Duyguları Anlamak

Duygu, bilincin ‘his’ yönü olup üç öğe ile nitelendirilir: Bunlar, belirli bir fiziksel uyarılmışlık, duyguyu dış dünyaya gösteren belirli bir davranış ve duyguların içsel bir farkındalığıdır.

Duygunun fizyolojisi: Bir kişi bir duygu hissettiğinde, sempatik sinir sisteminde bir uyarılma meydana gelir. Kalp atışı artar, solunum daha hızlanır, göz bebekleri büyür ve ağız kurur. Öfkelendiğiniz en son anı düşünün ve korktuğunuz son anı. Fiziksel belirtiler oldukça benzer değil miydi? Çeşitli duygusal tepkilere göre yüz ifadeleri değişmekle birlikte  duyguları sadece dışsal bedensel tepkiler açısından birbirirnden ayırt etmek zordur. Örneğin, uyarılmış olan bir kişiyi, eğer yüzü açıkça seçilemiyorsa, aslında korkmuş ya da kızmış biri olarak tanımlarken kolayca hata yapılabilir; bu durum da epey hatalı iletişime ve yanlış anlaşılmaya yol açabilir. Bununla birlikte, laboratuvarda kalp atış hızını, kan basıncını ve deri ısısını ölçmek için aletler kullanan araştırmacılar, farklı duyguların farklı fizyolojik tepkilerle bağlantılı olduğunu bulmuşlardır. Korku deri ısısında azalma ile oysa öfke artma ile ve kan basıncında daha da fazla bir artış ile bağlantılıdır.

Duygunun çeşitli yönleriyle beynin hangi kısımları ilgilidir? Beynin her iki yanında, limbik sistemin içinde bulunan küçük bir alan olan amigdala, hem insanlarda hem de hayvanlarda korku ve haz gibi duygularla ilişkilidir.

Araştırma alanlarından biri frontal loblar olmuştur. Araştırmacılar olumlu duyguların beynin sol frontal lobu ile ilişkili olduğunu; üzüntü, kaygı ve depresyon gibi olumsuz duyguların ise sağ frontal lobun işlevi olarak göründüğünü bulmuşlardır.

Araştırmacılar, insanlardan bir diğer kişinin yüzündeki duyguyu tanımasını istediğinde, sağ yarımkürenin sol yarımküreye kıyasl, özellikle de kadınlarda, daha aktif olduğunu bulmuşlardır.

Duygunun davranışı (duygusal ifade): İnsanlar bir duygunun kontrolü altında oldukları zaman nasıl davranırlar? Yüz ifadeleri, beden hareketleri ve davranışları, bir kişinin nasıl hissettiğini başkalarını gösterir. Somutmalar, gülümsemeler ve üzüntü ifadeleri, ellerle yapılan jestlerle, arkasını dönme hareketi ve konuşulan sözcüklerle birleşerek bir duygunun anlaşılmasını sağlar. Yüz ifadeleri, bazı yönleriyle evrensel görünmekle birlikte, farklı kültürlere göre değişebilmektedir. Charles Darwin, duyguların evrimin bir ürünü ve böylece evrensel olduğunu kuramsallaştıran ilk kişilerden biridir. Hangi kültürden olurlarsa olsunlar tüm insanlar aynı yüz ifadelerini göstereceklerdir, çünkü yüz kasları izleyenlere özgül bilgiyi iletmek için evrilmişlerdir. Darwin’in fikirleri davranışın nedeni olarak kalıtımı değil de çevreyi vurgulayan 20.yüzyılın ve ortalarındaki davranışçı akımla uyuşmamaktaydı. Bununla birlikte, diğer araştırmacılar o zamandan beri en azından yedi temel duygunun evrensel nitelikte olduğuna ilişkin kanıtlar bulmuşlardır; böylece psikolojide evrimsel bakış açısına daha fazla destek getirmişlerdir.

Ekman ve Friesen, araştırmalarında pek çok farklı kültürdeki insanların en azından 7 yüz ifadesini tutarlı olarak tanıdıklarını bulmuşlardır. Bunlar öfke, tiksinti, korku, mutluluk, hayret, üzüntü ve küçümsemedir. Duygular ve ilişkili yüz ifadeleri evrensel görünmekle birlikte, bir duygunun tam olarak ne zaman, nerede ve nasıl ifade edildiği kültür tarafından belirlenebilir.

Öznel yaşantı (duygunun etiketlenmesi): Öznel olarak hissedilen bir isim koyarak ya da onu etiketleyerek yorumlanmasıdır. Bu isim ya da etiket öfke, korku, tiksinti, mutluluk, üzüntü, utanç, ilgi ve benzeri duygular olabilir. Bir kişinin öznel bir duyguya koyduğu etiket, en azından kısmen kişinin dili ve kültürü tarafından etkilenen öğrenilmiş bir davranıştır.

 

“Mesele, duyguları aklımızdan söküp atmak ya da arkalarına saklanmak değil, bunları kabul ederek yaşamak ile ilgilidir.” — Carl Rogers

İrem YALÇINKAYA

Kaynak: Psikoloji bir keşif gezintisi (346-347)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*