Evrimsel Psikoloji İle İlgili 7 Temel Yanılgı

Psikolojiye evrimsel yaklaşımlar psikoloji alanında devrim yapma ve onu biyolojik bilimler ile birleştirme vaadinde bulunur. Ama hem akademide hem de toplum bazında evrim hakkındaki bazı yazı anlaşılmalar evrimin psikoloji ve davranışa olan uyarlamasını sekteye uğratmış durumda. Bu makale bunlardan en yaygın olanları ele alıyor.

Yanlış Kanı 1: Evrim ve Öğrenme Davranışı Açıklama Sürecinde Birbiri İle Çelişen Açıklamalar.

İnsanlar genellikle eğer bir şey öğrenilmiş ise bunun evrime uğramamış olduğunu veya tam tersini sanarlar. Bu üç ana nedenden dolayı son derece yanıltıcı yaklaşım.

İlk olarak, çoğu evrimsel hipotez öğrenme hakkında. Örneğininsanların evrimleşmiş bir yılan ve örümcek korkusu olduğu  insanların bu korku ile doğduğu anlamına gelmez. Bunun yerine, insanların yılan korkusunu diğer korkulardan çok daha kolay öğrenmelerini sağlayan öğrenme mekanizmaları ile doğduğu anlamına gelirPsikolojide klasik çalışmalar gösteriyor ki maymunlar yılan korkusunu gözlemsel öğrenme ile öğrenebiliyorlar ve bunu tavşan ve çiçekler gibi diğer cisimlerden korkmayı öğrenmekten daha hızlı öğreniyorlar. Ayrıca bir maymun için yılan korkusunu unutmak diğer korkularını unutmaktan çok daha zor. Maymunlarda olduğu gibi, insanların evrimleşmiş bir yılan korkusu olduğu bu korku ile doğduğumuz anlamına gelmez. Bunun yerine, bizim bu korkuyu, bazı korkuları diğerlerinden daha kolay öğrenmemizi sağlayan biyolojik temelli , evrimleşmiş öğrenme mekanizmaları ile öğrendiğimiz anlamına gelir.

İkinci olarak, öğrenme beyinde somut hale gelmiş evrimleşmiş mekanizmalar sayesinde mümkün olur. Biz bir şeyleri öğrenebiliyoruz çünkü öğrenmeyi mümkün kılan nörobilişsel mekanizmalar ile donatılmış durumdayız -ve bu nörobilişsel mekanizmalar evrim tarafından inşa edidi- Hem çocukların hem de köpek yavrularının öğrenebildiği gerçeğini ele alalım ama ikisine de aynı şeyi öğretmeyi deneseydik -Fraznsızca veya oyun teorisi diyelim- farklı öğrenme ile ortaya çıkarlardı. Neden ? Çünkü köpeklerin evrimleşmiş öğrenme mekanizmaları çocuklarınkinden farklı. Bir canlının neyi öğrendiği ve nasıl öğrendiği beyninde yatan evrimleşmiş öğrenme mekanizmalarının doğasına bağlıdır.

Algı ile ilgili bir analoji konuyu anlamaya yardımcı olabilir. Canlılar beyinlerindeki ve duyu organlarındaki algısal mekanizmalar sayesinde algılarlar. Bu algısal mekanizmanın nasıl çalıştığını ve ne tür çıktılar verdiğini anlamak için bunları üreten nedensel sürece bakmalıyız yani evrime. Konu algı olunca bu tartışmaya kapalı bir düşünce ama konu öğrenme olunca daha az kabul gören bir durumda. Canlılar öğrenirler ve öğrenme davranış için kritik öneme sahiptir – ama öğrenme kökeni evrimsel süreçte yatan beyin bazlı öğrenme mekanizmaları ile mümkündür. Öğrenme ve evrim çelişkili açıklamalar değildirler, doğal açıklayıcı partnerdirler.

