Koronavirüsü Karşısında Kişisel Bakım İçin Alıştırma Yapmak

Şüphesiz eşi benzeri görülmemiş bir zamanda yaşıyoruz. Hepimizin cevap arayışında olması normal. Ne zaman bitecek? Evlerimizde daha ne kadar hapis kalacağız? Market rafları yeniden doldurulacak mı? Kimler hayatta kalacak ve kaç can kaybı verilecek? Bunlar korkutucu varoluşsal kaygılar, en kibar şekliyle. Ve tabii ki, sessiz azınlığın daha derin hikayeleri var. Grip mevsiminde bağışıklığı baskı altında olup evden çıkmayan bireyler; hayatı boyunca hiç hasta olmamaya dikkat eden bireyler. Kimsenin temel ihtiyaçlarına yardım etmediği daha yaşlı bireyler. Düzenli olarak tedavi gören ve tedavisini güvenli bir şekilde alabileceğinden emin olmayanlar. Bütün bunların ortasında, zihinsel huzursuzluk çoğumuzu diken üstünde tutuyor. Çok fazla belirsizlik var. Hal böyle olunca, sınır koyabilmek ve hayır demeyi öğrenmek anahtar.

Bu salgının, geçimini sağlamaya çalışan sayısız hizmet çalışanları için sonuçları var. Pek çok makalenin de haklı olarak belirttiği gibi sosyal izolasyon ve karantina, bundan önce ayrıcalığı ve imkanı olanlar için çok daha erişilebilir. Birçok mühendis ve veri analizcisi evde kalabilir. Peki ya işten çıkarılan ve nasıl kirayı ödeyeceklerini düşünen sayısız insanlar? Şüphe yok ki, az ya da çok bu salgından hepimiz etkileniyoruz.

 Evde olduğumuz için az zamanda daha çok iş yapabiliriz düşüncesi var. Ne var ki, klinik depresyonla birlikte odak ve dikkat azalabilir. Konsantrasyon azalabilir. Umutsuzluk ve tükenmişlik hisleri meydana çıkabilir. Şunu biliyorum ki, koronavirüsünün etkileri birçok temel depresyon semptomlarının benzeri. Nasıl olmasın ki? Haberleri okuyorum. Sürekli iptal edilen randevular, evliliğin ne zaman olacağı merakı, dişçi randevusunun hep ertelenmesi, zaten dolup taşmakta olan bardağın üstüne bu olanlara kafa yormak çok daha yorucu.

Bu zamanlarda ortaya çıkabilecek varoluşsal sorular ve endişeler de işin içine girince, daha sessizlik ve daha az dikkat dağıtıcı şeylere ihtiyaç duymamız doğal. Bazı haberler güzel olabilse de, hala bizi kolayca diken üstünde tutabilecek çok şey var. Sosyal medya bizi birbirimize bağlı hissettirse de, aynı zamanda tüketebilir de. Hakikat şu ki, bu zamanlar hep ihtiyacınızın olduğunu bildiğiniz sağlıklı davranışlara entegre olmanız için bir fırsat olabilir. Meditasyon, dijital ortamdan bir süre uzaklaşma ve günlük yazma gibi. Duş alın, kendinize bolca zaman tanıyın. 

Farkında olun ki, panik normal ve bunu bir kenara itmeye çalışmayın. Kendinize ekstra olarak dikkat edin. Sonuçta uyku, beslenme, egzersiz ve zihinsel rahatlama sizi güçlü tutabilecek kritik unsurlar. Kendinize ve halka bir kıyak yapın. Bulabileceğiniz yerlerde teselli ve umut arayın. Favorilerimden biri olan mutasavvıf ve bilge Mevlana’nın söylediği gibi: “Bırak sular durulsun , o zaman ay ve yıldızların yansımasını kendi varlığının aynasında göreceksin.”

 

Çeviren: Mikail Yayan

Kaynak: Psychology Today

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*