Otto Rank ve Otto Rank’ın Doğum Travması

     ‘Artist kişilik’ makalesini yayınlayarak  Freud’un dikkatini çekmesini başaran ve bu şekilde Freud’un psikoloji dünyasına tanıttığı Otto Rank, psikanalizmin tek tıp kökenli olmayan savunucuydu. Rank, Viyana’da 1984’te doğan Yahudi ailenin çocuğuydu. Babası alkol bağımsıydı. Orta okuldayken hasta bir çocuktu. Kendini şu sözleriyle anlatır ‘Doğduğumdan beri zayıf ve çürüğüm ben..’ Ortaöğretiminden sonra Freud ile tanıştı. Freud’un güvenini boşa çıkarmayan  Otto Rank, psikanalizme sağladığı katkılarıyla ustasına teşekkür etme fırsatları yakaladı.

      Freud ile Otto Rank ilişkisi çok güzel giderken Rank’ın yayınladığı ‘Doğum Travması’ kitabı aralarının açılmasına neden oldu.Her ikisininde doğum travmasıyla ilgili olarak benzer tespitleri bulunsa da Otto Rank, ustası Freud’dan  farklı görüşler öne sürmüştür. Rank’a göre dölyatığında rahat geçen gelişim dönemlerinden sonra ruhsal sağlığı iyi olan biri  için bile zorlu geçen  doğum olayı, sürekli var olan birincil anksiyetenin kökeni sebebi olduğunu savunur.Böylelikle Rank,doğum olayının yalnızca fizyolojik bir olay değil aynı zamanda kişinin ileriki hayatının temelini oluşturacak ruhsal sarsıntıların başlangıcı olduğunu savunmaktadır ve bebeğin doğum anında annesiyle yaşadığı ayrılma kaygısını bilinç dışında hep yer edindiğini söylemiştir.

     Freud, doğum olayının kişinin yaşadığı ilk anksiyete olarak görse de daha sonraki anksiyeteleri genelde cinsel nedenlere bağlamıştır fakat buna karşılık Rank, yaşamdaki diğer anksiyeteleri de ilk yaşanan doğum sarsıntısına bağlamıştır ve yaşanan durumu ilk ayrılma kaygısının bir tekrarı olduğunu savunmuştur. Rank’a göre, bebek annesinin yardımıyla çevresindeki insanlarla yeni ilişkiler kurarak ‘birlikte olma’ ya devam ederken, bir yandan da ayrılıklar yaşamaya da devam etmektedir ve ayrılıklar beraberinde kaygıya getirmektedir, bu kaygı ise doğum sırasında yaşanan kaygının devamı niteliğindedir. Bu yönüyle Freud’dan ayrılmaktadır. Örneğin bebeklerde memeden ayrılmayı, doğumda yaşanan sarsıcı olayın bir tekrarı olarak görmüş, erkeklerdeki cinselliği annenin döl yatağına dönmenin tek yolu olarak yorumlamıştır. Bu şekilde anneyi tüm insanların hayatındaki en önemli yere koyarken babayı ikinci plana atmıştır.

     O dönemlerde Rank, bu görüşleriyle başta ustası Freud olmak üzere yakın çevresinden büyük tepki toplamıştır. Freud, Rank’ın bu görüşleriyle kendi Qidipal durumuna  durumuna el attığını söyleyerek eleştiride bulunmuştur.

 

     Kendi yakın çevresinden gördüğü baskılar nedeniyle Rank, hayatına New York’ta devam etmiştir ve giderek psikanalizden koparak kendi psikoterapi yöntemini geliştirmiştir. Psikolojiye katkı sağlayan birçok kişiyi görüşleriyle etkilemiştir. Carl Rogers, Eric Fromm, Karen Horney, Rollo May gibi varoluşçular üzerinde de görüşleri etkili olmuştur. Otto Rank’ın, New York’ta 1939 yılında arkasında bıraktığı birçok eserler ve çığır açıcı  görüşleriyle  hayatı sona ermiştir.

Yazan: Rümeysa Kazmacı

Faydalanılan Kaynak: Rank,Otto,DoğumTravması,İstanbul:Metis Yayıncılık,2017

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*