Son olarak, evrimi ve öğrenmeyi otomatik bir şekilde çelişkili olarak çözümlemek bir hatadır çünkü çözümlemenin aynı seviyesinde bile yer almazlar: Öğrenme yakınsak ama evrim temel bir açıklamadır. ( Yakınsak seviyedeki analiz bir şeyin neden çalıştığını açıklarken, temel seviyedeki analiz neden çalıştığı şekilde çalıştığını veya sistemin neden ilk başta bu şekilde inşa edildiğini açıklar.)

Bir şeyin evrimsel sürecin ürünü olduğunu söylemek bir canlının yaşamı boyunca davranışların nasıl geliştiği hakkında hiçbir şey ifade etmez: Biraz öğrenme içermiş olabilir veya olmayabilir. Bu yüzden iki açıklama birbiri ile uyum içindedir. ( Bazı evrimsel hipotezlerin bazı öğrenme hipotezleri ile çelişen yakınsak çıkarımsamalarda bulunduğunda olduğu gibi spesifik evrimsel hipotezlerin bazı spesifik öğrenme hipotezleri ile çelişmesi mümkün. Ama asıl nokta bu iki açıklama birbiri ile çelişmek zorunda değil ve evrim ve öğrenmenin son derece uyumlu olduğu  bir sürü örnek var. Hata bu iki açıklamayı biri öğrenmeden diğeri evrimsel süreçten bahsettiği için otomatik olarak çelişkili görmekte.

Yanlış Kanı 2: Evrimin Sonuçları Doğar Doğmaz Var Olmalı ( Ya Da Çok Erken Süreçte Ortaya Çıkmalı)

İkinci en yaygın yanlış kanı evrimin sonuçlarının yavru doğar doğmaz görülebilir olması – ya da en azından çok erken süreçte ortaya çıkması yönünde. Ama doğal seçilim bu şekilde çalışmıyor . Doğal seçilim yalnızca doğar doğmaz ortaya çıkan adaptasyonlar değil, gelişimsel süreç boyunca ortaya çıkan adaptasyonlar da inşa eder. Dişler, göğüsler ve yüzdeki kıllar bunu çok iyi bir şekilde gösterir: Bunların hepsi evrimin kabul edilmiş ürünleridir ama yine de doğar doğmaz ortaya çıkmazlar. Benzer şekilde, yumurtadan yeni çıkan kuşlar çok iyi göremese ve uçamasa da kimse kuşların çok iyi evrilmiş görme ve uçma yeteneği hakkında şüphe etmez. Bir davranışın veya psikolojik bir yatkınlığın evrimsel sürecin bir ürünü olduğunu iddia etmek onun, doğar doğmaz var olacağını iddia etmek anlamına gelmez, davranışın organizmanın gelişimi boyunca türün bütün veya çoğu üyesinde ortaya çıkacağını iddia etmek anlamına gelir.

Evrimsel sürecin ürünleri düzgün bir şekilde ortaya çıkabilmek için genellikle belirli bazı çevresel şartlara bel bağlar – doğruca bir sonraki yanlış kanıya yönlendiren bir nokta.

Yanlış Kanı 3: Evrim Genetik Belirlenimciliği İma Eder

Bu kanı ne kadar yaygın olursa olsun, psikolojiye yönelik evrimsel yaklaşım davranışın genetik olarak belirlendiğini belirtmez. Bu noktayı anlamak için iki yol var.

Öncelikle, diğer tüm yaşam araştırmacıları gibi evrimsel psikologlar da zihindeki, beyindeki ve vücuttaki her şeyin genler ve çevresel şartlar tarafından belirlendiğini  belirten görüşe bağlıdırlar.

