Beden Dışı Deneyimim

İki yıl önce, hiçbir şey yapmamaya karar verdim. Hayatımın geri kalanı için değil elbette- iki saat. Bir sinirbilimci olarak, farkındalık meditasyonunun ya da şu ana odaklanmanın stres ve kaygı için faydalı olduğuna dair kanıtlara zaten aşinaydım. Bu yüzden, uygulamamı geliştirmek için yaklaşık yarım yıldır düzenli olarak meditasyon yapıyordum. Henüz bilmesem de şu anda ilgilendiğim “hiçbir şey yapmama” biçiminin daha aşırı bir formunun (duyu azaltma tankında yüzmenin) stresi, kan basıncını ve kortizolü önemli ölçüde azaltabileceğini gösteren bilimsel çalışmalar zaten vardı.

Ve Mart 2020’nin ilk haftasında, COVID-19 pandemisinin arifesinde ne olacağı konusunda planım, Batı Los Angeles’ta Float Lab adlı ticari bir yüzen stüdyoya girmekti. Bir sinirbilim laboratuarında bilinç üzerinde çalıştığım UCLA’nın yolunun aşağısında. Doğal olarak merak ettim: Bazı sinirbilimciler, uyarandan arındırılmış bir ortamın kaygı gibi olumsuz duyguların ve dinginlik gibi olumlu duyguların deneyimlerini nasıl etkileyebileceğini araştırmak için klinik popülasyonlarıyla birlikte yüzer kurulumlar kullanıyor. Karım şüpheciydi: Gerçekten o kadar uzun süre dayanabilecek miydim? Mutlak hiçlik beni korkutmaz mı, yoksa beni ölümüne sıkmaz mı? Önce karanlıkta yemek yemek gibi daha kolay bir deneyim olan “hiçbir şey” halini denemek istemedim mi?

Hayır, gerçekten hiçbir şey yapmak istemiyordum. Ya da en azından mümkün olduğunca az. Float Lab’de, birçok ziyaretin ilkinde, hiçbir şey yapmamak için özenle tasarlanmış birkaç özel kabinden birine yönlendirildim. Her kabin, oldukça tuzlu suyla dolu dikdörtgen bir tanktır. Özel bir odada duş aldım ve dokunsal hisleri en aza indirmek için tanka çıplak girdim. Epsom tuzu ile doyurulmuş suyun yüksek yoğunluğu, kas gerginliği olmadan zahmetsizce yüzmeme izin verdi. Su tenim kadar sıcaktı. Zifiri karanlık ve sessizdi. Hiçbir şey yoktu.

Bazı şeyler dışında…

 

Zihnim, nefes alma, kalp atışı ve tabii ki düşüncelerle dolu. Su tankı, Luke Skywalker’ın The Empire Strikes Back’de keşfettiği Dagobah’taki mağara gibidir. “Orada ne var?” Luke, Yoda’ya sorar. Yoda, “Yalnızca yanınıza aldıklarınız” diye yanıtlar.

 

Kafamdan uçabileceğimi hissettim.

 

Ama hiçlikle çevrili bu duyumlarla olan ilişkim değişti. Bedensel konumumu belirlemek için herhangi bir ipucu olmadan, kaldırma gücümü artıran küçük nefesler, sanki bir UFO ana gemisine ışınlanıyormuşum gibi inanılmaz bir yükselme hissi yarattı. Benzer şekilde, yüzdürme gücümü azaltan küçük nefes vermeler, aynı derecede inanılmaz bir uçuruma doğru iniyormuş hissi yarattı. Daha sonraki seanslarda daha da garip deneyimler yaşadım. Etrafımda herhangi bir dış dünya hissi olmadan, ben ve çevre arasındaki sınır bulanık görünüyordu – bedenim o boşluğu doldurdu ve dış dünya oldu ve şimdi ters yüz olmuştum. İkinci seansım sırasında ben -ya da “ben”- suyun içinde çözülmüş gibi hissettim, konuşacak bir beden yoktu. Başka bir seansta, kafamdan uçup gidebileceğimi hissettim. Tankın içinde süzülmek de düşüncelerime dair algımı değiştirdi. Birkaç kez, düşüncelerim güvenilirlik veya meşruiyet gibi bir şeyi kaybetti. Onları sadece birer yanılsama olarak gözlemledim – bir şeylerin nasıl olduğuna dair açıklamalar değil, fakat daha çok zihnimin kulağındaki seslendirmeler gibi.

