Rüyaların Yorumu

Rüya Nedir?

Rüya, evreleri olan aynı zamanda görsel ve işitsel olarak hissettiğiniz bir duygu bütünlüğüdür. Zaman kavramı olmayan rüya, saniyeler içinde görülür ve gerçek dünyadaki zaman ile karşılaştırılamaz. Zamanın akış hızı çok farklı olduğu için rüya süresini tahmin etmek oldukça zordur. Bazı kişiler daha sık rüya gördüğünü bazı kişiler ise hiç rüya görmediğini iddia edebilir. Unutulmamalıyız ki herkes rüya görür. Bazıları rüyalarını uyanmaya yakın gördüğü için daha net hatırlar, bazıları çok derin uykudayken rüyalarını gördüğü için hatırlamaz ve hiç rüya görmediğini iddia eder. Çünkü rüyalar, uyandıktan sonra ilk yarım içinde net hatırlanırken geçen zamana takiben unutulur ve gün içinde ortalama %10’unu anımsayabilirsiniz.

Nasıl Rüya Görürüz?

Uykumuz dört evreden oluşuyor:

  • Uyku ile uyanıklık arası evre
  • Hafif uyku evresi
  • Delta evresi (derin uyku)
  • Rem evresi

İşte bu evrelerin dördüncüsü olan rem evresinde rüyalarımızı görüyoruz.

REM Uykusu ve Rüya

Şimdiye dek rüyalarla ilgili elde edilen araştırma bulgularının belki de en önemlisi hızlı göz hareketleri ile karakterize bir durum olan REM uykusu olmuştur (Dement ve Kleitman, 1957). Rüya görmek, ‘uyku halinde kişisel bilişsel deneyimlerimizi’ gösterirken (Revonsuo, 2000, s.878) REM uykusu, uyku durumunun fizyolojik olarak açıklanabilen basamaklarından birisidir.

Elektroensefalografi (EEG), elektrookülografi (EOG) ve elektromiyografi (EMG) gibi tekniklerin kullanımıyla uyku sırasındaki uyarılma basamakları, beyin aktivitesi, göz hareketleri ve kas aktivitesi açısından değerlendirilmiştir. Uykuya daldığımız anda beyin döngüsel bir yolakla çeşitli evrelerden geçer. Bu evrelerden bazıları yavaş beyin aktivitesiyle karakterize iken bazıları da beyin elektriksel aktivitelerinin ayık olma durumundaki gibi aktif olduğu hatta hiperaktif olarak adlandırılan evrelerden oluşur. Uykunun hiperaktif olarak değerlendirilecek bu evresi REM uykusudur. REM uykusunun bazı karakteristik özellikleri bulunur; (1) Beyin öteki evrelerde olduğundan daha aktiftir ve EEG ölçümleri, alfa ve beta aktivitesi gösterir (2) Kas aktivitesi merkezi sinir sistemi tarafından bloke edilmiştir (paralize olmuştur) (3) Göz-hareketliliği REM uykusunda oluşur. Paraliz durumu burada yalnızca göz kaslarını etkilemez.

Çeşitli çalışmalar, REM ile rüya görme arasında bir ilişki kurmuştur (Hobson, 1988). İlk olarak REM uykusundan uyanan insanların NREM’dekilere (REM dışındaki herhangi bir uyku evresi) göre daha çok rüya gördüğü ve bu rüyalara ait raporların NREM raporlarına oranla daha canlı ve inandırıcı olduğu görülmüştür…

 

Freud ve Rüyalar

Sigmund Freud, rüyalarımızın bilinçaltımıza açılan bir kapı olduğundan bahsetmiştir. Uyanıkken cesaret edemediğimiz ya da bir sebeple bastırdığımız arzularımızı rüyalarımızda gerçekleştirebiliriz. Korktuğumuz şeyler rüyalarımızda karşımıza çıkar. Bazen bu korkularımıza yenilir, bazen de onlarla cesurca savaşırız. Rüyada mümkün olmayan hiçbir şey yoktur. Uçarız, konarız, aşık olur ya da heyecanlanırız. Bir katilden kaçarız, hatta cinayet işleriz. Gerçekte mümkün olmayacağını düşündüğümüz birçok şeyi rüyalarımızda deneyimleriz. Özlem giderir, hayatta olmayan sevdiklerimize dokunur, onlarla konuşuruz.

İnsanlar rüyaların anlamları olmadığını dile getirdiği ve artık rüyaların önemini kaybettiği zamanlarda Freud çalışmalarıyla rüyanın yaşamımızla ve sağlığımızla ilgisi olduğu düşüncesini ortaya koydu. Freud’un düşüncesine göre rüyaların amacı bizi gerçek dünyanın sıkıntılarından ve mutluluklarından uzaklaştırmaktır ama düşlerimiz gündelik hayatımızdan türüyordur. Freud’a göre rüyalarımızı etkileyen en önemli faktörlerin gündelik hayatımızda yaşadıklarımız ve düşündüklerimiz olduğudur. Gündelik hayatımızda unutmak isteyip unuttuğumuz daha doğrusu kara kutumuza attığımız düşüncelerimizin uykumuzda zihnimizin rahatlamasıyla görselleşmesi de S.Freud’un rüyalarımıza dair bir düşüncesi. Freud, çocukluğumuzun da rüyalarımızda etkili olduğunu savunuyor. Her ne kadar gündelik yaşamımız ağır bassa da çocukluk anılarımız da rüyalarımızı etkiliyor. Freud, psikanaliz esnasında elde ettiği bulguları ölçemeyeceğini ya da tam olarak belirleyemeyeceğini bildiği için hastalarının gördüğü rüyaları kullanırdı. Deneyimlerine göre rüyalar iyice incelendiğinde kişinin bastırılmış arzularını, kaygı veya korkularını açıkça ortaya koyuyordu.

Gizli İçerikli ve Direkt Rüyalar

Freud, rüyaları gizli içerikli ve içeriği açık olan rüyalar olarak ikiye ayırır. Gizli içerik semboliktir, rüyayı gören kişinin altta yatan arzularına tekabül eder. Bu şekilde gördüğümüz rüyalar gizli arzularımızı bize bir nevi sansürle sunar. Böylece bizi yaşayacağımız kaygıdan korur.

Açık bir şekilde ortada olan direkt içerikse genelde günlük olaylara dayanır. Örneğin uzun zamandır cinsel ilişki yaşamamış ve buna ihtiyaç duyan biri, rüyasında cinsel ilişki deneyimleyebilir. Kimle ve nasıl olduğu konusuna gelince, bu detayı yorumlamak çok daha derin araştırmalar gerektirebilir.

İrem Yağcı

Kaynakça:
www.biyografi.info
www.dergipark.gov.tr

Psikolog.org.tr

Uplifers.com

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*