İkinci olarak ise, Evrimsel bir bakış açısı, nedensel sürecin her aşamasında hayati önem taşıdığına işaret ederek çevrenin merkeziyetini vurgulamaktadır. Adaptasyonların ilk evrimi, yaşam boyunca olan gelişimleri ve yakın zamandaki tetikleyicileri. Diğer bir deyişle, Evrimsel bir yaklaşım üç ima içerir, a) çevresel baskılar adaptasyonların evrimini başlatır, b) adaptasyonlar düzgün bir şekilde ortaya çıkabilmek için çevresel şartlara ihtiyaç duyarlar ve c) Çevresel tetikleyiciler adaptasyonu aktif hale getirmek için o anda gereklidirler. Zamansal süreç farketmeksizin evrimsel bir yaklaşım çevreyi merkeze koyar.

 Peki öyleyse neden bazı insanlar evrimsel psikologların genetik belirlenimci olduğuna inanmakta ısrarcı ?  Bir neden, eleştirilerin, adaptasyonların genetik bir temeli olduğu gerçeği ile adaptasyonların genetik olarak belirlendiği düşüncesi arasında doğru bir çizgi çekememesi olabilir ( bütün adaptasyonlar genetik bir temele sahiptir ama genetik olarak belirlenmiş değildirler.) Çoğu biliminsanı ayrıca evrimbilimciler arasında kabul gören bir görüş olan türe özgü evrimsel mekanizmaların kalıtsallığının sıfır olduğunun  farkında olmayabilir. Evrimsel psikoloji hakkındaki diğer yanlış kanılarda olduğu gibi, eleştiriler alandaki literatür dikkatlice incelenmeden oluşturulmuş görüşlerden oluşuyor. 

Yanlış Kanı 4: Eğer bir davranış kültürden kültüre değişiyorsa, evrimsel sürecin ürünü değildir.

Sezgisel olarak doğru gibi gözükse de bu düşünce asıl noktayı ıskalar. Problem şurada: Evrimsel düşünce bir davranışın kültürden kültüre sabit kalacağını ileri sürmez, bunun yerine, davranışı üretecek olan nörobilişsel makinenin bütün kültürlerde aynı olduğunu söyler. Bu çok farklı bir iddia.

Dili ele alalım. Farklı kültürlerde yetişen insanlar farklı dilleri öğrenirler. Bu dilsel becerilerin evrimsel sürecin bir ürünü olmadığını mı gösterir ? Hayır. Bu basitçe düşünürsek doğal seçilimin dil öğrenme üzerine evrensel bir beceri geliştirdiği anlamına gelir- ama hangi dili öğrendiğin nerede yetiştiğine bağldır. Benzer şekilde, bizim türümüzdeki her birey bizi sosyal statüye yönelten mekanizmalar ile donatılmış durumdadır -ama statünün belirteçleri kültürden kültüre, alt kültürden alt kültüre değiştiği için biz kendi kültürümüzdeki yerel statü belirteçlerine dikkat kesiliriz ve bunlara değer veririz.  Aynı süreçlerin iğrenme  ve yemek tercihleri  konusunda da işleyebileceğini ileri süren çalışmalar var. Sonuçların -hangi yemeğin yendiği veya hangi dilin konuşulduğu- toplumdan topluma değişmesi bu davranışların temelini oluşturan psikolojik mekanizmaların da farklılık göstereceği anlamına gelmez. Davranışlardaki kültürlerarası farklılıklar bu davranışları ortaya çıkaran nörobilişsel mekanizmaların temelinde bulunan kültürlerarası birlikten kaynaklanır.

Bu tekrar etmekte fayda olan bir nokta: Psikolojiye ve davranışlara yönelik çoğu evrimsel yaklaşım davranışı üreten nörobilişsel mekanizmaların bilgi işleme süreçlerinde evrensellik olduğunu öne sürer   davranışların kendisinde değil.

Bunu anlamak için yaratılmş kültüre referans verebiliriz. Yaratılmış kültür  evrensel bir psikolojik mekanizma ile kültürler arasında farklılık gösteren çevresel girdilerin kombinasyonundan kaynaklanan gruplar arasındaki kültürel farklılıkları ifade eder. Bu durumu çok net bir denklem ile ifade edebiliriz: Evrensel psilkolojik mekanizmalar + kültürden kültüre değişen çevresel girdiler = kültürden kültürden değişen davranışlar.

