Dedikodunun Faydaları

Dedikodunun Faydaları

Dedikodu, bir grubun bir şahıs ya da bir durum hakkında gıyaben yaptığı çarpıtma içerebilen konuşmalardır. Dedikodu sosyal dayanışma için gerekli olabilen; toplumsal bağları kuvvetlendirebilen, sosyal normlara açıklık kazandıran bir işlev görür. Dedikodu, grup arasında güven ve samimiyet oluştururken, dedikodusu yapılan kişiyi grubun normlarının dışına atar ve mesafe oluşturur. 

İnsanın konuşmayı nasıl öğrendiğine dair yapılan evrimsel psikoloji çalışmalarında; insanın konuşmayı öğrenmesinin, başkaları hakkında konuşma dürtüsü ile bağlantı içerdiği görülmüştür. Bu demek oluyor ki genetik olarak insanda bir konuyu biriyle konuşarak paylaşma eğilimi ve konuşma eğilimiyle ilgili genetik kodlar vardır. Bunu karşılamak için insanlar kendi kültürüne göre sözcükler üretmiş, dil üretmiştir. Çünkü insanlar sosyal bir varlık olarak yaratılmıştır. İnsan tek başına yaşamaya kodlanmamış, sosyal bir dokunun parçası olmaya kodlanmıştır.

Robin Dunbar, dedikodunun primatlar için ittifak oluşturmaya elverişli olduğunu savunuyor. ‘Sen benim sırtımı kaşırsan, ben de senin sırtını kaşırım,’ deyimi bu durumu açıklamaktadır. Primatlar vahşi yaşamda tehlikeli hayvanlardan korunmak için grup olmaya zorunlular diyebiliriz. Gruptaki kişi sayısı kırk civarında normal sayılırken, Dunbar kanununa göre sayı 150 kişiyi geçince devlete, düzenlemeye yahut regülasyona ihtiyaç duyuluyor. Kalabalıklaşan bu ortamda dedikodu ortaya çıkıyor ve ittifak sınırlarını netleştiriyor.

Toplumda dedikodu hoş adlandırılmasa da toplum bütünlüğü için olumlu etkileşimler oluşturabileceği üzerine Rob Willer, Matthew Feinberg ve Michael Schultz 2l6 kişilik grup ile araştırma yaptı. Gruptaki kişilerin, iş birliğini sürdüren ve bencilleri arasına almayan bir görüntü oluşturduğunu gözlemlediler. Deneyde ayrıca dedikodu aracılığıyla iyi insanların sömürülmesinin önlenebileceğini, kişilerin dedikodu yaptıkları kişilerle iş birliği yaptıklarını varsayarak bu bilgi alışverişini uyum sağlamak için kullandıklarını, zorbalara ayna tutulabileceğini, dışlanan veya dışlanabileceğini öngören kişilerin gruplarla daha uyumlu olduğu ve davranışlarını grupların normlarına göre düzenleme eğilimine girdiğini gözlemlediler.

Dedikodunun diğer faydalarından bahsedecek olursak dedikodu, öğrenmeyi sağlıyor. İnsanlar hakkında yapılan yorumları duyduğumuz zaman kabul gören davranışları öğrenmiş oluyor ve buna göre hareket ediyoruz. Kimin ne kadar güvenilir ne kadar dürüst olduğuna dair fikrimiz oluyor ve konfor alanında elde edemeyeceğimiz hayat derslerini öğreniyoruz, mesela her neşeli insanın mutlu olmadığını. Bulunduğumuz ortamın kuralları dedikodu aracılığıyla açıklığa kavuşuyor ve uygulamaya yardımcı oluyor. Örnek verecek olursak; bulunduğumuz ortamda (okul, iş, akraba) geç kalan veya kişisel temizliğine dikkat etmeyen birinin dedikodusu yapılırsa bizde bu durumlara daha dikkat eder hâle geliyoruz. Yani insanların yazılı ve yazılı olmayan kuralların dışına çıkmasını engelliyor.

“Dedikodulara katılmamak, bir düzeyde sağlıksız ve anormal olabilir,” diyen Psikolog Sarah Wert 84 kişilik öğrenci grubu ile yaptığı araştırmada birini arkadaşlarıyla dedikodu yapmaya yönlendirdiğinde öz saygısının yükseldiğini gözlemledi. Sosyal hayatta yapılan dedikodu depresif ruh hâlleri için tampon görevi üstlenebiliyor. 

Bazen dedikoduyu, kendimizi ortamla kıyaslamak için kullanabiliyoruz. Bazı arkadaşlarımızın projeyi yetiştiremediğini, iş arkadaşımızın toplantıda sunumu kötü yaptığını duyduğumuz zaman kendimiz hakkında endişe ettiğimiz aynı durumda ne kadar iyi ne kadar kötü olduğumuza dair bir ölçüt oluşturuyoruz. 

Dedikoduyu ayrıca bir motivasyon aracı olarak kullanabiliyoruz. Örneğin üniversite sınavına hazırlanan bir genç, öğretmenlerinin onun hakkında güzel temennilerde bulunduğunu ve umutlu olduklarını söylediklerini duyarsa çalışma azmi ve devam ettirme güdüsü artıyor.

Dedikodu, dilin evrimsel olarak gelişmesine katkıda bulunuyor. Profesör Robin Dunbar Oxford Üniversitesi’nde 200 kişiye beş kısa hikâye okutuyor. Bu beş hikâyeden üçü dedikodu, ikisi objektif bilgi içeriyordu ve katılımcıların dedikodu içeren metinleri, bilgi içeren metinlere oranla iki kat daha fazla hatırladığı görüldü. DUNBAR, bu durumu dilin dedikodu aracılığıyla evrilmesine bağlıyor. Sosyal ittifakların oluşmasına dolayısıyla yapılan konuşmalarda kötü ve iyiyi ayıran, öğüt veren diyaloglar oluşmasına yardımcı oluyor. Buna örnek olarak atasözlerini gösterebiliriz. ‘Su testisi su yolunda kırılır.’

Özetle, dedikodu bize psikoloji, sosyoloji ve dilbilimi alanlarında yardımcı olur. Araya yalan veya art niyetli sözler katılmadığı zaman genel algının zıttına farkında olmadığımız faydalar sağlayabilir. Tabii tüm bunlar bir yana, başkaları hakkında negatif düşünceler insan zihninde olumsuz etkiler oluşturabilirken iletişim kazalarına ve sosyal bağların zayıflamasına da sebebiyet verebilir. Dedikodunun öğrenme, motivasyon gibi olumlu etkileri mevcutken, dedikodu olumsuz durumlara da yol açabilir.

Yazan: Rümeysa Kurt 

Kaynak: wikipedia  

npistanbul

bbc.com

wikipedia

news.stanford.edu

nytimes.com

drceylanozdem.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*