Pandemik Suçluluk Duygusu Nasıl Kontrol Edilir?

Suçluluk duygusu her zaman yararlı değildir ve dönüştürülebilir. Bunu nasıl yapabiliriz?

Ben bir psikoterapistim. Ve bu son ayda, çalışmalarımda suçluluk duygusu hakkında bir çok duyum aldım.

 

  • Ön saflarda olmadığımdan suçlu hissediyorum.
  • Karantina sürecinde yaşamak için güzel bir yerim olduğundan suçlu hissediyorum.
  • İnsanlar ölüyor ve sevdiklerini kaybediyorlar ama ben kaybetmediğim için suçlu hissediyorum.
  • Yeteri kadar yardım edemediğimden suçlu hissediyorum.
  • Marketlerde çalışan insanlar hakkında suçlu hissediyorum.
  • Tuvalet kağıdı, mendil ve benzeri temizlik eşyalarına sahip olduğum için suçlu hissediyorum.
  • Annemin, babamın veya arkadaşlarımın yalnız olup da benim kendi ailemle birlikte olmamdan dolayı suçlu hissediyorum.
  • Hala bir işimin olup diğer insanların olmamasından dolayı suçlu hissediyorum.

Başkaları iyi durumda olmadığında, iyi bir servete sahip olmak suçlu hissetmeye ve hatta utanmaya yol açabilir.

Bu suçluluk duygusuyla ne yapacağız? Nasıl anlayacağız? Suçluluk duygumuzu dindirmeli miyiz yoksa bir cezayı hak ediyor muyuz? Suçluluk duygumuzla yapabileceğimiz dönüşümsel bir şey var mı? 

Suçluluk nedir?

Suçluluk, kötü bir şey yaptığımıza inandığımızda ortaya çıkan bağlantılı bir duygudur. Değişim Üçgeninde (the change triangle), suçluluk engelleyici bir duygudur. Üzüntü, korku, sevinç ve minnettarlık gibi öz duyguların erişimini engeller. Örneğin, bir arkadaşım beni aşağıladığında, beynim otomatik bir şekilde bilinçli olmadan öfkeyi tetikler. Suçluluk, milisaniye içinde öfkeyi engellemek için tetiklenir çünkü ‘’Arkadaşlara sinirli olmak hoş bir şey değil.’’ diye öğretildi.

Suçluluk duygusunun evrimsel amacı, bizi olumlu bir şekilde diğerlerine bağlı tutmaktır. Birlikte çalışmak, insanlar için bir avantajdır, bu yüzden bencilliği bastıracak bir duyguya sahip olmamız önemlidir. Suçluluk, bizi ihtiyaç duyduğumuz insanların nazik tarafında olmaya itiyor. Zihnimizde ve bedenimizde, suçluluk duygusunun neden olduğu ‘’kötü his’’ bizi ‘’doğru şeyi’’ yapmaya iter.

Limitlerini Kabul Etme

Hemşirelerin, doktorların ve diğerlerinin bizi güvende tutmak için enfeksiyon riski taşıdığını bilmek suçluluk duygumuzu ortaya çıkarıyor. Ben de diğerlerine yardım etmek için hayatımı riske atmalıyım. İyi bir insan olmak istiyorum ama ölmekten korkuyorum. Hayatımı riske atmak istemiyorum. Hatta doktor veya ön saf bir çalışan olsaydım, kendimin ve ailemin sağlığını riske atmak istediğimden emin değilim. Gerçekten nasıl hissettiklerimizi kabul etmek zor.

Limitlerimizi kabul etme süreci, ilk olarak zorlayıcı ama sonradan özgürleştirici. Terapide benim için en zor ve en sancılı çalışmam, her zaman mükemmel bir şekilde destek olmamaktan utanç duymaktı. Ben mükemmelden de öte olmak istedim. Ama bilincimizin derinliklerinde, hepimiz sevilmeyen olma korkusuyla hoş olmayan düşüncelerimiz ile karanlık taraflarımızı (korkulu ve kızgın tarafımızı) paylaşmaya asla cesaret edemediğimizi biliyoruz. Limitlerimi ve sınırlarımı kabul etme süreci ve “Hayır”  ya da “Yapamam” demeyi öğrenmek kendimin tüm tarafları kabul etmeme, kaygımı ve sinirimi azaltmaya, ve tamamen sevecen biri olmama yardımcı oldu.

Suçluluk duygusu bazen yararlı, bazen değil.

