteki araştırmaların aktarımın anlaşılmasında psiko-analitik ve sosyal bilişsel yaklaşımları birleştirmeye odaklanacağını ileri sürüyorlar.

 

Çeviren: Faruk Karakoç
Kaynak: ScienceDaily

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*