Çiftleşme stratejilerindeki kültürel farklılıklar bu konuya açıklık getirebilir. Kültürlerarası çalışmalar, kültürlerarası çiftleşme stratejisindeki farklılıkların işlevsel cinsiyet oranı temelinde tahmin edilebileceğini göstermektedir. Erkeklerin sayıca az olduğu ülkelerde kadın erkek ilişkileri daha kısa dönemli olurken, kadınların sayıca az olduğu ülkelerde ilişkiler daha uzun süreli oluyor. Peki Neden ? Bu dinamikler ekonomi terimleri ile açıklanabilir: Çiftlleşme marketi, az olan cinsiyetin daha fazla pazarlık gücünün olduğu bir biyolojik markettir. Erkekler ortalamada daha güçlü rastgele cinsel ilişki arzusuna sahip oldukları için, erkeklerin az olduğu kültürlerde ilişkiler daha kısa süreli olmakta. Kadınlar ise ortalamada bağlılık olan ilişkiler için daha istekli oldukları için kadınların daha az olduğu toplumlarda kadın erkek ilişkileri daha uzun soluklu olmakta (ortalamada kelimesine dikkat edin -her cinsiyetin kendi içinde de çok fazla çeşitlilik var ama yine de çalışmalar ortalamada net bir cinsiyet farkı gösteriyor)

Yaratılmış kültürden kasıt bu: Kültüre göre farklılık gösteren çevresel girdilerle birleştirilen evrensel bir psikolojik mekanizma, kültüre göre farklılık gösteren davranışlar sağlar. Çiftleşme davranışındaki kültürel çeşitlilik evrimsel bir açıklama ile çelişmez aslında bu evrimsel akıl yürütme yönteminden önce tahmin edilmişti. Bu fenomen -yaratılmış kültür- kişilik özelliklerindeki dışa dönüklük, deneyime açıklık ve sosyoseksüellik gibi kültürel farklılıkları da bir nebze açıklıyor.            

Sosyal bilimlerde geleneksel bilgelik, bir davranıştaki kültürel farklılıkların söz konusu davranışın evrimsel bir temele sahip olmadığı anlamına geldiğidir. Bu sezgisel bir yorum ama bu yanlış bir sonuç çünkü psikolojiye yönelik evrimsel yaklaşımlar davranışın kendisinde değil davranışı mümkün kılan psikolojik mekanizmaların bilgi işleme seviyesinde bir evrensel birlik olduğunu öne sürer. Davranıştaki kültürlerarası farklılıklar evrimsel bakış açısıyla tutarlıdır ve hatta dikkatli bir evrimsel sorgulama ile bir ilk neden bile öne sürebilir.

Yanlış Kanı 5: Evrimsel Psikoloji, Bireysel Farklılıklara Yeterince Önem Vermez

Bu fikirde biraz haklılık payı var, özellikle de takvimde 20 yıl geri gittiğimizde.Evrimsel psikoloji başlarda türe özgü mekanizmalar ve cinsiyet farklılıklarına odaklandı.. İlk bakışta, bireysel farklılıklar -özellikle de kalıtsal olanlar- evrimsel bakış açısıyla ele almak için fazla zorlayıcı göründü ve araştırmacıların konuyu ele almaya başlaması biraz zaman aldı. İlk çalışmalar bu bu  ve bunun gibi makaleleri içeriyor.