Gerçekten kötü bir eylem gerçekleştirdiğimizde, incittiğimizde, yalan söylediğimizde, aldattığımızda, yaraladığımızda veya ihanet ettiğimizde, suçlu hissetmeliyiz. Çünkü sorumlu olmamız gereken yanlış bir şey yaptık ve bunu düzeltmemiz gerekiyor. Çoğu zaman, aslında, suçluluk duygusu sağlam bir temele dayanmıyor. Kendimizi düşünmek dışında yanlış bir şey yapmadık. Bu durumda, suçluluk daha derin bir çatışmayı ya da acıyı gizlemek için kullanılır. Örneğin:

  • Başkaları kızdığında ya da üzüldüğünde karşılık olarak limit ve sınır çekmekten duyulan suçluluk.
  • Başkalarının almaya istekli olduğu riski almak istemeyince oluşan suçluluk.
  • Sevdiğimiz birisi öldüğünde yaşıyor olduğumuz için duyulan suçluluk.
  • Kendi ihtiyaçlarımıza özen gösterdiğimiz için başkaları bize gücendiğinde duyulan suçluluk.
  • Seçimler başkalarını olumsuz bir şekilde etkilediğinde, ruhsal ve fiziksel sağlığımızı koruduğumuz için duyulan suçluluk.
  • Başkalarından daha şanslı, daha çoğa sahip olma, ayrıcalıklı doğma ve daha çok sermaye, kazanç ve yemeğe sahip olunduğu için duyulan suçluluk.

Suçluluktan minnettarlığa geçiş

İyi bir şans ve talih ile başa çıkmanın diğer yolu nedir? Suçluluktan minnettarlığa geçerek. Peki bu nasıl yapılır: Suçlu hissetmenize neden olan sahip olduklarınızı (evinizde herkesin özel yaşam hakkına sahip olacak kadar yeterli sayıda oda bulunması gibi) ya da yapmak zorunda olmadıklarınızı (hastanede çalışma gibi) bir düşünün. Ve şimdi, bu konu hakkında minnettar olun.

Örneğin, enfeksiyon hızının oranla az olduğu bir yerde yaşadığım ve dışarıda yürürken sosyal mesafeyi kolaylıkla ayarlayabildiğim için suçlu hissediyorum. Suçluluğumu karnıma batan bir his olarak yaşıyorum. Şimdi, minnettarlığa geçeceğim. Yüksek sesle, ‘’Kendimi karantinaya alabileceğim izole bir eve sahip olduğuma minnettarım. Ben çok şanslıyım.’’ diyorum. ‘’Hak etmiyorum’’ veya ‘’Bunu hak ediyorum’’ cümlelerine yönelmiyorum çünkü her birimiz emniyet ve rahatlığı hak ediyoruz. Konu bu değil. Konu minnettarlığın suçluluktan daha iyi hissettirmesi ve daha yararlı olması.

Minnettarlığın Yararı

Artık suçluluk duygusundan minnettarlığa geçtiğimize göre, harekete geçme zamanı. Minnet borcumuzu geri nasıl öderiz? 

Teşekkür etmek iyi bir başlangıç. Hastaneye, doktorumuza, bir şekilde yardım ettiğini gördüğümüz herkese teşekkür notu yazabiliriz. Kendi topluluğumuzda bulunan yaşlılara sosyal mesafe kurallarına uyarak yiyecek götürebiliriz. Maskeleri, eldivenleri, tuvalet kağıdını ve temizlik eşyalarını paylaşabiliriz. Bir minnettarlık hediyesi gönderebilir, bize doğru hissettirecek bir şekilde zamanımızı gönüllü olarak ayırabiliriz ya da bizi harekete geçiren bir neden için bağış yapabiliriz.

Biraz düşünerek, suçluluk duygusundan minnettarlığa geçmenin bir yolunu bulacağız ve sonrasında elimizden gelebilecek herhangi bir şekilde karşılığını vereceğiz. Pandemi sırasında, evde kalmamız, birbirimize iyi bakmamız ve işleri daha da kötüleştirmememiz istendi. Bu ileriye doğru yatırım olarak sayılıyor. Evde kalmak, başkalarını hastalığa yakalanmaktan engeller ve hastane sistemlerindeki ağır yükü hafifletir. Bu konuda iyi hissedebilirsiniz.

Eğer diğer insanlar acı çekiyor ve siz çekmiyorsunuz diye suçlu hissediyorsanız, suçluluk duygusundan minnettarlığa geçin. “Şanslı olduğum için çok minnettar hissediyorum.’’ deyin kendinize. Ve sonra o minnettarlığı içinizde bir yerlerde hissedin. Bu, rahat bir nefes almanıza ve minnettarlığınızı iyi bir eyleme doğru yönlendiren bir şey yapmak dürtüsünü hissetmenize yardımcı olur. Suçlu hissedip boş boş oturmanın kimseye yardımı dokunmaz ama minnettarlığın dokunabilir. 

 

Kaynak: Psychology Today

Çeviren: Zeynep Tuna Bozkır

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*