Duygusal Acı Odanızı Boşaltın

Acı odanızın zehirli içeriğinin hayatınızı sonsuza kadar kirletmesini engellemenin tek yolu onu boşaltmaktır. Aynı zamanda, acı odanızın “nükleer” gücü göz önüne alındığında, böyle bir fikre isteksiz olmanız ve düpedüz direnç göstermeniz doğaldır. Ancak, kesinlikle hoş bir deneyim olmasa da hem mesleki hem de kişisel deneyimime dayanarak sizi temin ederim ki, bunu yapmak katartik (duygusal boşalım) ve nihayetinde özgürleştirici olacaktır.

“Roma’ya giden pek çok yol var” dedikleri gibi başka bir deyişle, acı odanızı boşaltmanın birçok yolu vardır. Meditasyonu, grup inzivalarını, okumayı, arkadaşlarınızla konuşmayı kullanabilirsiniz ve belki de tavsiye ettiğim en etkili yol, duygusal acınızı serbest bırakmanın duygusal açıdan zorlu sürecinde size rehberlik edebilecek ve destek olabilecek eğitimli bir ruh sağlığı uzmanıyla çalışmaktır.

Acı odanızı boşaltmak, odayı açma cesaretine sahip olmayı ve onlarca yıldır içeride tuttuğunuz tüm acıların dışarı çıkmasına izin vermeyi içerir. Bunca yıl boyunca tüm o acıyı sakladığınız ve kesinlikle o acıyı yeniden hissetmek istemediğiniz düşünülürse, bu gerçekten korkunç bir çaba gibi görünebilir. Açtığınızda acı odanızdan dışarı taşacak olan “kaynar” duygu tsunamisinin hem ruhunuzu yakacağını hem de ruhunuzu boğacağını düşünebilirsiniz.

Yine de deneyimleyeceğiniz duyguların ezici hacminin ve gücünün korkusu, muhtemelen düşündüğünüz kadar aşırı değildir. İşte nedeni burada. Duygusal yükünüzü ilk kez gençken zorunluluktan ve bilinçli bir seçim olmadan yarattınız; acınızı mümkün olan herhangi bir şekilde uyuşturmak için çaresizdiniz ve duygusal yükünüzün, gençken bir süre size yardımcı olan duygusal yükünüzün, siz yetişkinliğe geçerken hayatınızın pek çok alanında sizi geri tutacağını muhtemelen bilemezdiniz. Zor durumunuzu daha üretken ve duygusal olarak besleyici bir şekilde ele almak için ne deneyime, içgörüye, bakış açısına, ne duygusal olgunluğa ne de araçlara sahiptiniz ve acınızı süzmek için bu nitelikler olmadan, onu kafanıza vurulmuş bir alet gibi hissettiniz.

Ama o zamanki sen, şimdiki sen değilsin. Arkanızda onlarca yıllık yaşam deneyimiyle, şimdiki zamanda o acı verici çocukluk duygularını filtreleyebileceğiniz özelliklere sahip olabilirsiniz. Sonuç olarak, acı odanızı açtığınızda ve bu duyguların sizin aracılığınızla dışarı akmasına izin verdiğinizde; üzüntü, öfke, utanç, suçluluk veya korku gibi aynı duyguları hissedersiniz, ancak bunların hacmi çok daha düşüktür ve bu nedenle neredeyse ne acı verici ne de hissedilmesi korkutucu değildir. Ve bu katartik deneyimde, bundan kaynaklanan acının dayanılmaz olacağı ve hatta belki de sizi yok edeceği korkusuyla artık duygusal yükünüz tarafından yönlendirilmeniz gerekmediğinin farkına varırsınız.

Bu arınmanın bir diğer önemli kısmı, acı odanızda depoladığınız duyguların nereden geldiğini anlamaktır. Bazı durumlarda, örneğin ebeveynlerinizden biriyle olan ilişkiniz veya çocukken zorbalığa maruz kalmanız nedeniyle bu bağlantıyı kurmak kolay olabilir. Diğer durumlarda, örneğin, kötü niyetli bir ilişkiden zor anıları ortaya çıkarmak daha zor olabilir. Her iki durumda da acı veren duyguların kökenini anlamak, size onlar üzerinde daha büyük bir kontrol duygusu verebilir (“Şimdi neden böyle olduğumu biliyorum.”). Kendinizden ziyade başkalarına sorumluluk vermenize yardımcı olabilir (“Benim hatam değildi!”). Bu içgörüler aynı zamanda o zamanlar kim olduğunuzu şu an olduğunuz kişiden ayırmanıza ve bu geçmiş duyguları mevcut yaşamınızdan ayırmanıza da olanak sağlayabilir.

Acı odanızı boşalttığınızda hem kısa vadeli faydalar hem de şükür ki uzun vadeli ve uzun ömürlü faydalar da vardır. Şimdiki zamanda, acı odanızı boşaltırken ve odanızda uzun süredir sakladığınız çocukluk duygularını yeniden yaşarken bazı duygusal acıları deneyimleyeceksiniz. Neyse ki, az önce bahsettiğim gibi, bu duygular gençliğinizde olduğu kadar acı verici değil. Ayrıca, acı odanızın oluşmasına yol açan duygusal yükünüzün (örneğin, ebeveynler) nedenlerini kabul ettiğinizde, bazı ek duygusal acı (örneğin, öfke, üzüntü) olabilir.

Ancak uzun vadeli faydalar, kısa vadeli faydalardan çok daha ağır basacaktır. Artık bir korku halinde yaşamanız gerekmeyecek çünkü sizi korkutan şey, artık hayatınızdaki duygusal bir güçten ziyade sadece talihsiz ve üzücü bir anı. Kendinizi önceden olduğunuz kişi olarak değil, şimdiki olduğunuz kişi olarak görebilirsiniz. Buna bağlı olarak, başkalarının size dayattığı veya gençken koruyucu bir strateji olarak benimsediğiniz değerler yerine, bilinçli olarak seçtiğiniz değerler, tutumlar ve inançlar üzerinden hayatınızı sürdürebileceksiniz. Artık algılanan tehditlere karşı kendinizi savunmanız gerekmeyeceğinden, yaşamla meşgul olacak, hayallerinizin peşinden gidecek ve başkalarıyla açık ve sıcak bir şekilde bağlantı kuracaksınız. Hayatın sunduğu tüm olumlu duyguları deneyimleyebileceksiniz çünkü artık kendinizi hayatın kaçınılmaz bir parçası olan olumsuz duygulardan korumanıza gerek kalmayacak.

Son olarak, acı odanızı boşalttığınızda ve içindekilerden korkmaktan kurtulduğunuzda, hayatınızı önceden kim olduğunuzdan çok şimdi kim olduğunuza göre yaşamakta özgür olacaksınız. Ve sonunda, geçmişinizin sizi yakalayacağı korkusuyla sürekli endişelenmek veya kötü düşünmek yerine ileriye bakarak yaşamak istediğiniz hayatı sürdürebilirsiniz.

 

Kaynak: Psychology Today

 

Zeynep Sude Yıldız

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*