Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk

 

İlk olarak arkadaşımın elinde gördüğüm, başlığı ve ön sözünden çokça etkilendiğim bir kitaptır Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk. Kitabın kapağında yazıldığı gibi Dr. Bruce Perry bir çocuk psikiyatrı. Ona, bilim yazarı ve gazeteci olan Maia Szalavitz yardımda bulunmuş ve yazması konusunda cesaretlendirmiş. Kitaba başlarken bizleri yazarın notu ve ön söz karşılıyor. Genellikle ön söz, giriş ya da mesaj kısımları ilgi çekici gelmez, hemen ana bölüme ulaşmak isteriz. Fakat bu kitapta yazarın hazırlamış olduğu ön söz gerçekten çok ilgi çekici. Adeta okuyucuyu karşılaşacağı olaylara hazırlıyor ve travma geçmişine sahip olan okuyucuların daha temkinli ve yavaş okuması gerektiğine yönelik uyarımda bulunuyor. Neden bu şekilde bir uyarım yaptığını bölümlerde ilerlerken anladım. Herhangi bir travma geçmişine sahip olmasanız da hepsinin çocuk olduğunu ve yazılanların gerçek hayat hikayelerinden derlendiğini bilmek çok etkileyici. 

Bu kitap kısa süre içerisinde birçok insan tarafından okunmuş ve farklı alanların (sosyoloji, kriminoloji, psikoloji vb.) lisans ve lisansüstü programlarında ders kitabı olarak kullanılmış. Daha sonraki basımlar için yazar bazı eklemeler yapmış. Kitap sonunda analiz diye nitelendirdiğim, bölümlerin tek tek açıklamalarının yapıldığı bir bölüm eklenmiş örneğin. Bu kadar yoğun ilgiliyle karşılanması birçok insanın travma olaylarına ve uygulanan terapi yöntemlerine duyduğu meraktan kaynaklanıyor olabilir. Okuduktan sonra insan olmak ve gerçekten insancıl olmak arasındaki farkı uzun süre düşündüm.

Bir çocuk temelde nelere ihtiyaç duyar? Geçmişte yaşanılanların izleri ilk ve orta yetişkinlikte ortaya çıkabilir mi? 

Bir bebekte dokunma ve dokunulma ihtiyacı karşılanmazsa sonuçları neler olur? Bu ve bunun gibi birçok sorunun cevabını karşımızda buluyoruz.

Kitap 12 bölümden oluşuyor ve bu bölümler farklı travma geçmişine sahip çocukların yaşadığı olayları anlatıyor. Örneğin kitaba ismini veren bir bölüm de köpek eğitmeninin yanında, kafesin içerisinde diğer köpeklerle bebeklik ve çocukluğunun belli bir dönemini devam ettirmek zorunda kalan Justin’in hikayesine tanıklık ediyoruz. Başka bir bölümde annesinin erkek arkadaşının ve komşularının cinsel istismarına uzun yıllar maruz kalan Tina’yı görüyoruz. Bilerek veya bilmeyerek zarar verilen 12 farklı çocuğun hikayesi beni derinden etkiledi. Öğrendiğim ve gerçekten üzerinde durulması gereken birçok farklı bilgi öğrendim. Öncelikle yeni doğan bir bebekte dokunma ve dokunulma ihtiyacı hayati bir önem taşımaktadır. Karşılanmadığı durumlarda farklı birçok problemle karşılaşılabilir. Kendini ifade edememekten sosyopatlığa kadar uzanan geniş bir yelpazeye mevcut. Bu ve bunlar gibi sorunlar için terapide uygulanan etkili bir yöntemi bizlerle paylaşıyor yazar. En açık ifadesiyle birey geçmişinde neden mahrum kaldıysa onu tamamlamanın üzerinde duruyor. Dokunma ve sevgi ihtiyacı karşılanmayan çocukları masaj seanslarına gönderiyor örneğin. Belli bir süre geçtikten sonra gerçekten yöntemlerin işe yaradığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmalar bana psikolog Erik Erikson’u hatırlattı. Erik Erikson’un kuramında 8 temel evre mevcuttur. Bunları tam olarak açıklamayacağım lakin kurama göre hangi evrede olursak olalım geriye yönelik tatmin edilmemiş evreler varsa bunları içinde bulunduğumuz evrede tedavi edebilir ve tamamlayabiliriz. Bu kuram ve Dr. Bruce Perry’nin uyguladığı terapi yöntemleri birbirini tamamlıyor.

 ‘Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgar okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir: Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir, hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir, hem de travma yaşatabilir ve iyileştirebiliriz.’  En çok sevdiğim kısımlardan birisi burası. İnsan olarak birbirimize yardım edebiliriz, sevebiliriz, iyileştirebiliriz ya da öteki tarafa baktığımızda ortada bırakabilir, çok acı çektirebilir, negatif izler bırakabiliriz. Gerçekten insan olmak mı yoksa insancıl olmak mıdır mesele?

 

Yazan: Elif Ateş

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*