Son zamanlarda evrimsel psikologların bireysel farklılıklara olan ilgisi büyüdüğünü ve hem açıklama hem de öngörüde gelişme kaydedildiğini görüyoruz. Bireysel farklılıkları ele alan bazı teorik makaleler için: bu , bu  , bu ve bu. Spesifik bireysel farklılıklar ile ilgili bazı güncel deneysel makalelerde (bu dışadönüklükle ilgili olan) , kıskançlıkla alakalı olan şu makale, iğrenme ve çiftleşme stratejisi ilgili olan , vücut kokusuyla ilgili olan  ,kişilik özelliği varyasyonu ile ilgili olan  , kamu malına yararına katkı ile ilgili olan bu makale , ahlaki davranışla ilgili olan  , parazitlerin etkileriyle olan bu makale  ve çeşitli bireysel farklılıkların değişkenleri ile ilgili olan bu yazı  .Ayrıca başka bireysel farklılıklar ile ilgili bölümleri içeren daha kapsamlı makaleler de mevcut. Kıskançlıkta cinsiyet farklılıklarıduygularla ilgili olan bu makale  , ya da bireysel farklılıklar ile ilgili ileri hipotezler öne süren açlığın psikolojisi ile ilgili bu makale  ve bu  da tamamı bağlam etkisinden bahseden bir makale ki bu etki davranışta bireysel farklılıklar için önemli bir etmen.

Dolayısıyla evet, psikolojiye evrimsel yaklaşım başlarda evrensel ve cinsiyete özgü mekanizmaları kolay lokma sandı ancak son 20 yılda, cinsiyetlerin kendi içinde olan varyasyonuna olan önem de dahil bireysel farklılıklara olan ilginin arttığına şahit olduk. Bu yükseliş azalacak gibi görünmemekle birlikte kapsamını ve önemini arttıracağa benziyor.

Yanlış Kanı 6: Evrimsel Psikologlar Her Şeyin Bir Adaptasyon Olduğunu Düşünürler

Bu uydurma hiç şaşmaz- ki bu yalnızca ana kaynakları okumak yerine yanlış bilgiler içeren eleştirileri   okumanız kaydıyla makul görülebilir.

Evrimsel psikologlar yayınlanan yazılarında açık bir şekilde ifade ediyorlar ki, evrim 3 çeşit ürün verir: adaptasyonlar, yan ürünler ve çeşitlilik. Bu teorik ifadenin ötesinde, araştırmacılar ayrıca yan ürünlerle ilgili hipotezler öne sürüyor ve bununla ilgili araştırmalar yürütüyorlar.Örneğin, burada  ve burada   psikolojimizin tüm yönlerinin adaptasyonlardan ibaret olduğu kanısını reddeden 3 farklı kavramsal makale yer alıyor. Adaptasyon, eksaptasyon ve spandreller* ile ilgili bu makale yan ürünlerden detaylı olarak bahsediyor.Bu makale psikolojide eksaptasyoncu bir programı nasıl yürütmek gerektiğinden bahsediyor.Burada ise ırkçılığın adaptasyon değil evrimsel bir yan ürün olduğundan ve ortadan kaldırılabileceğinden bahseden harika bir çalışma bulunuyor. Burada  ise erkekler arasında bir hayli yaygın olan cinsel fetişizmin, öğrenilmiş cinsel mekanizmalar ile birlikte aşılması daha kolay olan cinsel uyarılma eşiklerinin bir yan ürünü olduğunu savunan makale bulunuyor.

     Burada  ise evrimsel psikolojinin önde gelen iki ismi, cinayetin adaptasyon değil yan ürün olduğunu ve burada da  aynı psikologlar -ve beraberlerinde bir ortak yazar ile birlikte- uxorisid (eşini öldürme)  ve filisidin (çocuğunu öldürme)* de evrimin yan ürünü olduğunu söylüyor. Burada , burada  ve burada   araştırmacılar din ve doğaüstü aracılara inanmanın: yanlış pozitiflere karşı yanlı olan aracı-tespit mekanizmaları,zihin kuramı mekanizmaları ve bağlanma kuramı  gibi başka mekanizmaların yan ürünü olduğunu açıklayan örnekleri bulunuyor.

