Düşüncelerimizi, Hislerimizi ve Davranışlarımızı Etkileyen Bağırsak Bakterileriyle Tanışın: Psikobiyom

Not: Değerli okurum,
Çeviriyi okumadan önce bir videoyu izlemeni tavsiye ederim çünkü bu çeviri ilgini çektiyse izlemeni tavsiye ettiğim video da ilgini çekecektir. Tavsiye ettiğim video bir klinik psikolog olan Jordan Peterson’ın önceden katıldığı bir podcastten. Videoda kendisine kısaca modern dünyamızda insanların neden daha mutsuz olduğu sorusu yöneltiliyor. Bu soruyu cevaplarken ikinci sebep olarak beslenme şeklimizin bir ilgisi olabileceğini belirtiyor Jordan Peterson. Ben bu araştırma konusunu bu video sayesinde buldum ve ilginç bulduğum için sizinle paylaşmak istedim. Videoyu izlemek isterseniz videonun linkini altta bulabilirsiniz ve dakikayı 3.10’dan başlatın.

Video linki: https://www.youtube.com/watch?v=P-8XbT97Meo&t=190s

Şunu da belirtmek isterim ki yazının orijinal hali çok daha uzun ve bu nedenle çeviriyi yaparken ciddi anlamda yazıyı kısalttım. Bu yüzden anlatım dili biraz kopuk gelebilir ancak zaten olabildiğince ilgi çekici yerleri çevirdiğim için ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

Geçtiğimiz 20 yılda, içimizde yaşayan mikropların vücudumuza ait olan hücrelerden sayıca üstünlüğünün farkedilmesi kendimize olan bakış açımızı tersine çevirdi. Bağırsak mikrobiyomu yaklaşık olarak 2 kilogramdır ve dolayısıyla yaklaşık 1.4 kilogram olan insan beyninden daha ağırdır. Bağırsak mikrobiyomunun vücudumuza olan etkisi beynin etkisi kadar çok olabilir. Bağırsağımızda binlerce tür mikroplar vardır (sadece bakteriler değil, aynı zamanda virüsler, mantarlar ve arkeler dahil). Ve kendi vücudumuzdaki yaklaşık 20 bin gen bu bahsedilen mikrobiyomların içerdiği yaklaşık 20 milyon genle eşleşemez bile.

Epidemiolojik araştırmacılar bağırsak ve beyin arasında etkileyici bağlantılar buldular. Mesela, hassas bağırsak sendromu olan birçok insanın aynı zamanda depresyon problemi var, otizm spektrum bozukluğu bulunan bireyler aynı zamanda sindirim problemleri yaşamaya meyillilerdir, ve Parkinsonlu hastalar kabızlığa yatkındırlar.

Araştırmacılar aynı zamanda antibiyotik alan bireylerde artan depresyon farkettiler (bağırsaktaki bakterilere zarar vermeyen virüs önleyiciler ve mantar önleyiciler hariç). Geçen sene, Leuven Katolik Üniversitesi’nde bir mikrobiyolog olan Jeroen Raes ve meslektaşları, biri Belçikalılar ve diğeri Hollandalılar olmak üzere iki gruptan oluşan 1000’den fazla insanın bağırsak bakterilerini incelediler.
Sonuç olarak, depresyon problemi olan bireylerde aynı iki bakteri türünün eksikliği bulundu. Araştırmacılar, bağırsak mikroplarının beyni nasıl etkileyebileceğinin yollarını anladılar. Bazıları kan aracılığıyla beyne ulaşmak üzere moleküller salgılayabilirler. Başka bir bakteri vagus sinirini uyarabilir. Bakteriyel moleküller, bağırsak duvarında yer alan ve yakın zamanda keşfedilen nöropodlar aracılığıyla vagusa sinyaller yollayabilir.

