Alışılmışın Dışında Düşünmek: Orbitofrontal Korteks, Hayal Gücü ve Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edebiliriz?

Orbitofrontal Korteks Nedir?

Orbitofrontal korteks, beyindeki frontal lobun en küçük kısmıdır. Kranial kavitenin içinde gözlerin hemen arkasında yer alan prefrontal korteksin bu bölgesi, karar verme sürecinin büyük bir bölümünde yer almaktadır. Bu beyin yapısının bir kısmı, birçok tat ve kokunun uyandırdığı zevkli veya hoş olmayan hislerin yaratılmasında rol oynar. Beyin aktivitesini ölçen testler sırasında, yeni bilgi öğrenmeyi içeren görevler boyunca oldukça aktif olduğu görülmektedir. Orbitofrontal korteksin bir diğer farklı bölümleri, öğrenme ve davranışın çeşitli yönlerini kontrol eder. Bu beyin yapısının orta kısmı veya ortası, beynin davranışını pekiştirmenin ödül yönünü işlemesine yardımcı olur. Yanal veya yan kısımları, beynin, eylemlerin ceza değerini işlemesinede yardımcı olur. Orbitofrontal korteks içindeki ödül ve ceza işlemcileri arasındaki etkileşimler, bir kişinin hatalardan ders alması ve yıkıcı davranış kalıplarını değiştirmesi için de önemli bir faktördür.

 

Alışılmışın Dışında Düşünmek: Orbitofrontal Korteks, Hayal Gücü ve Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edebiliriz?

Özet

Alışılmışın dışında düşünmek aslında birçok nedenden kaynaklanır. Bağımlılık, uyuşturucu arama davranışını kontrol edememeyi içerir. Bu, aşırı derecede uyuşturucu arzusuna ikincil olarak düşünülebilse de, bağımlıların uyuşturucu dışı sonuçları öğrenmesine ve zihinsel olarak simüle etmesine izin veren beyin mekanizmalarındaki bir başarısızlığı eşit derecede iyi yansıtabilir. Daha da önemlisi, bu zihinsel simülasyon süreci, geçmiş deneyimlerimizden yararlanır, ancak normalde bunlarla sınırlı değildir. Bunun yerine, tahminler türetmek veya daha sonra ne olabileceğini hayal etmek için çeşitli benzer ve çok benzer olmayan yaşam deneyimlerinden edindiğimiz bilgileri bütünleştirerek, geçmişimizin çerçevesinin dışında düşünme yeteneğine sahibiz. Bu tahminler, mevcut davranışımızı doğrudan etkiler ve ayrıca öğrenmeyi desteklemek için sonuçların değerlendirildiği arka plan olarak hizmet ederek gelecekteki davranışı da etkiler. Burada, bir ‘’Pavlovian’’ yani, aşırı beklenti ve bağımlı olduğumuz düşünceler, bu görevi kullanarak kendi çalışmalarımızdan ve diğer kaynaklardan elde edilen, orbitofrontal korteksin düşünce bağımlılığını sürekli üretip sinir devresinde kritik bir düğüm olduğuna dair kanıtları gözden geçirilmektedir.

Ana Konu

Davranış bozukluğu, duygusal görevler sırasında hem yapısal anormalliklerle hem de işlevsel anormalliklerle ilişkilidir. OFC yapısı, aktivitesi ve fonksiyonel bağlantıdaki anormalliklerin tümü saldırganlıkla ilişkili olarak gözlenmiştir. Öncelikle gelecek var; bizim hayal gücümüzdedir. Orada seçenekleri değerlendirir, olası sonuçları değerlendirir ve planlarımızı yaparız. Bu zihinsel simülasyon süreci, geçmiş deneyimlerimizden yararlanır, ancak tipik olarak bunlarla sınırlı değildir. Bunun nedeni, çoğu durumun önceki deneyimlerden biraz farklı olmasıdır. Ayrıca, yaşam karmaşık ve az örneklenmiş olduğundan, neden-sonuç bilgimiz nadiren eksiksizdir, bu nedenle önceki deneyimler genellikle belirli bir durumda ne yapılması gerektiği konusunda somut cevaplar sağlamaz. Bu sınırlamayı aşmak için, yeni bir durumda neler olabileceğine dair tahminler türetmek -hayal etmek- için çeşitli benzer ve pek de benzer olmayan deneyimlerden edindiğimiz bilgileri bütünleştirerek, geçmişimizin çerçevesinin dışında düşünebiliriz. Hem bilişsel hem de duygusal içerik içeren bu tahminler, mevcut davranışlarımızı doğrudan etkiler. Alışılmışın dışında düşünmek, bizleri bazen huzursuz edebilir ve gelecekteki davranışları da etkileyebilirler. Burada, bir Pavlovian aşırı beklenti, ve aşırı düşünme görevini bizlere gösterir. Orbitofrontal korteksin (OFC) bu tahminleri üreten sinir devresinde kritik bir düğüm olduğuna dairdir. Ayrıca, OFC’deki ilaca bağlı değişikliklere ikincil olarak bu işlevin bozulmasının, düşünce bağımlılığın kritik ve muhtemelen geri dönüşümlü bir parçası olduğuna dair spesifik hipotezi ve tedavisi sunulmuştur.

