Çocuklarda Dil ve İletişim Problemleri

Çocuklarda dil ve iletişim sorunlarına başlamadan önce, iletişimin bizler için ne kadar önemli olduğundan söz etmemiz gereklidir. İnsanlar arası iletişim birçok yolla yüzyıllardır yapılabilmektedir. Örnek verilecek olursa; iletişimde sözel dil veya beden dili kullanılabilir. Dil, kullanmamız için onun belirli kurallarını kullanmamız gereklidir. Dil, düzene sokulan sözel bir iletişim sistemidir. Dilin kazanılması çocukluktan itibaren, bireylerin duygu ve düşüncelerini birbirine aktarması ile birlikte gerçekleşir. İletişim aslında dil için araç görevi görürken, konuşma ise dili iletmenin diğer yoludur. Konuşma insanlar arasındaki sözel iletişimin en önemli öğesi olduğu aşikardır ve konuşmaya iletişim diyebilmek için konuşan ve dinleyenin birbirini anlayabilmesi oldukça önemlidir, aksi takdirde bu iletişim bozukluğuna yol açabilir. Genel olarak insanlarda öğrenmenin önemli yollarından biri çevrenin ve özellikle çevredeki bireylerin taklit edilmesidir. Bu teoriye bebeklerden yola çıkarak başlayabiliriz. Bebekler ilk iletişimlerini /a/, /i/ ve /u/ gibi sesleri taklit ederek başlatırlar. Birinci ayda bebek ağlama, gülme veya hırıltı ile istemsiz iletişim kurarken, ikinci aydan sonra anne veya bakıcıya ihtiyaçları hakkında yani nedene göre bilgi verebilir. Bebek ve çocukların bilişsel, sosyal ve motor özellikleri önemli olmasının yanı sıra taklit edebilecekleri zengin bir dil, güçlü ve devamlı uyaran gerekmektedir.

Bebekler ilk kelimelerini 1 yaş civarı söylemeye başlamaktadırlar. İlk 2 ayda ağızdaki konuşma kaslarının kontrolünü sağlayıp, babıldama gibi konuşma dışı sesler çıkarmaya başlar. 5. aydan sonra ana diline ait ünlü sesleri çıkarma, 6. aydan sonra da ‘ba-ba, da-da’ gibi tekrarlar vardır. Bu aktivitelere ‘vokal jimnastik’ denir ve bu süreçte bebeğin hem kendi sesini hem de çevredeki sesleri duyabilmesi çok önemlidir (3). Bu dönem devam edip 9. aydan sonra dile özgü ses kombinasyonlarının çıkarıldığı mırıldama-babıldama (variegeated babling) dönemine girilir. Bu dönemde bebek kendi seslerini de dinler ve etrafındaki konuşmalarla ilgilenir. 1 yaş civarında artık çocuklar ilk sözcüklerini söylemeye başlar. 18 aylığa geldiğinde 50 civarı, 18-24 ay arası ise 200 civarı kelime öğrenebilir. İki yaşının sonuna doğru tek heceli kelimelerden iki heceli kelimelere geçişin olduğu döneme, üç-dört yaşında dilin temel gramer yapılarının da öğrenildiği döneme girer. Beş-altı yaşlarında 4-8 kelimelik cümleler kurar ve kelime hazneleri oldukça gelişmiştir.

 

Konuşma ve dil gelişiminde etkili faktörler

Çocuklarda konuşma problemi var diyebilmemiz için hangi dönemde olduğu oldukça önemlidir. 1-2 yaş arası bir çocukta konuşmanın daha az anlaşılır olması, ya da yaşına uygun olmaması konuşma gecikmesi olarak kabul edilirken, 2 yaş civarında ise ifade edici dilde kullanılan kelimelerin elli kelimeden daha az olması veya diğer kelimelerle kombinasyon kurulamamasına gecikmiş konuşma denilmektedir. Okul öncesindeki 2-5 yaş arasında çocuklarda sadece konuşma kazanımının gecikmesi %2.3-19 oranında görülmektedir. Örneğin; İki buçuk yaşında iki kelimeyi bir araya getirip özne ve yüklem kullanamıyorsa ve sorulara baş sallama yolu ile yanıt vermiyorsa da çocuk değerlendirilmelidir. Üç yaşındayken en az 200 kelime kullanmıyor, isteklerini isimleri ile ifade etmiyor, sorulara yanıt olarak birkaç sözcükten oluşan kalıpları tekrarlıyor (ekolali), edat ve yüklemleri anlamıyor ve iki kademeli yönergeleri yerine getiremiyorsa, herhangi bir yaşta kazanımlar kaybediliyor ve geriye gidiş gözleniyorsa da zaman geçirmeden dil ve konuşma terapistine yönlendirilmelidir.