Yakın zamanda meslektaşlarım ile yeni bir evrimsel psikoloji elkitabuna ‘’Evrimin Ürünleri’’ isimli bir bölüm dönderdik ve ilginçtir ki yan ürünler bölümün ana kısmını oluşturuyordu.

Evrimsel psikolojiye gelen bu eleştiri ile evrimsel psikologların yayınlanan yazılarında aslında söyledikleri arasında uyumsuzluk dikkat çekici. Bu uyumsuzluğun şaşırtıcı olmamasının tek sebebi ise alana dair daha başka birçok kötü temsil edilen/ yanlış aktarılan örneklerin bulunması. Bunlardan bazılarına buradan  , buradan , buradan ve buradan  bakabilirsiniz.

Problemin bir kısmını adaptasyonun ne olduğuna dair felsefi anlaşmazlık oluşturuyor. Birçok evrimsel psikolog adaptasyonizm kavramını, psikolojide işimizin bittiği tüm ya da çoğu özelliğe adaptasyon sağlamamız olarak açıklamak yerine bir kısayol  ve potansiyel adaptasyonlarla ilgili hipotezleri denemeyi -sonrasındaysa bulgular farklı yönde ise bu hipotezleri reddeden-  içeren yöntemsel yaklaşımlar olarak açıklıyor. Diğer bir deyişle,adaptasyonizm; belirli bir özelliğin, söz konusu özellik araştırılmadan önce bir adaptasyon olacağı fikrine bir tür dini bağlılık değil, test edilebilir hipotezler üreten bir araştırma stratejisidir .Bu kavram bir çalışma metodu ve araştırma stratejisi olarak birçok meyve verdi  . Eğer kavram tartışmaya açık olmayan bir varsayım olsaydı, bu gerçekten korkunç olurdu- ama evrimsel psikoloji alanında çalışmalarını sürdürenler kavramı bu şekilde kullanmadı. Ayrıca çalışmaları takip edenler de yanlış anladıkları kavramlar için suçlanmamalı, zira Stephen Jay Gould gibi kimi seçkin isimler  bile muhataplarının görüşlerini yanlış aktarma eğiliminde  

Yanlış Kanı 7: Evrimsel Psikolojik Hipotezler Öylesine Hikayelerdir

     Evrimsel Psikoloji literatürünün ilk örnekleri ile pek haşır neşir olmadıysanız  bu yanılgıyı sürdürmeniz çok daha olasıdır. Bu yanılgıyı burada ele almıştım, ancak daha geniş bir kitleye ulaşabilmek adına burada da tekrar belirtiyorum. Terime aşina olmayanlar için, öylesine hikayelerden* kasıt psikologların bir davranışta farkettikleri şeye ilişkin bilimsel olmayan açıklamalar -bu örnekte evrimsel bir açıklama- getirip daha sonra da herhangi bir araştırma veya test yapmadan bu açıklamaya inanmaya karar vermesidir.

Ç/N: just-so stories; öylesine hikayeler ve ya işte öyle hikayeler olarak çevirilebilir.

Bilimde hipotez testine iki temel yaklaşım vardır.Bunlardan ilki yukarıdan aşağıya yöntemdir: araştırmacı bir hipotez oluşturmak için bir teori kullanır, bu hipotezden spesifik tahminler çıkarır ve bu tahminleri test etmeye devam eder. Yukarıdan aşağıya yaklaşımı kullanıp hataya düşmek neredeyse imkansızdır çünkü bu yaklaşımda araştırmacı teoriye dayanarak tahminler hazırlar. Evrimsel psikolojide yapılan birçok araştırma teoriden başlayıp oradan devam ederek bu yaklaşımı kullanır

Hipotez testine ikinci yaklaşım, aşağıdan yukarıya yaklaşımdır: araştırmacı, insan davranışı veya psikolojisi hakkında bir şey fark eder, bu davranışı açıklayabilecek bir hipotez ortaya çıkarır, daha sonra bu varsayımı yeni tahminler üretmek için kullanır ve son olarak da bu tahminleri test eder.