 

Bunun bağımlılıkla ne ilgisi var?

Düşünce bağımlılığı temelde bir davranışsal kontrol bozukluğudur. Bu, DSM (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) madde, düşünce bağımlılığı için tanı kriterlerinin değerlendirilmesinden açıkça görülmektedir. Tarihsel olarak bunlar, büyük ölçüde ilacın fizyolojik etkileriyle ilgili olan tolerans ve yoksunluk gibi fenomenleri içerse de, giderek artan bir şekilde bu kriterler, çeşitli olumsuz sonuçlar karşısında birçok nedenlere sebep olur. Bunlar uyuşturucu kullanımı, düşünce bağımlılığı kontrol edememe gibi üzerine kuruludur. Bu semptomlar, düşünce bağımlılığına karşı aşırı güçlü bir istek olarak kavramsallaştırılabilse de, aynı derecede iyi bir şekilde, düşünme ihtiyacını takip eden sonuçlara ilişkin bilgiyi uygulayamama (veya belki de en baştan öğrenememek) olarak da açıklanabilir. Bu iki faktör birbirini dışlamasa da, bağımlılığı ikincisini içerdiği gibi çerçevelemek önemlidir, çünkü istem dışı düşüncelerde sonuçları kullanmama – hatta uygun şekilde öğrenmeme – çoğu zaman temel sorun olarak kabul edilmez.

Alışılmışın Dışında Düşünmek: Düşünce Bağımlılığını Nasıl Tedavi Edebiliriz?

Obsesif kompulsif bozukluk, ilaç tedavisi ve psikoterapi yöntemleri ile tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Hastalığın tedavisinde en sık kullanılan yöntemler ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı terapi olurken, cerrahi müdahale ilaç tedavisinin ve psikoterapinin yeterli olmadığı durumlarda kullanılmaktadır. Cerrahi müdahale bozulmuş ve kopmuş olduğu düşünülen beynin sinir uçlarının düzeltilmesi için tercih edilmektedir. Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden biri bir psikoterapi yöntemi olan bilişsel davranışçı terapidir. Bilişsel davranışçı terapide amaç, danışanların sorunlu ve rahatsız edici obsesif düşüncelerinin ve bunlara bağlı olarak gelişen kompulsif davranışlarının neden kaynaklandığını ve sürekli düşünme hastalığı tetikleyen etkenlerin ne olduğunu anlayabilmek ve danışanların bu etkenlerden kaçınmasını değil bu etkenlerin üzerine giderek hastalığı yenmelerini sağlamaktır.

 

Çeviren: Şevval Nur Yılmaz

 

Kaynakça:

Rolls, E. T. (1996). The orbitofrontal cortex. Philosophical Transactions of the Royal Society of London. Series B: Biological Sciences, 351(1346), 1433-1444.

 

https://www.nature.com/articles/npp2016147#Abs1

 

Horseman, C., & Meyer, A. (2019). Neurobiology of addiction. Clinical obstetrics and gynecology, 62(1), 118-127.

 

Busfield, J. ( 2000) ‘Rethinking the Sociology of Mental Health’ , Sociology of Health & Illness 22(5): 543-58.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*