Çift dilli yetişen çocuklarda ise, iki dilin birbirine karıştırılması gözlenebilir ama bu durum dil gelişimi arttıkça azalır. Çift dilli çocukların tek dille yetişenlere oranla kavramsal esneklik açısından daha avantajlı olduğu düşünülmektedir. Çift dilli çocuklar genellikle beş yaş civarında her iki dilde de yetkin olurlar. Çift dillilik primer dilde zorluk gözlenmiyor ise genellikle değerlendirme için bir neden değildir. Çift dilli çocuklarda her zaman sorun yaratmayabilir, fakat dikkatli olunmalıdır. Her çocuk, her iki dili de anadilini konuşan kişilerden duyarak ediniyorsa, bu dilleri aksansız konuşabilir. Ancak bu durum, çocuk her iki dili de eşit olarak duyma ve konuşma fırsatına sahip olursa gerçekleşir. Örneğin, İkinci dil edinimi üç yaşından sonra başladığında, çocuk bir süre iki dil arasında bocalayabilir ve ilk edindiği dil gelişiminde yavaşlama olabilir. Ancak belli bir süre sonra çocuk duruma uyum gösterebilmektedir. İkinci dil ediniminin ilkokul dönemine denk gelmesi de çocuğun akademik yaşantısında dezavantaj yaratabilmektedir.

Konuşma Problemine yol açan spesifik nedenler

  1. İşitme kaybı
  2. İşitsel nöropati hastalıkları
  3. Mental retardasyon
  4. Serebral palsi
  5. Otizm spektrum bozukluğu
  6. Yarık damak ve dudak
  7. Çift dillik
  8. Çevresel faktörler

Konuşması geciken bir çocukta hangi yaşta tanısal konulması gerektiği her zaman net olmayabilir. Erken müdahale oldukça önemlidir. Dil ve konuşma gecikmesi olan bir çocukta ebeveynlerinden alınacak bebeklikten başlanarak, çocuğun öyküsü alınmalıdır. İlk aylarda ciddi beslenme problemi varsa, çocuğun etrafına ilgisi çok azsa, 1 yaşına gelmesine rağmen hiç kelimesi yok veya basit komutları anlamıyorsa, 18 aylık iken 10-15 kelime üretemiyor veya kişilerle hiç iletişimi yoksa, 2 yaşında iki kelimeli cümleler kuramıyorsa, 3 yaşında iken etrafına sorular soramıyor ve iletişim kuramıyorsa gecikmiş konuşma yönünden değerlendirilmelidir. Konuşma problemi ile başvuran tüm çocuklara kulak burun boğaz ve nöroloji muayenesi, işitme testi ve psikolojik değerlendirme yapılmalıdır. Daha sonra dil ve konuşma terapisti tarafından dil gelişimini değerlendiren testleri uygulanmalıdır. Erken yaşlarda herhangi bir problemi olmaksızın gecikmiş konuşma tanısı alan çocukların büyük çoğunluğu sonraki yıllarda dil gelişimi yönünden yaşıtlarını yakalarlar. Bu problemle başa çıkabilmek için, aileye ve öğretmenine konu ile ilgili bilgi verilip onların da desteği sağlanmalıdır.

 

ALEYNA ELMAS

Kaynakça

http://journal.acibadem.edu.tr/en/pub/issue/61315/914453

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2336

https://www.monomente.com/tr/icerik/5/iki-dillilik-bilingualism-ve-ikinci-dil-ogretimi

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*