Her iki yaklaşım da bilimin normal ve verimli parçalarıdır ancak ikinci yaklaşım (aşağıdan yukarıya), araştırmacı araştırmasını yarıda bırakıp ileri aşamaları test etmez ve yeni tahminlerde bulunmazsa hipotezini öylesine bir hikayeye çevirebilir. İşte bu şekilde araştırma yürüten araştırmacılar bu ‘’hikayelerden’’sorumludur. Ancak neyse ki herhangi bir bilimsel disiplinde bu berbat hataya düşecek araştırmacı sayısı oldukça azdır. (Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki biraz çabayla lisans öğrencilerinin bile bu hataya düşmesi engellenebilir.)

Eğer evrimsel psikoloji ana literatürünü araştırırsanız iki şey ile farkedersiniz:

1) yukarıdan aşağıya yaklaşımı kullanan bir çok evrimsel psikoloji çalışması, -böylece hikaye anlatmanın önüne geçilecektir- ve 2) yarıda bitmeyen , daha çok araştırmacıların henüz oluşturdukları hipotezden yeni tahminler çıkarıp bu yeni tahminleri yeni ampirik çalışmalarda test etmeye devam ettikleri pek çok aşağıdan yukarıya yaklaşımla yapılmış çalışma. Bu da evrimsel psikoloji araştırmalarında kullanılan aşağıdan yukarıya yaklaşımlarının da hikaye anlatımına engel olduğunu gösterir.

Öyleyse neden pek çok insan evrimsel psikolojik hipotezlerin hikayelerden ibaret olduğu fikrinde ısrarcıdır? Potansiyel açıklamalar şunlar olabilir:

1) evrimsel psikoloji tarihsel unsurlar içerir ve 2) ve bizler  geçmişe direk olarak tanıklık edemeyiz. Bu, evrimsel psikolojik hipotezlerin nihayetinde denenemez olduğu ve bu nedenle de öylesine hikayeler olabileceği anlamına gelir.

Bu tür bir düşünce caziptir, ancak yanlıştır – ve hipotez testinin doğasına aykırıdır.

Öncelikle,farz edin ki tarihsel unsur içeren herhangi bir dalda hipotez testi yapmak neredeyse imkansız.Bu durum kozmoloji, astrofizik, paleontoloji, arkeoloji, jeoloji ve evrimsel biyoloji gibi daha pek çok alanı da çürütülemez ve öylesine ‘’saçmalıklar’’dan ibaret yapar. Bunun yanlışlığı barizdir ve evrimsel psikolojinin tarihselliğinin onu otomatik olarak yanlışlanamaz kıldığını düşünenlere açık bir uyarıdır.

İkincisi, bu hipotez testinin doğasını yanlış anlamaktır. Evrimsel psikologlar hipotezlerini test etmek için zamanda yolculuk yapmak zorunda değildir.-bunun yerine, hipotezleri geçmişe dair (kuşkusuz eksik) bilgilerini içerir, bu hipotezler modern dünyada görmeyi beklediklerimiz hakkında ampirik tahminler verir.

Başka bir deyişle, evrimsel bir psikolojik hipotez, X koşullarında modern insanları test ederken ne bulmamız gerektiği konusunda tahminler verir.Örneğin, bizi hastalıktan korumaya yarayan tiksinme hipotezini test etmek istiyorsak, zamanda geriye gitmemize de gerek yok, geçmiş hakkında mükemmel ve tam bilgiye sahip olmamıza da.Aksine, bu hipotezi test etmek, dışarı çıkıp modern insanları test etmemizi gerektirir.Örneğin, insanların daha patojenik maddelere daha güçlü bir tiksinme tepkisi gösterirdiği  ,daha yüksek iğrenme ve daha fazla kirlenme duyarlılığı olanların yakın zamanda hastalanma ihtimalinin daha düşük olup olmadığı hastalanma ihtimalleri yüksek  ,İnsanların başkalarında hastalıkları vücut kokusuyla tespit edip edemediği edebilirler , kişinin akrabalıklarına bakarken iğrenmenin daha az olup olmadığı daha az   İğrenmenin beklenen eşleşme davranışına bağlı olup olmadığı bağlı, bağışıklık tepkisini aktive edip etmediği ediyor gibi , immünosüpresyon dönemleri sırasında regüle edilip edilmediği edildiği görülmüş ,insanları patojenler ile prime etmenin enfeksiyon olasılığını azaltan davranışlarda bulunmalarını arttırıp arttırmadığı arttırıyor.

