Eşek Kulaklı Midas Dememek İçin “Terapi

     Gordion kentinin Kralı Midas, bir gün Apollon ve Pan isimli iki tanrının bulunduğu müzik yarışması için yargıç olarak seçilir. Müzik aletlerinden çıkan seslere göre hangisinin daha güzel olduğunu belirlemesi gerekmektedir. Apollon lir, Pan ise flüt çalar.Midas, halkın ısrarına dayanamayıp Pan’ın kazandığını bildirir. Bunu kabul etmeyen Apollon ise müzikten anlamayan kulağın eşek kulaklarına layık olduğunu söyler ve Midas’ın kulaklarını eşek kulaklarına çevirir.

     Midas bir süre kulaklarını saklar ve bunu sadece kendisi bilir. Aradan zaman geçer ve bu bilgi Midas’ı rahatsız etmeye başlar. Her ne kadar uzayan saçlarıyla kulaklarını gizlemeye çalışsa da etrafındaki kişiler onda bir değişiklik olduğunu sezerler. Kulaklarını saklayabilmiştir ama onu yiyip bitiren şeyin içinde oluşturduğu etkileri saklayamamaya başlamıştır.

MİDAS

Bütün ağırlıklarıyla duruyorlar

Nasıl kurtulacağım bunlardan?

Gizliyorum onları, ama taşıyorum ya.

Bende onlar. Besliyorum.

Gizledikçe ağırlaşıyorlar… Ona söylesem?

KEÇİLER

Keçi dostların. Ona açsana Midas, ona göstersene

Pay et onunla gizini.  Yeğnileşir yarı yarıya.

     Birine anlatma ihtiyacı hisseder ve bu kişiyi berber olarak seçer. Bin bir tehdit ile berbere durumu anlatır. Zarar görmekten korkan berber, gerçeği kimselere anlatmamak üzere yemin eder. Midas’ın sırrını içinde tutmak ilk başta onu rahatsız etmezken bir süre sonra bu kadar büyük bir bilgiyi saklamak ona da ağır gelir. Buhranlara düşer, rüyalar görür ve artık Midas’ın sırrı hayatının tamamını ciddi anlamda etkileyen bir şey haline gelir.

BERBER

Dayanamayacağım daha

Öldürür bre, beni öldürür.

Neremde taşıyorum onları?

Kafamda, kursağımda, bağırsaklarında sancıyla.

Kapkara bir sancıyla

Son çareyi bir kuyunun içine bağırmakta bulur berber. Böylelikle içinde tuttuklarını kimse duymasa da dışarıya aktarabilecektir.

BERBER

işit işit kuyu, işit… Hooy Midas’ın kulakları eşek kulakları

     Sonuç tahmin ettiği gibi olmaz. Kuyudan yankılanan ses rüzgar yardımıyla sazların üzerinden geçerek tüm Gordion halkının duymasına sebep olur.

     Midas hikayesini bir çeşit metafor olarak görmeliyiz. Midas, berber, eşek kulakları ve kuyudan yankılanan sesin tüm halk tarafından duyulması olayı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Midas, problemlerinin farkına varan, atlatması zor bir hale gelmeden çözüm arayışında bulunan bireylerin temsilidir. Berbere anlatmadan önceki Midas ile sonraki Midas çok farklıdır. Onu derinden etkileyen şeyi paylaştığı zaman rahatlar ve kendini iyi hissetmeye başlar. Yani eşek kulakları bizim hayatımızı etkileyen, içimizde tuttuğumuz süre boyunca büyüyen travmalarız, varoluşsal problemlerimiz, geçmişte yaşadığımız fakat üstesinden gelemediğimiz çocukluk anılarımız, çocuğumuzla kuramadığımız bağ, eşimizle olan tartışmalarımız, obsesif davranışlarımız, ebeveynlerimizle olan ilişkisel problemlerimiz ve daha birçoğu.

