Korkulu Bağlanma Stilinin Kalıtsallığı

Bir insan, çoğunlukla çalkantılı bir ilişki tecrübesinden sonra geriye bakar ve yaşadığı ilişkiyi tartar. Bu noktada (eğer bir suistimalin kurbanıysanız bu sizin için geçerli değil) bazen şu görülür ki kişi kendisi için pek de ulaşılabilir olmayan bir partner seçmiştir ya da ilişkiyi erkenden kendisi bitirmiştir çünkü gelecekte olabilecek bir reddedilişten fazlasıyla korkmuştur. Muhtemelen bu kişi gelişmekte olan ilişkinin belirsizliğini tolere edememiştir. Bir kere problemin başkalarında değil kendisinde olduğunu anlayınca bu kişi, kendisini daha yakından inceleyebilir. Sonuç olarak da bu kişi aslında korkulu bağlanma stiline sahip olduğuna kanaat getirebilir.

“Ama çocukluğumda bana bu kadar kötü hiçbir şey olmadı ki! Neden böyle hissediyorum?”

Bu söylem dolaylı ya da dolaysız olarak korkulu bağlanma stiline sahip olduğunu keşfetmiş insanlar tarafından çokça söylenir. Korkulu bağlanma stili, ilişkiler hakkında şiddetli endişelere sahip olmakla birlikte aynı zamanda kişinin yakın olmak istediği kişilere karşı güvensizliği ve bu kişilerden kaçınmasıyla ilişkilendirilir. Duygusal olarak bu insanlar endişeli ve depresif hissederler. Dahası, bu insanlar genelde kendileri için erişilebilir olmayan veya istismarcı olan insanlardan hoşlandıklarını, ayrıca sağlıklı bir ilişki kurabilecekleri insanlardan yüz çevirdiklerini belirtirler.

Bağlanma teorisi, insanların tehdit altında veya hassas oldukları zamanlarda daha güçlü insanlardan veya gruplardan yakınlık ve koruma aradığı bir sosyal savunma sisteminden bahseder. Çocuklukta, çocuklar birincil olarak ebeveynleriyle yakınlık isterler. Eğer ebeveynler samimi, erişilebilir, ve duyarlıysalar çocuklar güvenli bağlanma stilleri geliştirirler. Bu durumda ebeveyn, konfor alanı sağlayarak ve çocuğun düşüncelerinin düzenlenmesini sağlayarak çocuğun sıkıntılı duygularının düzenlenmesini sağlar.

Öte yandan korkulu bağlanma stilinde tipik olarak kişinin kaoslu bir aile geçmişi vardır ya da suistimale uğramıştır. Bu durumlarda korkmuş çocuk aslında korkunun kaynağı olan ebeveynlerle yakınlık kurmakta zorlanır. Bu durumda çocuk rahatlatılmamıştır, duyguları ve düşünceleri düzenlenmemiştir, sosyal çevreye yeniden katılması sağlanmamıştır. Hal böyleyken çocuk karmakarışık bir duygu durumuyla ve başa çıkma mekanizmasıyla kalmıştır.

Ama korkulu bir bağlanma stilinin gelişmesi için, ebeveynin aleni olarak suistimalci veya bir korku kaynağı olmasına gerek yok.

Eğer ebeveynin kendisi genel olarak korkulu ve disregüleyse çocuk ebeveynin korkusunu hisseder ve kendisini tam anlamıyla koruyamayacağını anlar. Bu durumda çocuğun yakınlık arayışı konfor, duygusal düzenleme, veya zihinsel organizasyon sağlamayabilir. Buna yakın bir sonuç, ebeveynin duygusal olarak donuk olması ve duygusal olarak kendini ifade edememesiyle de olabilir. İki durumda da, ebeveynler konfor ve güvence sağlayamamıştır ve bu durum korkulu bağlanma stiline sebep olabilir. Korkulu bağlanma stiline sahip ebeveynler, bu korkulu bağlanma stillerini çocuklar doğrudan travmatik bir olay yaşamasalar bile çocuklarına geçirebilirler.
Bağlanma stillerinin kuşaklararası bulaşımıyla ilgili yapılan araştırmalar çocuklarla ve çocuklara bakan birincil kişilerin bağlanma stilleri arasında çok yüksek korelasyon buldu. Bir çocuğun annesiyle aynı bağlanma stiline sahip olma ihtimali %70 ve normal koşullarda %65 ihtimalle erişkinlik döneminizde ki bağlanma stiliniz çocukluğunuzdaki bağlanma stiliyle aynı olacak. Yani, bağlanma stillerinin kuşaklararası bulaşıcılığı ve bağlanma stillerinin istikrarı açısından güçlü kanıtlar var.

Epigenetik alanında yapılan yeni araştırmalar korkulu bağlanma stilinin bir jenerasyondan sıradaki jenerasyona genetik aktarımlarla aktarılabileceği ile ilgili kanıtlar sağladı.

Ebeveynlikle ilgili araştırmalar genel olarak gösterdi ki annenin çocuğuna daha az bakım sağlaması, vücuttaki oksitosin ile ilgili olan genlerin daha az etkin olmasıyla ilgili. Oksitosin, başkalarıyla sosyal bağ kurarken ödül hissetmemiz için önemlidir. Dolayısıyla, anne bakımıyla ilgili gen ifadesi birini sosyal bağlardan daha kopuk ve daha kaçınmacı yapabilir.

Eğer korkulu bağlanma stiline sahipseniz ve nereden geldiğini bilmiyorsanız, ebeveynleriniz ve büyükebeveynlerinizi tekrar bir düşünün. Bu size kendi duygularınız ve kişiliğinizle ilgili bazı ipuçları verebilir; ve kim bilir, belki uzun zaman önce geliştirmeyi bıraktığınız bazı ilişkileri tekrar geliştirmeyi düşünürsünüz.

 

Yazan: Mikail Yayan

Kaynak: psychologytoday.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*