Beynimizin Yaptığı 11 Garip Şey.

     Dr Dean Burnett Cardiff Üniversitesinden bir nörobilimci.  10 yıldan fazla bir süredir komedi yazarlığı yapıyor ve stand-up ile uğraşıyor. Kendisinin Guardian Bilim bloğu ‘Beyin Çırpmak’ 13 milyondan fazla görüntülenmiştir.

1.Sindirim sisteminize hiçbir sebebe dayanmayarak hükmeder.

​     Gayet doyurucu bir öğünden sonra “tatlı için hala yeriniz” olduğunu belki daha önce fark edebilmişsinizdir. Besin alımını ve iştahı kontrol eden şahane kompleks bir sindirim sistemine sahip olmamıza rağmen beyin sadece görüntüsünü sevdiği için sindirim sistemini sürekli hükümsüz bırakır. Fizyolojik olarak anlamsız gelse de ,beyin sindirim siteminin sözlerine hükmeder ve rekabetçi yeme ya da yeme bozukluklarına sebep olabilir. Eğer beyin hatırlamıyorsa yakın zamanda yemiş olmak bile iştahta somut bir farklılık yaratmaz.

2.Henüz araçların nasıl çalıştığını kavrayabilmiş değil.

     İnsanlar milyonlarca yıldır dolaşıyor. Garip olan,hareketin bazen bizi rahatsız etmesi. Yürürken/koşarken, bacaklarımızın çalışma prensibinden dolayı hareketlerimizde özgün aşağı yukarı sallanan bir element vardır. Gözlerimiz ve kulağımızdaki denge sensörleri bunu belirler. Fakat daha yumuşak araba ya da tren deneyimi ,gözlerimizi bunun hoş ve sabit olduğuna ikna ederken denge sensörleri yüksek hızda hareket ettiğimiz konusunda ısrar eder. Bu çakışan sinyaller beyine ulaşır ve daha ilkel işlemci bölgeleri şaşırtır. Bu karışıklığa sebep olan tek sebep zehirlenme olduğundan ilkel işlemciler kusma refleksi göstermeye başlar. İstifra etmek beynin ‘geri tepme’ ;  karmaşık problemlere gösterdiği “tümünü yakala” çözümüdür.

3.Bazen uyandığımızda motor kontrolümüzü açmayı ‘unutur’.

     Derin REM uykusundayken beyin uyanıkken gibi aktiftir. Şans eseri, net rüyalarımıza tepki veremeyiz çünkü beyin motor kontrol sistemimizi kapatır. Yalnız, uyandığımızda aktif etmeyi unutursa problemler yaşanabilir. Uyku felci yaşayan herkes bunun ne kadar korkutucu olduğunu bilir. Muhtemelen stres ve zayıf sinyal sorunundan dolayı motor kontrolümüzün daha zeki,bilinçli beyin bölgelerine taşınma ihtiyacı beyin tarafından gözden kaçırılır. Eni sonunda ulaşır fakat o zamana kadar hoş bir deneyim değildir.

4.Dünyanın -hiç de öyle değilken- adil olduğunu farz eder.

     Bu muhalif rastgele evrene karşı bir psikolojik defans olabilir, bir başka sebepten evrilmiş olabilir, fakat Tek Dünya Hipotezi beynimizin dünyanın ne kadar adil olduğuyla ilgili varsayımlarını hükmen yerine getiremediğini gösterir ve beyin iyi şeylerin ödüllendirildiğini ,kötü şeylerin cezalandırıldığını kabul eder. Bu varsayım problemlere yol açabilir, genelde açık bir şekilde yanlış olduğundan. Sonuç olarak, güç ve servete sahip insanların bunu hak ettiklerini varsayıyoruz, aynı şekilde zorluk ve anlaşma yaşayanlar için de. Dolayısıyla, zengin ünlülerin korkunçlaşmasına izin verirken, fakir ve kurbanları şeytanlaştırıyoruz.

5. Söyleneni yapması fazla kolay oluyor.

​     “Ben sadece söyleneni yapıyordum” kötü ve kalitesiz davranış için bahane gibi görünebilir, fakat bulgu der ki kabul etmeyi isteyeceğimizden çok daha geçerli. Uzun yıllardır yapılan birçok çalışma gösteriyor ki insanlar geçerli bir otorite figüründen komut aldıklarında korkutucu şeyler yapabiliyorlar. Nasıl işlediğiyle ilgili çok fazla çeşitlilik ve farklı faktör var fakat bir teori şöyle açıklıyor; birine boyun eğmemiz gereken durumlarda o kişiyi bizden üstün olarak tanıyoruz, beynimiz bizi “ ajan devlet” yani yaptığımız şeyden sorumlu olduğumuzu düşünmediğimiz konuma yerleştirir. Sonuç olarak, normalde tereddüt edeceğimiz şeyleri yapabiliriz. Ki bu gayet hoş.