Evet, iğrenmenin bizi hastalıktan korumak için geliştiği hipotezi, örtük bir tarihsel unsur içermekte. Ancak bunu test etmek, araştırmacının zamanda yolculuk etmesini ya da tarihe tanıklık etmesini gerektirmez- test etmek, araştırmacının hipotezden yeni tahminler çıkarmasını ve bu tahminleri modern zamanda test etmesini gerektirir.Bunun konunun en önemli noktası olduğuna inanıyorum.Evrimsel hipotezlerin kısmi tarihçiliğinin onları yanlışlanabilir kıldığını düşünmek caziptir, ancak bu durumda yanlışlanabilirlik kavramı ve hipotez testinin doğası yanlış anlaşılmış olur.Evrimsel hipotezler,  insanlar hakkında modern ortamda test edilebilecek tahminler verdikleri ve yaptıkları sürece, kesinlikle yanlışlanabilirler. 

Sonuç

Bu yazının amacı psikolojiye evrimsel yaklaşımların mükemmel olduğunu söylemek değildir. Öyle değillerdir ve geliştirilmesi gereken yönleri vardır. Bununla birlikte, bu yazıda tartışılan yaygın yanlış kanılar, alanın hem akademisyenler hem de halk arasında kabul görmesini engellemiştir.Bu kanıların büyük ölçüde temelsiz olduğu göz önüne alındığında, birçok insanın evrimsel psikolojiyi reddetmesinin, alanın gerçek yararları ve sınırlamaları ile ilgisi olmadığı ve yanlış anlamaların temeli üzerine kurulu olduğu anlaşılmaktadır.

Belki de daha önemlisi, bu kavram yanılgıları psikolojinin bir bütün olarak ilerlemesini engel olur, çünkü zihin ve davranış bilimi, evrimi görmezden gelirse tam potansiyeline ulaşamaz. Beynimizin evrimin bir ürünü olduğu ve bunun zihinlerimizin nasıl çalıştığı konusunda önemli sonuçları olduğu gerçeği inkar edilemez.

Bilim adamları, evrim teorisinin yaşam bilimlerinin bütünleştirici paradigması olduğu konusunda hemfikirdir: evrim teorisi birçok farklı disiplini birleştiriyor, bilinen bulguları açıklıyor ve baş döndürücü bir dizi yeni bulguyu da öngörüyor. Psikoloji de bir yaşam bilimidir ve kaçınılmaz olarak bu şemsiyenin altında yerini alır.

Psikolojiye evrimsel yaklaşımlar her yıl teorik olarak ilerlemeye ve her ay yeni ampirik keşifler yapmaya devam ediyor. Evrimsel psikolojik alandaki uydurma bilgilere güvenmek yerine, bu alandaki araştırmacıların gerçekte söylediklerine ve yaptıklarına bağlı kalmak için çaba göstermeye değer bir alan. Bunu yapan okuyucular, karşılaştıkları bilgilerin genellikle ikincil literatürde sıkça rastlanan uydurmalardan çarpıcı şekilde farklı olduğunu görünce şaşırabilir. Ayrıca harika bir teorik ve ampirik hasat elde ederek ve insan psikolojisini yeni bir bakış açısıyla anlamaya başlayabilirler.

Çeviren: Mustafa Yıldırım, Esra Kardelen Yöyen

Kaynak: areomagazine.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*