Geçtiğimiz birkaç yılda, Oklahoma, Tulsa’daki Laureate Beyin Araştırmaları Enstitüsü’nde Justin Feinstein liderliğindeki araştırmacılar hem davranışsal hem de nörogörüntüleme yaklaşımlarını kullanarak bu gibi deneyimlerin etkilerini araştırdılar. Araştırmacılar genellikle yüzmeyi, azaltılmış çevresel uyaran tedavisinin kısaltması olan Floatation-REST olarak adlandırır. Feinstein’ın ekibi, kaygıya yatkın klinik popülasyonlar için özel olarak yapılmış bir şamandıra tankı kullanıyor. Bu hastaları barındırmak için bulunan tank kapalı değildir- bunun yerine ışıklı ve ses geçirmez bir odaya yerleştirilmiş açık bir fiberglas havuzdur. Bu kurulum yalnızca klostrofobi riskini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda herhangi bir katılımcının herhangi bir nedenle deneyimi hemen durdurmasına olanak tanıyan el dalgasıyla etkinleştirilen aydınlatma kullanır.

2018’deki bir deneyde, Feinstein ve meslektaşları kaygılı hastaları incelediler ve 90 dakikalık bir şamandıra seansı sırasında kendi bildirdikleri içsel duyum derecelendirmelerini, aynı hastaların bunun yerine BBC Planet Earth serisinden bir doğa belgeseli izlediği bir kontrol koşuluyla karşılaştırdı. Araştırmacılar, yüzmenin kontrol grubuna (2.gruba) göre kişinin nefes alma ve kalp atışı gibi kardiyorespiratuar(kalbe ve solunum sistemine ait olan) duyumların algılanan yoğunluğunu önemli ölçüde artırırken, aynı zamanda bu duyumların hoşluğunu ve katılımcıların bunlara gösterdiği dikkat miktarını da artırdığını buldu. Bu bulgu, çalışmadaki tüm katılımcıların, genellikle panik atağın başlangıcı olarak yorumladıkları, kalp çarpıntısı gibi içsel bedensel duyumları fark ederek tetiklenen özel bir kaygı biçimine sahip olmaları gerçeğiyle daha da dikkat çekici hale geldi. Buna rağmen, genellikle korkutucu olan bu visseral (iç organlara ait) hisler, muhtemelen tankta vücutlarını hissetmek ve derin gevşemeyi deneyimlemek arasında oluşan yeni bir ilişki nedeniyle, yüzdürme seansları sırasında hastalar için hoş hale geldi.

Geçen yılki bir deneyde, Feinstein ve diğerleri sağlıklı katılımcıları işe aldı ve üç tane duyusal azaltma seansından önce ve sonra beyinlerini taramak için fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullandılar. Bir koşulda, katılımcılar şamandıra tankında duyusal azalma yaşarlarken, başka bir koşulda, farklı bir katılımcı grubu, yerçekimi hissini azaltmak için yapılmış tamamen yatırılabilir bir sandalyede duyusal azalma yaşadı. Her iki duyusal azalma koşulunda da araştırmacılar, işlevsel beyin bağlantılarında benzer düşüşler veya farklı anatomik bölgelerdeki beyin aktivasyonu arasında istatistiksel bağımlılıklar buldular (beynin bir beyin taramasında birlikte “aydınlanan” bölgelerini düşünün).

 

Tankta sahip olduğunuz tek şey zihninizdir.

 

Bununla birlikte, Floatation-REST koşulunda, araştırmacılar, varsayılan mod ağı içinde hem zihinde gezinmeyi hem de kişinin benlik duygusunu oluşturmayı içeren bağlantıyı daha zayıf gözlemlediler. Aslında, yüzme ile varsayılan mod ağı içinde başlatılan değişiklikler, meditasyon ve psikedelikler tarafından tetiklenenlere benzerdir ve bunlar, yüzme gibi anksiyete ve depresyonu tedavi etmek için terapötik potansiyel göstermiştir. Ayrıca, varsayılan mod ağı ile bedensel deneyimi içeren farklı bir beyin ağı arasında daha güçlü bir kopukluk da havuz koşulunda sandalye durumuna göre daha çok bulundu, bu da potansiyel olarak benim ve diğerleri tarafından tankta zaman zaman bildirilen vücut dışı deneyimleri açıklıyor.

