Müzik Eğitiminin Bilişsel Düşüşe Etkisi

Bilişsel düşüş, sağlıklı yaşlanmanın önünde önemli bir engeli temsil eder. Bu bilişsel düşüşe meydan okumanın bir yolu, yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi önleyen müdahaleleri keşfetmektir. Müzik eğitimi, bilişsel rezervi yaşamın ileriki dönemlerinde geliştirme potansiyeline sahiptir.

 

Bilişsel rezerv, beynin yaşa bağlı bilişsel bozulmalara karşı koruma becerisidir. Bilişsel rezerv, bazı insanların beyin patolojisi ile diğerlerinden daha iyi başa çıkmasına izin verir. Örneğin, kanıtlar eğitim ve boş zaman aktiviteleri gibi bir dizi yaşam deneyiminin, normal yaşlanmada daha yavaş bir bellek düşüşü oranıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.

 

Birçokları için müzik eğitimi doğal olarak ödüllendiricidir. Bununla birlikte müzikle aktif bir şekilde uğraşın; konsantrasyon, hafıza, öz disiplin ve güven gibi bilişsel faydaları vardır. Müzik, normal ve patolojik bilişsel düşüşe karşı potansiyel bir koruyucu faktör olarak rol alabilir. Mevcut kanıtlar, müzikle uğraşan orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerin yaşamlarında bilişsel avantaj (çalışan bellek, anında sözlü hatırlama, sözel akıcılık) gösterme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Avantaj, müziğe hayatının erken dönemlerinde başlayanlar için daha güçlü görünmektedir. Bununla birlikte, yaşamın ileriki dönemlerinde öğrenme araçları sağlıklı yaşlanmaya katkıda bulunur. Örneğin altmış yaşın üstünde altı aylık bir piyano eğitimi alan yetişkinler, piyano eğitimi almayan yetişkinlere göre epizodik bellek ve dikkat testlerinde daha yüksek skorlara sahipti.

 

Bir müzik aleti öğrenmek, sinir sistemine benzersiz talepler getiren çok çeşitli becerileri içerir. Müzik, tüm beynin deneyimidir. Örneğin, bir müzik enstrümanı eğitimi, uzun süreli kontrollü dikkati, müzik parçalarını çalışan bellekte tutmayı ve öz disiplini gerektirir. Çalışan belleğin gelişmesi, akışkan zekadaki (akıl yürütme) gelişmelere aktarılır.

 

Nöral plastisite, öğrenen beyinin biyolojik temelidir. Yeni bir beceri edindiğimizde, beynimizde yeni bağlantılar kurulur. Nöroplastisite, bizi genç tutan şeydir. Beyin, çevresine göre şekillendirilebilen bir kil bloğu gibidir. Böylece müzik eğitiminin bilişsel faydaları erken çocukluktan yaşlılığa kadar uzanır.

 

Müzikal aktiviteler; genellikle sosyal etkileşim, empati, iş birliği ve ötekilere mensup olma hissini içerir. Müzik yapmanın bir parçası olarak sosyal katılımın, yaşamı uzattığı ve sağlıklı yaşlanmayı geliştirdiği görülmüştür. Başkalarıyla bağlantı kurma ve saygı duyulan bir beceriyi öğrenmek önemlidir.

 

Bir enstrüman öğrenmek, kişinin kendine olan güvenini inşa etmenin en iyi yollarından biridir ve yüksek özgüven, olumlu bir benlik imajı ile ilişkilidir. Bireylerin, özsaygıları arttığında sağlıklı bir yaşam tarzı yaşama olasılıkları daha yüksektir. Başarma hissi ve yeterlilik, müzik eğitiminin yaşlı yetişkinler için artan iyi oluş hissi ile bağlantılı olabileceğine dair daha fazla kanıt sağlayan kendi kaderini tayin teorisi ile uyumludur.

 

Ayrıca müzik; güçlü duyguları ortaya çıkarma, yoğun zevk alma, hayal gücü veya kişisel anıların hatırlanmasıyla günlük hayatın stresinden kaçınmanın bir yoludur. Müzikal deneyimler dopamin ve serotonin gibi nörotransmiterlerin salınımını teşvik eder. Beyindeki aynı kimyasal, yemek ya da bağımlılık yapan ilaçlar gibi daha somut olan ödüllerden aldığı zevkle ilişkilidir.

 

Özetle; kanıtlar, müzik eğitiminin sağlıklı yaşlı yetişkinlerde bilişsel performansı (çalışan bellek ve işlem hızı) geliştirdiğini göstermektedir. Müzik eğitimi, beynimizde benzersiz taleplerde bulunur. Bununla birlikte korelasyon, nedenselliği belirtmez. Kişilik (merak), motivasyondaki bireysel farklılıklar, müzik eğitimi alma olasılığı ile ilişkilendirilebilir. Ancak, daha sonraki yaşamda müzik becerilerini öğrenmenin yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi dengelemek için umut verici bir müdahale olduğu fikrini desteklemek için yeterli araştırma var.

Çiğdem Yaren DÜZGÜN

Kaynakça:
Psychology Today

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*