Bütün Renkler Güzeldir

     Irkçılık genel olarak çeşitli insan ırkları arasındaki biyolojik farklılıkların kültürel veya bireysel meseleleri de tayin etmesi gerektiğine ve doğal sebeplerle bir ırkın (çoğunlukla kendi ırkının) diğerlerinden üstün olduğuna ve diğerlerine hükmetmeye hakkı olduğuna duyulan inanç veya bu değerleri kabul eden doktrindir.

     Irkçılık terimi çoğunlukla, kendi etnik kültür değerlerini tek kriter olarak belirlemek (etnik merkeziyetçilik), farklılık korkusu (zenofobi), ırklar arasında birleşmelere ve ilişkilere karşıtlık ve milliyetçilik gibi kavramları da anlatıyor olabilir.

     Irkçılık, sosyal ayrımcılığı, ırklar arasında fark gözetilmesini ve soykırıma kadar varabilen şiddeti haklı göstermektedir.

IRKÇILIK VE PSİKOLOJİK İRDELEMESİ:

     Irkçılık genel hatlarıyla incelendiğinde kendi kanını taşıyan, aynı dili konuşan, ve aynı soydan gelenlerin başka soylardan gelenleri aşağılaması olarak algılanır. Ancak eksik bir bakış açısıdır. Gelişen teknoloji ve gelişen ekonomik yapılar insanoğlunun tanımlarınada çeşitli farklılıklar getirmektedir.

     Bu farklılıklar ırkçılığın psikolojik, sosyal psikolojik, ve psikanalitik açıklamalarını anlama zorunluluğuyla birlikte ırkçılığın normal bir durum olmadığını bir “hastalık” olarak ele alınması gerektiği gerçeğini sergiler.

IRKÇILIK VE ETKİLERİ:

     Irkçılığın (ve tüm ksenofobi/yabancı düşmanlığı türlerinin) genetik ya da evrimsel bir temeli olmadığı, ancak psikolojik bir özellik -daha açık ifade etmek gerekirse, güvensizlik ve endişenin sebep olduğu, psikolojik bir savunma mekanizması- olduğu yönündedir. Psikolojideki Dehşet Yönetimi Kuramı bu fikri destekleyen kanıtlar sunmaktadır. Yapılan bir çalışma gösteriyor ki, insanlara kendi ölümlülükleri ile ilgili uyaranlar verildiğinde, bir tür güvensizlik ve kaygı duyarlar ve buna, daha çok statüyü önemseyen, materyalist, hırslı, önyargılı ve saldırgan bir tavır gösterme eğilimi ile yanıt verirler. Bu durumda kültürel olarak kabul gören davranışlara daha çok riayet eder ve kendilerini ulusal ya da etnik grupları ile tanımlarlar. Dehşet Yönetimi Kuramına göre bu davranışlara yönlendiren düşünce, kişinin ölüm karşısında önemini ya da değerini arttırma arzusu ya da ölüm tehdidine karşı kendisini korumanın bir yolu olarak güvenlik ya da aidiyet hissi kazanma arzusudur. Bence ırkçılık daha geniş bir bakış açısıyla değersizlik, huzursuzluk ya da yetersizliğe karşı geliştirilen bir yanıttır.

     Başka bir ifade ile ırkçılık -ve ksenofobinin herhangi bir türü- psikolojik rahatsızlık semptomudur. Bu tür davranışlar psikolojik bütünlüğün, benlik saygısının ya da iç huzurun eksik olduğunun bir göstergesidir. Güçlü benlik algısına ve iç huzura sahip, psikolojik açıdan sağlıklı bireyler ırkçı eğilimler göstermezler. Bunun nedeni ise benlik algılarını bir grup kimliğiyle güçlendirmeye ihtiyaç duymamalarıdır. Bu bireyler, kendilerini ötekinin varlığına dayandırarak tanımlama ihtiyacı duymazlar. Güvensizlik ve eksiklik hissinin tek sonucu tabii ki ksenofobi değildir; uyuşturucu, çok içmek, saplantılı şekilde materyalist ya da hırslı olmak da olası sonuçlardandır. Psikolojik olarak sağlıklı bir insan nasıl uyuşturucuya ihtiyaç duymuyorsa, aynı şekilde ırkçılığa da ihtiyaç duymaz.

     Pierre Berton’un da dediği gibi; “Irkçılık cahilin sığınağıdır.Bölmek ve yok etmek ister .Özgürlüğün düşmanıdır ve kafa kafaya çarpışıp yok edilmeyi hak eder.”

 

Kaynakça: Academic Social Studies/Akademik Sosyal Araştırmalar

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*