Kakao Çekirdeğinden Zihinsel ve Fiziksel Sağlığa

Çikolatanın tarihi, Güney Meksika’nın Olmec uygarlığına kadar izlenebilir. Olmeclerin kakaoyu tören içeceği yapmak için kullanmalarının yanı sıra, bu bilgileri Orta Amerika Mayalılarına aktardılar. Maya yazılı tarihinde, kutlamalarda ve önemli işleri sonuçlandırmak için kullanılan çikolatalı içeceklerden bahsedilir. Aztek halkı ise yiyecekleri ve diğer malları satın almak için kakao çekirdeklerini de kullanmıştır çünkü Aztek kültüründe kakao çekirdekleri altından daha değerli kabul edilirdi. Çikolatanın Avrupa’ya nasıl geldiği hakkında çelişkili raporlar olmasına rağmen ilk olarak İspanya’ya geldiği konusunda anlaşmaya varıldı.

Çikolata iyi bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidanlar, hücrelerin çalışma talimatlarını içeren DNA’ ya zarar veren reaktif oksijen molekülleri olan serbest radikalleri temizler. Serbest radikaller kolestrolü oksitleyerek kalp hastalığına ve sertleşmiş arterlere yol açar. Serbest radikaller ayrıca vücudun her yerinde kanser ve dejeneratif hastalıklarla bağlantılıdır. Beyin, yüksek miktarda oksijene maruz kaldığı için serbest radikallere karşı özellikle hassastır, vücudumuzdaki oksijenin yaklaşık %20’sini tüketir.

Serbest radikaller yaşlanmayla artar, bunun yanında Alzheimer hastalığında bilişsel gerilemeye ve hafıza kaybına neden olur. Kakaodaki flavanollerin, nöron onarımını sağlamak ve uzun süreli belleğe yardımcı olmak için sinyalleri güçlendirdiğii ve ayrıca serebral kan akışını artırdığı görülüyor. Frontiers’da 2017 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre kakao polifenollerinin nöro koruyucu olması sayesinde Alzheimer hastalığının semptomlarını geciktirebildiği ve kardiyovasküler fonksiyonu iyileştirebildiği söylenebilir.

Çikolatanın psikolojik ve fizyolojik etkileri üzerinde biraz daha konuşacak olursak bitter çikolata; içeriğindeki kafein ve teobromin sayesinde artan uyanıklık ve ruh halinde iyileşme gibi etkilerinin yanında serotonin, triptofan gibi nörotransmiter moleküllerine benzer biyojenik aminler (ruh hali iyileştirme ve kaygı azaltmada etkili) ve tiramin (dopaminin öncüsü, ödül nörotransmiteri) vardır. Ayrıca içeriğinde bulunan feniletilamin sayesinde dopamin salınımı artar, dopamin pekiştirmeye de yardımcı olur yani tekrar tekrar bir şeyler yapmaya motive eder. 13.000’den fazla ABD’li yetişkin üzerinde yapılan bir kesitsel araştırma, önceki 24 saat içinde bitter çikolata yiyen kişilerin depresyon bildirme olasılığının %70 daha az olduğunu gösterdi. Sağlıklı orta yaşlı bireylerle yapılan ve plasebo kullanılan randomize bir başka denemede, yüksek doz kakao alımının 30 gün boyunca ruh halini iyileştirdiği görüldü.

New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi’nden Dr. Helen Fisher ve ekibine göre, romantik bir ilişkinin başlarında, sağ kaudat çekirdek ve sağ ventral tegmentum adı verilen bölgelerin aracılık ettiği, beynin zevkli bir ödül arayışına odaklandığı görülüyor. Aynı bölgeler çikolata yenildiğinde de aktif hale gelir. Aşık olan kadınlar ve erkekler arasında farklılıklar görülmektedir. Aşık bir kadın, partnerinin fotoğraflarına baktığında belki de onlarla olan geçmiş deneyimlerine daha fazla dikkat ederek hafıza bölgelerini sorgular. Erkek ise cinsel uyarılmaya aracılık eden görsel alanlarda ekstra aktivite gösterir.

Çikolata, öfori duygusu yaratan aşık olma hissine benzer doğal maddeleri içermesinin yanında aynı zamanda esrarınkine benzer yine öforik etkiler üreten psikoaktif maddeler içerir. Bitter çikolata, depresyon ve anksiyete üzerinde kısa vadeli düzenleyici etkiye sahiptir ancak uzun vadeli etkileri belirsizliğini koruyor. Bir diğer husus çikolatanın, migreni tetikleyebileceğini veya uykusuzluğa (insomnia) neden olabileceğini gösteriyor.

 

Çiğdem Yaren DÜZGÜN

Psychology Today

https://www.history.com

https://www.newscientist.com

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*