Ayrıca dolaylı bağlantılar da olabilir. Gitgide, araştırmacılar iltihabı depresyon ve otizm için anahtar etken olarak görmeye başlıyorlar. Bağırsak bakterileri düzgün bir bağışıklık sistemi gelişimi ve muhafazası için çok önemli, ve araştırmalar gösteriyor ki yanlış mikropların karışımı bu süreci raydan çıkarabilir ve iltihaba sebep olabilir. Ve mikrobik ürünler hormonlar ve peptidler salgılayan enteroendokrin hücrelerini etkileyebilir. Bu hücrelerden bazıları sindirimin düzenlenmesine ve insülin üretiminin kontrolüne yardımcı oluyor, ancak bunlar aynı zamanda bağırsaktan çıkıp tüm vücudu dolaşan serotonin nörotransmiteri salgılıyor.

Her ne kadar mekanizmalar hala algılanması güç olsa da, Cryan ve meslektaşları tarafından yapılan hayvan çalışmaları bağırsak mikroplarının beyni etkileyebileceği fikrini destekledi. Parkinson, şizofreni, otizm ve depresyon sorunları olan bireylerin dışkıları farelere ve sıçanlara transfer edildi ve bu fareler ve sıçanlar bu hastalıkların kemirgenlere tekabül eden problemlerini yaşadı. Buna karşılık, sağlıklı insanların dışkılarının transfer edilmesi bazen semptomları rahatlattı. Belli mikropların genç farelerde varlığı veya yokluğu, farelerin erişkinken strese nasıl cevap verdiğini etkiliyor ve başka fare çalışmaları mikropların sinir sisteminin gelişimi üzerindeki rolünü gösterdi.
Strandwitz ve meslektaşları, tek başına kültür ortamında yaşayamayan ve büyümek için gamaaminobütirik aside (GABA) ihtiyaç olan bir bakteriyi izole etti. GABA, beyindeki nöral aktiviteyi kısıtlayan ve düzensizliği depresyon ve başka ruh sağlığı problemleriyle ilişkili olan bir
nörotransmiterdir.

Araştırmacılar şu sonuca vardı: eğer bu bağırsak mikrobu GABA’ya muhtaçsa, başka mikroplar bunu üretiyor olmalı. Bu tür GABA üreticileri psikobiyotik altın madeni olabilir. Strandwitz ve arkadaşları bu bağırsak mikroplarına içinde GABA tüketen bakteri üretme tabağı ekledi. Eğer GABA tüketici büyürse, araştırmacılar bir GABA üreticisini bulduklarına kanaat getirdiler. Araştırmacılar bu keşfi içinde Bactereroides’te olan üç bakteri grubunda buldu.

Araştırmacılar bulgularını yayınlamadan önce 23 depresyon tanısı konmuş insanla beyin tarama araştırması yapmakta olan Weill Cornell Tıp Bilimleri Enstitüsü ile bir takım oluşturdular. Sonuç olarak, Bacteroides bakterisi az bulunan bireylerin prefrontal cortexinde güçlü hiperaktivasyon paternleri bulundu. Bu hiperaktivasyon bazı araştırmacılar tarafından daha önce ağır depresyonla ilişkilendirildi.

Holobiome (araştırmaları yürüten şirket), bu bakteri türünün sıçanların sindirim sisteminde GABA ürettiğini keşfetti ve bu durum aslında beyindeki GABA seviyesinin artışına sebep olabilir. Ve şu bulundu: bu GABA üreticileri bir depresyon semptomu olan öğrenilmiş çaresizliği bu hayvanlarda azalttı. Strandwitz’in ortak yazarı ve bir mikrobik ekolog olan Jack Gilbert’te GABA üreten bakterilerin
sıçanlardaki iyileştirici potansiyelini test etti. Araştırmayı yapan grup ve Holobiome, ikisi de bu sıçanların rahatsız edici sıcaklıkta olan yüzeylerde daha uzun kaldığını gözlemledi, muhtemelen GABA onları sakinleştirdiği için.

 

Çeviren: Mikail Yayan

Kaynak: https://www.sciencemag.org/news/2020/05/meet-psychobiome-gut-bacteria-may-alter-how-you-think-feel-and-act

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*