Joker Karakterinin Alfred Adler Kuramınca Analizi

Alfred Adler’in kişilik kuramı diğer terapistlerin kuramlarına göre daha yalın ve anlaşılır bir dilde oluşturulmuştur. İnsanın doğası gereği iyi olduğunu savunurken hümanist bir bakış açısına sahiptir. Filmimizin baş kahramanı Arthur,ailesinden başlamak üzere girdiği tüm sosyal ortamlarda sosyal ilgiden yoksun kalmıştır ve hayata karşı bu sebeple isteksizdir. Adlere’e göre normal insanın topluma uyum sağlayabilmesi için sosyal ilgi zorunludur.

Bu sebeple Arthur ailesinde özellikle baba figürünün eksik olmasından dolayı hayalinde Murry’i babası yerine koymuştur ve ondan takdir beklemiştir. Ayrıca evlat edinildiği aile ortamında da istismara ve ihmale maruz kalmıştır. Bu sebeple yaşam stili de küçüklük yıllarında belirlenir diyen Adler’in kuramına göre Arthur küçüklüğünden bu yana sevilmeyen ve istenmeyen bir insan olduğunu düşünmüştür .Kimi zaman bu duyguların üstesinden gelemeyip aşağılık kompleksine kapılıp bunları saldırgan davranışlarıyla çözmeye çalışmıştır. Buna bağlı olarak Murry’i, metroda bir kadına sarkıntılık edip onunla dalga geçen üç genci ve ona silah verip tuzak kuran arkadaşı Borry’i canilikleri ve ona aşağılık duygusunu daha fazla hissettirdikleri için öldürmüştür.

Günümüz insanının caniliğinden ve yargılayıcılığından her ne kadar şikayetçi olsa da topluma zaten kendini aykırı gördüğü için cüce arkadaşıyla dalgageçilmesine insanlar onu görene kadar eşlik etmiştir. Kendisinin tüm hayatı boyunca var olup olmadığını düşünen Arthur, sosyal ilgi eksikliğinden dolayı artık hayal dünyasında oluşturduğu insanlardan takdir ve ilgi bekler olmuştur. Hatta yaptığı palyaço cinayetinin haberini hayali sevgilisine “Bunu bir kahraman yapmış olmalı.” dedirtecek düzeyde kendindeki eksikliği tamamlamaya çalışıyordur. Adler’e göre yaşam stilinin merkezinde kurgusal son yer alır. Arthur’un hayatının amacı ise annesinin ona küçüklükten beri “mutlu” diye hitap etmesi ve onun bu soğuk ve karanlık dünyaya herkesi neşelendirmeye ve mutlu etmeye geldiğinde inanmasıdır. Bu sebeple hayali iyi bir komedyen olmaktır. Hatta mükemmele ulaşma çabası ile dinlediği stand-up gösterilerinden notlar alan Arthur,kendisi de aynı sahneye çıktığında psödobulbar etki dolayısıyla başarısız olmuştur. Arthur birçok olayla beraber bu mesleğe uygun olmadığını görse de kurgusal amaçlarını değiştirememiş ve annesinin söylediği geçmiş hedefe saplanıp kalmıştır. Ayrıca “Ölümüm umarım yaşamımdan daha anlamlı olur.” diyerek hayatının nasıl sonlanacağına dair amaçlarını belirlemiştir. Adler’e göre bu belirlediği kurgusal amaçlar doğrultusunda hayatını düzenlemiştir ve bu yüzden birçok olumsuz durum yaşamıştır.

Ayrıca Arthur sosyal ilgi yönünden eksik olduğu için ve başarısızlık korkusu yaşadığından kişilik tiplerinden daha çok kaçınan tip grubuna girer.

Son olarak Arthur yıllarca annesiyle tek yaşadığı için toplumun atfettiği gibi kendisini küçük yaşlardan beri ”evin direği,annesine bakan” insan olarak konumlandırmış ve bu beklenti onun omuzlarına büyük bir yük olduğu için kimi zaman saldırgan davranışlarıyla da erkeksi protesto kendisini göstermiştir.

 

Yazan: Özge Akduman

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*