6. Ne zaman aptallık yaptığını bilmiyor.

     Açıkça haksız olan fakat ihtimalini bile düşünmeyi reddeden biriyle şiddetli bir tartışmaya girdiyseniz Dunning-Kruger etkisini yaşamışsınızdır.Bu etki garip ve sıkıcı bir fenomeni açıklar.Şöyle ki zeka güçlüğü yaşayan beyinler yeteneklerine ulaşmada zorluk çeker ve başkalarını kendinden daha bilgili olarak tanırlar dolayısıyla en yüce saçmalığı hak edilmemiş bir özgüvenle püskürürler. Şans o ki, onlar için ortalama insan beyni özgüven gösterisiyle ikna edilebilir.

7. Daha iyi görünmemiz için hafızayı düzenler.

     Çoğu insan hafızamızın başımıza gelen olayların tutarlı kayıtları olduğunu düşünür, genellikle de öyledir. Fakat, gerçeğinden çok daha farklı olabilirler. Beynimiz aslında her an hafızamızı değiştirir. Anıları baştan yaratır, söylentileri farklı duyar, bambaşka sonuçların hayalini kurar, işte bunlar ve fazlası hali hazırda bulunan belleğimizi gerçek olandan farklılaşana kadar büker ve modifiye eder.Tedirgin eden yaygın bir temaya göre belleğimizi iyi hissetmek, daha iyi görünmek ve ona ben merkezci önyargı tavsiye etmek için değiştirdiğimizi söyler. Beynimiz bize ne kadar havalı olduğumuzla ilgili gerçekdışı bilgi sağlamak için oldukça sıkı çalışıyor.

8. Tat duyusuyla pek bir şey yapamıyor.

     Beynimiz 5 ana duyudan tat ile pek bir şey yapamıyor gibi görünüyor ( aslında daha fazla duyu olmasına rağmen). Yaygın bir şekilde kabul edilene göre tat duyumuz en zayıf olanı, elbette çoğu şey canlı tadılabilir fakat tat destek olarak koku ve görsele ihtiyaç duyar.

     Araştırmalara göre burun tıkaçlı gözü bağlı insanlar sadece tat duyusunu kullanarak elmayı patatesten ve hatta soğandan ayırt etmekte güçlük çeker. Diğer araştırmalar şarap deneme deneylerinde uzmanların yakaladığı çoğu lezzetin zihinde olduğunu açıklar. Aynı şekilde çok içmek de aynı etkiyi yaratacaktır.

9. Kızgın olmak beyni korkutucu derecede iyimser yapıyor.

     Bir şey sizi öfkelendirdiğinde açık ki bu beyninize ve vücudunuza oldukça etki ediyor, fakat daha açık olmayan şu ki bu sizi iyimser de yapıyor. Öfke, motivasyonu kontrol eden beyin alanlarını aktive ediyor. Dolayısıyla öfke sizi zorlayan ‘uğraştırıcı’ iken,sizi çıldırtan da oluyor. Ancak mevcut risk algımızı da bozuyor; normalde bizi aşan şeylerin üstesinden gelebileceğimizi düşündürtüyor. Sonuç olarak, yeterince sinirli bir insan kavga için kapasitesinden 4 kat fazla meydan okuyabilir.

10. Utancın hakiki bir tehdit olduğunu düşünüyor.

     Beyin paranoyak bir organdır. Tehdidi ve tehlikeyi tanımak/engellemek için birçok karmaşık sisteme sahiptir. Aynı zamanda başkaları tarafından  beğenilmek ve kabul edilmek için evrilmiştir. Bu mühim ama farklı fonksiyonlar genelde üst üste gelir ve başkalarının önünde aptalca ve yetersiz hissetme olasılığında hakiki korku ve alarm deneyimlememize sebep olur.

​     Sonuç olarak, asıl fiziksel tehlike olmasa da, toplum önünde konuşma düşüncesi dövüş-ya da-uçuş refleksini aktive etmeye yeter. Bu refleks normalde “ölümcül bir yırtıcı hayvanın” aniden ortaya çıkmasında verilen fiziksel tepkiyi deneyimlemeleri anlamına gelir. Hiçbir dinleyici o kadar kötü olmamalı.

11. Aslında hiç yokken yüz görmeye devam eder.

​     Beynimiz görmeyle çok uğraşır ,sonuç olarak birçok beyin bölümü görsel bilgiyi işlemek için ayrılmıştır. Bu bölümlerden biri tanımadan ve çehre işlemeden sorumludur. İnsanlar birbirinin yüzünden bolca bilgi çıkarır, kulağa mantıklı geliyor.

     Ancak, konu neler yüzden sayılır sorusuna gelince beyin “ her şey gider” yaklaşımı kullanıyor ve bir ahşap parçasında, kızarmış yiyeceklerde, uzay taşlarında bile yüz görebiliyor.

Yazarın kitabı da var!

Dean Burnett- ‘Aptal Beyin’ ( The Idiot Brain)

Çeviri: Erva Kaygun

Kaynak: Buzzfeed

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*