Depresif Ebeveynlere Sahip Çocukların Beyinlerindeki Farklılık

Amerika Birleşik Devletleri’nde şimdiye kadar çocuklar üzerinde yapılmış en büyük beyin görüntüleme çalışması, ebeveynleri depresif olanların beyninde yapısal farklılıklar ortaya koymuştur.

Depresyon, genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan yaygın ve ruhsal sağlığı zayıflatan bir durumdur. Depresyonun nedenleri karmaşık olsa da depresyonu olan bir ebeveyne sahip olmak bilinen en büyük risk faktörlerinden biridir. Çalışmalar, depresif ebeveynlere sahip çocukların, depresyon geçmişi olmayan ebeveynlere sahip çocuklara oranla depresyonun ortaya çıkma olasılığının iki veya üç kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, bu ailesel riskin altında yatan beyin mekanizmaları belirsizdir.

Columbia Üniversitesi Vagelos Doktorlar ve Cerrahlar Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nde klinik nörobiyoloji alanındaki Doçent Doktor David Pagliaccio liderliğindeki yeni bir çalışma, ebeveynlerin depresif geçmişi nedeniyle depresyon riski yüksek olan çocukların beyinlerinde yapısal farklılıklar buldu.

Bu çalışma Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi Dergisi’nde yayımlandı.

Araştırmacılar, NIH (National Institutes Of Health) liderliğindeki Ergen Beyin Bilişsel Gelişim çalışmasına katılan 7.000’den fazla çocuğun beyin görüntülerini analiz ettiler. Çocukların yaklaşık üçte biri, depresyonu olan ebeveynleri olduğu için yüksek risk grubundaydı.

Yüksek riskli çocuklarda, sağ putamen -ödül, motivasyon ve zevk deneyimiyle bağlantılı bir beyin

yapısı- depresyon geçmişi olmayan ebeveynlere sahip çocuklardan daha küçüktü.

Randy P. Auerbach, Columbia Üniversitesi Vagelos Doktorlar ve Cerrahlar Fakültesi!nde tıbbi psikoloji profesörü ve çalışmanın kıdemli yazarı, “Bu bulgular, yoğun bir başlangıç ​​döneminde depresif bozuklukların gelişmesine yol açabilecek potansiyel bir risk faktörünü vurgulamaktadır. Bununla birlikte, daha önce yaptığımız araştırmada, daha küçük putamen hacimleri de depresyon, madde kullanımı, psikoz ve intihar davranışlarında yer alan anhedonia -zevk deneyimini azaltma yeteneği- ile ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla, daha küçük putamen hacminin geniş tabanlı zihinsel bozukluklara karşı savunmasızlık yaratabilecek transdiyagnostik bir risk faktörü olabilir.” ifadelerini kullanıp yazısına şunları da eklemiştir:

“Depresyon için ailesel risk faktörleri olan çocukların beyinlerindeki farklılıkların anlaşılması, depresyonun gelişmesi için en büyük risk altında olanların erken teşhisinin iyileştirilmesine yardımcı olabilir, teşhis ve tedavinin iyileştirilmesine sağlayabilir. Çocuklar 10 yıl boyunca takip edilecek. En büyük risk dönemlerinden biri olan azaltılmış putamen hacimlerinin genel olarak depresyon veya ruhsal bozukluklarla ilişkili olup olmadığını belirlemek için eşsiz bir fırsatımız var.”

 

Yazan: Faruk Karakoç

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2019/12/191205130534.htm

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*