Gülümsüyorum Öyleyse Mutluyum – Yüz Geribildirim Kuramı

Merhabalar sevgili Psikopol okuyucularımız, bu yazımda her gün her an bizimle olan duygularımızdan bahsedeceğim.

Duygu literatürde; farklı sebeplerle ortaya çıkan, fiziksel ve psikolojik değişikliklere sebep olan, düşünce ve davranışları etkileyen karmaşık his durumu olarak tanımlanıyor.

Mutluluk, üzüntü, korku ve öfke gibi temel duygularımız vardır ve bu temel duygular insan yüzünde farklı şekillerde ifade edilir. Alttaki fotoğrafta bazı duyguların yüzdeki ifadelerini görüyoruz, bu ifadeler evrensel olarak ortaktır ve duyguların anlaşılmasının doğuştan gelen bir yetenek olduğu, küçük yaştaki çocukların bile duyguları anlamada başarılı oldukları görülmüştür.

Bu yüz ifadelerini tabii ki farklı duygular hissettiğimizde sergiliyoruz, peki sergilediğimiz yüz ifadesi nasıl hissedeceğimizi belirleyebilir mi? Literatürde “Facial Feedback Hypothesis” olarak geçen “Yüz Geribildirim Kuramı” bunun mümkün olduğunu ifade ediyor. Gelin kuramı daha ayrıntılı inceleyelim.

Duyguların nasıl ortaya çıktığına dair ortaya atılmış birçok teori var, bunlardan en öne çıkanı “James-Lange Theory”dir. 1840’larda Psikolog William James ve fizyolog Carl Lange tarafından oluşturulan bu teoriye göre herhangi bir duygu fizyolojik bazı değişiklikler sonucunda ortaya çıkıyor. Örneğin bir köpekle karşılaştığınızda önce kalp atışınız hızlanır, terlemeye başlarsınız. Bu fizyolojik değişiklik sonucunda da korku duygusunu hissedersiniz.

“Yüz Geribildirim Kuramı” ise ilk kez 1870’lerde Darwin tarafından ortaya atılıyor. Darwin hayvanların yüz ifadelerini nasıl kullandığını incelemiş ve bu teoriyi oluşturmuştur. 1900’lerden itibaren ise teori daha popüler olmaya başlamış ve yapılan birçok çalışmayla doğruluğu desteklenmiştir.

“Yüz Geribildirim Kuramı”na göre sadece yüz ifadelerimiz duygularımızdan etkilenmiyor aynı zamanda yüz ifadelerimiz duygularımızı da etkiliyor. Yüz ifademizi gönüllü ve istekli bir şekilde değiştirmek duygumuz üzerinde de etkili oluyor ve onu da değiştiriyor.

Özetle teori, mutsuz hissettiğimizde yüzümüzdeki üzgün ifadenin yerine bir gülümseme yerleştirerek kısa süreliğine de olsa daha iyi hissedebileceğimizi ifade ediyor.

1988 yılında yayımlanan bir makalede bu kuramın doğruluğunu araştırmak için yapılan bir çalışmanın sonuçları yazılmıştır. Şimdi kısaca bu çalışmadan bahsedelim.

Deneydeki katılımcılara bir adet kalem veriliyor; bir grup katılımcı bu kalemi fotoğraftaki gibi dişleri görünmeyecek şekilde ağzında tutarken, diğer grup dişleri görünecek şekilde ağzında tutuyor. Bu süre zarfında katılımcılara bir çizgi film izletiliyor ve film bittiğinde ne kadar komik olduğunu değerlendirmeleri isteniyor. Sonuçlar ise şu şekilde: dişleri görünen katılımcılar yani aslında gülümseyerek filmi izleyen katılımcılar filmi daha komik bulurken diğer grup daha az komik buluyor.

Bunun gibi birkaç çalışma daha kuramın doğruluğunu ispatlayacak nitelikle fakat çoğu zaman küçük de olsa bir belirsizlikten bahsediliyor.

Aslında günlük hayatta çoğumuzun deneyimlediği bir şey var: Üzgün hissettiğimizde o ruh hali içerisinde kalmak bizi sadece daha da dibe çekiyor. İşe yarayıp yaramayacağını bilemeyiz tabii ama bir dahaki sefere üzgün, öfkeli ya da korkmuş hissettiğimizde içimizden gelmese bile biraz gülümsemeyi deneyebiliriz.

Zaman ayırdığınız ve okuduğunuz için teşekkür ediyorum, bir sonraki yazımda görüşmek üzere. 😊

Zeynep ACAYİR

Kaynakça:

Strack, F., Martin, L. L., & Stepper, S. (1988). Inhibiting and facilitating conditions of the human smile: A nonobtrusive test of the facial feedback hypothesis

https://psycnet.apa.org/record/1988-25514-001

https://www.verywellmind.com/

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*