Şamandıralı tank terapisi kişinin aynı anda hem vücudunun daha fazla farkına varmasına hem de ondan daha kopuk hissetmesine izin verir. Bu bir paradoks gibi geliyorsa, bunun nedeni kısmen, “ruhsal” olarak tanımlanabilecek birçok deneyim gibi, bunu kendiniz hissetmeden tam olarak anlamanın zor olmasıdır. Meditasyon gibi, Floatation-REST de muhtemelen şu andaki farkındalık pratiğini veya yargılayıcı olmayan farkındalığı eğitir. Her iki uygulama da kişinin benlik algısını ve dolayısıyla bedensel sahiplik duygusunu değiştirirken veya zayıflatırken beden farkındalığını artırabilir. Yine de tipik olarak açık talimatlar ve saatlerce uygulama içeren meditasyondan farklı olarak, Floatation-REST, minimum talimatla hızlı bir şekilde çalışabilir. Sadece karanlıkta süzülün ve gerisinin doğal olarak olmasına izin verin.

Mindfullness hipotezi, Floatation-REST’in nasıl ve neden çalıştığına dair nihai soruya ulaşır. Hiç şamandıra tankına adım atmadıysanız, duyusal yoksunluğun rahatlatıcı olabileceğini hayal etmek muhtemelen garip gelebilir. (Aslında, Laureate Beyin Araştırmaları Enstitüsü’ndeki araştırmacılar, “duyusal yoksunluğu” yanıltıcı buluyorlar ve buna eşlik eden delilik ve işkence çağrışımları göz önüne alındığında terimi kullanmaktan kaçınıyorlar.) İlk havuz deneyimimde, mesanem sonunda seansı sonlandırdığında, toplam süremin sadece yarısının geçtiğinden emindim. Ama dışarı çıkıp saate baktığımda zamanım çoktan geçmişti – depoda neredeyse iki saat geçmişti. Endişelendiğim şey, yani uzun ve yorucu bir seans olması, neredeyse zahmetsizce geçmişti. Aslında, uzun bir çileden bitkin bir şekilde çıkmış gibi hissetmek yerine, tanktan çıkıp duşa girerken kesinlikle parladığımı hissettim. Vücudum derinden gevşedi ve tanktan çıktıktan sonra yaşadığım her his bir şekilde güçlendi ve takdir edilmesi daha kolay oldu. Belki de gerçekten havuzve süzülme  deneyimi, yoksunluktan ziyade bir duyusal geliştirme biçimidir.

Float Lab’den ayrıldıktan sonra, Los Angeles’ın koşuşturmacasına şimdiye kadar bilmediğim bir soğukkanlılık ve sabırla katıldım. Her insanı, anlatılmayı bekleyen ilginç bir hikayesi olan bir insan olarak gördüm.

Tankta sahip olduğunuz tek şey zihninizdir. Ve zihninizi öğrenmenin tankta bir veya iki saat geçirmekten daha iyi bir yolu olmayabilir. İlk havuz deneyimim, mutlak karanlık ve sessizliğin tam tersinin – duyusal aşırı yüklenmenin – tahammül edilmesinin çok daha zor olduğunu fark etmeme yardımcı oldu. Sert, sürekli aydınlatma ve uzun süre yüksek sesli müziğe maruz kalma, yani işkence gibi bir tür duyusal bombardıman Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkeler tarafından bir sorgulama tekniği olarak kullanıldı. Ve marketlerde can sıkıcı pop müzikle kolayca sinirlenen biri olarak çaresizce yüksek sesle ve tekrarlayan Billboard Top 40 şarkılarını sonsuza kadar dinlemek zorunda kalmaktansa, karanlıkta ve sessizlikte saatler geçirmeyi tercih ederim.

 

Joel Frohlich, Almanya’daki Tübingen Üniversitesi’ndeki Alireza Gharabaghi’nin laboratuvarında beyin stimülasyonu üzerine çalışan bir sinirbilimci ve doktora sonrası araştırmacıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nden Almanya’ya taşınmadan önce, UCLA’da Martin Monti’nin laboratuvarında bilinç üzerine doktora sonrası araştırmacı olarak üç yıl geçirdi.

 

İrem Kaptan

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*