Beynimiz Çeri Domateslerdense Çikolatalı Keki Nerede Bulacağımızı Hatırlamada Daha İyidir

İnsan beyni çevremizi haritalandıracak şekilde yapılandırılmıştır. Bu özelliğe uzamsal bellek
deriz. Uzamsal bellek sayesinde belirli yerleri ve nesnelerin birbiriyle ilişkili olduğu yerleri
hatırlarız. Scientific Reports’un yayınladığı yeni bulgulara göre, uzamsal hatırlamanın başlıca
özelliklerinden biri; yüksek kalorili, enerji bakımından zengin olan yiyecekleri etkili bir şekilde
bulmak. Çalışmanın yazarları, insani uzamsal belleğin, avcı- toplayıcı atalarımızın güvenilir
besin kaynağının konumuna öncelik vererek sağlama alması onlara evrimsel bir şekilde destek
çıktığına inanıyor.

Çalışmada, Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’ndeki araştırmacılar,
bir odada farklı konumlara yerleştirilen ya sekiz yemek örneğini ya da sekiz yemek kokulu
pamuk bezi sabit bir yolla takip eden 512 katılımcıyı gözlemledi. Katılımcılar örneklere
ulaştıklarında, yemeği tadıp veya pamuğu koklayıp ne kadar beğendiklerini değerlendiriyordu.
Yemek örneklerinin dördü, çikolatalı kek ve patates cipsi gibi yüksek kalorili iken, diğer dördü
çeri domatesleri ve elma gibi düşük kalorili, diyet yiyeceklerini içeriyordu.

Tat testinden sonra, katılımcılardan her bir örneğin konumunu, odanın bir haritası üzerinde
tanımlamaları istendi. Kullanılan yiyecekleri veya kokuları ne kadar çok sevdiklerine
bakılmaksızın, düşük kalorili örneklere kıyasla yüksek kalorili örnekleri haritalamada neredeyse
%30 daha doğruydular. Ayrıca, yemekler, kokuların aksine gerçek yiyeceklerle sunulduğunda
%243 daha doğru çıktılar.

Wageningen Üniversitesinde insan sağlığı ve beslenme alanında doktora adayı olan Rachelle
de Vries, ‘’Bizim ana düşüncemiz, insan zihninin çevremizdeki yüksek kalorili yiyeceklerin yerini
etkin bir şekilde tespit etmek için tasarlanmış olduğudur,’’ De Vries, ekibinin bulgularının, değerli
kalori kaynaklarını bulmanın Pleistosen çağının diğer adıyla Buz devrinin iklim değişikliklerini
atlatan ilk insanlar için önemli ve düzenli olarak ortaya çıkan bir mesele olduğu fikrini
desteklediğini düşünüyor ve şöyle ekliyor. ‘’Yüksek kalorili yiyecek kaynaklarının nerede ve ne
zaman mevcut olacağına dair daha iyi bir hafızaya sahip olanlar, büyük olasılıkla bir hayatta
kalma ya da formda kalma avantajına sahip olacaklardı.’’

Purdue Üniversitesinde bilişsel psikoloji profesörü olan ve araştırmaya dahil olmayan James
Nairne, ‘’Bu güzel bir çalışma gibi görünüyor. Bellek, hayatta kalmamıza ve ürememize yardımcı
olan şeyleri hatırlayabilmemiz için gelişti. Dolayısıyla, özellikle yüksek kalorili kaynaklar gibi
formda kalmayla ilgili bilgileri hatırlamamız çok da şaşırtıcı değil.’’ diyor.

Bizim gibi primatların diğer birçok memelide görülen keskin koku alma duyusunu keskin bir
görme duyusu yerine kaybettiğini düşünürüz genelde. Ancak yeni bulgular, koku duyumuzun
tamamen korkunç olmadığı fikrini destekliyor. Yazarlar,‘’Bu sonuçlar, insan zihninin, geçmişin
düzensiz gıda habitatlarında enerji açısından verimli yiyecek arama için en uygun hale getirilmiş
bir bilişsel sistem barındırmaya devam ettiğini ve insan koku alma duyusunun az değer biçilmiş
kabiliyetlerini vurguluyor.’’ diyor.

Yiyeceklerle ilişkisi olduğu için uzamsal becerilerimizin tek dezavantajı, abur cubur için olan
zevkimizdir. Yakın zamana kadar insanlarda olduğu gibi 30’dan fazla olmayan bir yaşam
süresiyle diyabet gibi kronik hastalıklar atalarımız için bir sorun değildi. Zengin bir meyve
ağaçları bahçesine rastlarsanız, hayatta kalmanızı sağlamak için tüm şekeri tüketirsiniz. Şimdi
ise tatlılar ve yağlara duyduğumuz zevk, küresel bir obezite salgınına katkıda bulunuyor ve bizi
lahana yerine şekere yönlendiriyor. De Vries, ‘’Bir bakıma, zihinlerimiz ve bedenlerimiz şimdiki
‘obezojenik’ yiyecek zenginliği içeren koşullarımızla uyumsuz olabilir,’’ diyip şöyle ekliyor:
‘’Yüksek kalorili uzamsal bellek eğilimin, yüksek kalorili seçenekleri bulmayı ve elde etmeyi daha
kolay ya da daha pratik hale getirerek insanları yüksek kalorili yiyecekleri seçmeye teşvik
edebileceğinden şüphelenmek için nedenimiz var.’’

Nairne ekledi: ‘’Tatlı şeyleri hatırlamaya daha yatkınız, bu da evrimsel tarihimizin çoğu için
gerçek bir artı oldu. Ama bu günümüz dünyasında bir sorun, hâlâ Taş Devri’nden kalma
beyinlerle dolaşıyoruz.’’

Çeviren: Zeynep Tuna Bozkır

Kaynak: Scientificamerican.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*