     Berber ise problemlerini bastıran, öteleyen bireyleri temsil ediyor. Bu karakterde önemli üç nokta vardır: anlatılmayan, çözüm aranmayan problemler – berberin zorunda kalışı burada vurgulanmak istenen değildir – anlatmadığı süre boyunca yaşadığı içsel sıkıntılar ve erteleme sonucunda oluşan büyük etki. İçimizde büyüyen, çözüm aranmayan, zamanla aşılması zor hale gelen hatta çoğu zaman konuşulmadığı için farkında dahi olmadığımız gerçekler, bir gün mutlaka hayatımızın herhangi bir köşesinde bize varlıklarını hatırlatacaklardır. Berberin kuyuya bağırmasıyla yankılanan sesin halk tarafından duyulması ise bastırılmış, üzerinde çözüm yolu aranmamış problemlerimizin gün yüzüne çıkmak isteyişiyle kişide oluşturduğu büyük etkiyi temsil eder. Zamanında alınmış önemler ile ileride yaşanabilecek büyük sıkıntıların önüne geçebiliriz. Berber birine anlatabilseydi tüm halkın duymasına sebep olacak bir davranışta bulunmayabilirdi.

     Bu yüzden terapiye gitmek bu nokta da çok önemlidir. Bazen üstesinden gelemeyeceğimiz durumlarla karşılaşırız. Ağır gelir ve paylaşılmadığı noktada kişide ciddi psikolojik problemler meydana gelebilir. Terapiye giderek içeriden görülemeyen şeyler sözel olarak dışa vurulmasıyla netliğe kavuşur. Bizi sıkıntıya sokan problemleri duyuyor olmamız ise terapinin en önemli faydalarından biridir. Kişinin kendi problemini kendi sesiyle duyması onda durum hakkında farkındalık meydana getirir. Bu şekilde çözüme ulaşmak kolaylaşır. Terapi sürecinde konuştuğumuz konular başka kapılar açarak kendimize karşı içsel bakışımızı derinleştirir ve böylelikle bilmediğimiz özelliklerimizi ya da benliğimizin farkında olmadığımız başka yönlerini görebiliriz.

     Terapinin diğer önemli bir noktası ise danışan terapist ilişkisidir.  Bu ilişki türü diğer kurduğumuz ilişkilerden farklı bir yerdedir. Terapiyi ayıran nokta profesyonel yaklaşımda oluşudur. Orada ağlayacak bir omuza değil, sizi dinleyen, izleyen iki kulağa ve göze ihtiyaç vardır. Danışan terapist ilişkisinde teknik bilgiler önemli olmakla birlikte aralarında kurdukları diyalog da çok önemlidir. Bu diyaloğun sağlam olabilmesi devamlılığı ile mümkündür. Bu yüzden sabır ve irade terapi de önemli bir yer kaplar.

     Daha çok bireysel terapi odaklı bir anlatım yapmış olsam da toplu terapinin sağlamış olduğu faydalar da anlattıklarıma dahil. Onunda kendi içinde farklı yöntemleri ve dinamiği vardır. Toplu terapide, “Bendeki eşek kulakları başkalarında da varmış aslıda!” denir. Bu açıdan bireysel terapiden ayrılan noktaları vardır. Kısaca terapi, insan hayatında iletişimi sağlayan bir araçtır. Kendisi ile olan iletişimini sağlayamamış birey, başkalarıyla da iletişim kuramaz. Bu iletişimin en etkin yollarında biri ise terapidir. İşte bu yüzden EŞEK KULAKLI MİDAS DEMEMEK İÇİN “TERAPİ”.

Yazan: Elif Aksoy

Faydalanılan Kaynak:

Güngör Dilmen/ Toplu Oyunları 1, Midas’ın Kulakları, Mitos Boyut, TİYATRO/ OYUN DİZİSİ 22, Baskı: 2016

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*