Sizce Pedofili Ve İstismar Aynı Şey Mi?

     Son dönemlerde medyadan alınan haberler doğrultusunda sıkça karşılaştığımız pedofili, çocuk istismarı, çocuklara yönelik sapkın bakış vb. gibi kavramlarla iç içeyiz. Belirli bir dönem herkesin aklını kurcalayan ama sonrasında saman alevi gibi sönen konulardan biri. Bu yazımda bu konuyu ele almak istedim. Yaptığım araştırmalar sonucu bu konuyla ilgili elle tutulur çalışmaların olmadığını, yalnızca birkaç haber başlığında ve birkaç makalede,  kavramları tanımlamaya yönelik çalışmalar olduğunu ve tedavi ve terapi yöntemleriyle ilgili hiçbir bilgilendirme olmadığını farkettim. Bu elbette çok üzücü bir durum. Peki pedofili ve istismar aynı şey mi? Çözüm yolu var mı? Çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Sonrasında çocukların psikolojik durumu nasıl oluyor?

 

     Pedofili en az 6 aylık bir süre boyunca, ergenlik dönemine girmemiş çocuk veya çocuklarla cinsel etkinliklerde bulunmaya yönelik cinsel dürtülerin ve davranışların yineleyici olarak ortaya çıkması olarak tanımlanmıştır. Dr. James Cantor, Toronto’ da bulunan Ruh Sağlığı Merkezi’nde pedofililere yönelik yaptığı MR çalışmaları ile birtakım bulgular elde etti. Pedofilinin doğuştan gelen cinsel dürtülerle ilgili bir durum olduğunu söyleyen Cantor, hamileliğin ilk 3 ayında bu durumun tespit edilebileceğini vurguladı. Pedofillerin beyinlerinin normal insanlara göre daha farklı çalıştığı, cinsel güdüler tarafından yönlendirildikleri elde edilen bulgular içerisinde. Erkeklerde daha sık rastlanılan bu durum nadir de olsa kadınlarda da gözlemlenebiliyor. Pedofilinin sebepleri hem biyolojik hem de çevresel faktörlere dayanıyor. Beyindeki işlevsizlikler, kendini kontrol etmede yaşanılan sorunlar, aşırı dürtü ve erken çocukluk döneminde yaşanılan travmalar hastalığı tetikleyici olabiliyor.

     İstismar kendi içinde birkaç alt başlık içinde incelenmektedir. Bunlar: duygusal, fiziksel, cinsel istismar olarak ayrılır. Çocuk istismarı 18 yaş altı veya ergenlerin ana-babaları, onları gözetmek ve eğitmekle yükümlü olan öğretmen veya bakıcıları, aile üyeleri ya da yabancılar tarafından yapılan, psikolojik, fiziksel veya duygusal yönden çocuğa zarar veren davranışlardır.

 

     Fiziksel İstismar: Herhangi bir kaza sonucu ortaya çıkmayan fiziksel travma ve yaralanmalardır. Açıklanamayan darbe, yara, yanık, kırıklar ve çıkıklar ortada fiziksel istismar olduğunu gösterir.

Önemli olan nokta her zaman gözle görülür fiziksel değişimler olmayabilir. Bu nedenle davranışsal değişimlere de bakmak gerekmektedir. Örneğin;

. Yetişkinlerle iletişim kurmaktan çekinme

. Eve gitmekten korkma

. Fiziksel temastan rahatsız olma

.  Kendi kendine zarar verme

. Ebeveynlerden korkma

. Sosyal ilişki kurmada zorluk yaşama ve öfke

 

     Duygusal İstismar: Çocuğun duygusal, bilişsel ve entelektüel gelişiminin bozulduğu ve tehdit edildiği zaman oluşur. Alay, düşmanlık, uyku bozuklukları, oyun oynamada tutukluluk, pasiflik veya saldırganlık, yaşından büyük veya küçük davranma birtakım belirtileridir. Duygusal istismarın fark edilmesi diğerlerine nazaran daha zorludur bu nedenle iyi bir gözlem gerektirir.

 

     Cinsel İstismar: Çocuğun bir yetişkin veya kendinden yaşça büyük bir çocuk tarafından, gelişimsel olarak hazır olmadığı bir dönemde karşı tarafın cinsel tatmini için kullanılması durumudur. Cinsel istismar fiziksel, sözlü veya duygusal olabilir.

. Çocuğun cinsel organına fiziksel olarak veya herhangi bir nesne ile dokunmak

. Öpüşme

. Yaşa uygun olmayan cinsel konuşmalar yapmak

. Çocuğun fuhuşa zorlanması

. Çocuğu cinsel bir eylemi izlemeye zorlama

. Bir çocukla cinsel ilişki yaşamak

. Çocuğa pornografik film, dergi veya fotoğraf göstermek

     Türkiye’ de yapılan araştırmalar sonucunda aile içi istismar vakalarının aile dışı istismar vakalarından daha fazla olduğuna ulaşıldı. Kız çocuklarında görülme sıklığı erkek çocuklarından 3 kat daha fazla ve istismar vakalarının %77 si aile içinde yaşanıyor Bu tür istismarlara uğrayan çocuklar ilerleyen yaşlarda yaşıtlarına göre depresyona, madde bağımlılığına, birtakım duyguları (kaygı, korku, öfke vb.) daha yoğun yaşamaya meyilli olurlar.

Yazan: Elif Ateş

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*